Parç nedir, Parç ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Şişman adam.

Topraktan yapılmış yoğurt kabı.

Emzikli testi, topraktan yapılmış ibrik.

Bakır su tası.

Bakır su tası, maşrapa.

Su tası.

Teknik terim anlamı:

Bakır su bardağı. (Başkışla Karaman Konya).

Parç ile ilgili Cümleler

  • “Bir dilenci çocuğuna dayak attığını görmüş, yüreği parçalanmıştı.”
  • “İçini parça parça etmekle beraber Azize'nin feryadı ona tabii gelmeye başlamıştı.”
  • “Ama iktisadi bunalım ayyuka çıktı maşallah, yurttaşın yüzünden düşen bin parça olacak.”
  • Kendini hiç daha büyük bir resmin parçası olarak görüyor musun?
  • Amaçlarını bir kağıt parçası üzerine yaz.
  • Web, yaşlı insanların anlamadığı yeni ekonominin bir parçasıdır.
  • Satürn buz ve tozdan oluşan 1000'den fazla halka ile çevrilidir. Halkaların bazıları çok ince ve bazıları çok kalındır. Halkalardaki parçacıkların boyutları çakıl boyutundan ev boyutuna kadar değişir.
  • Parçaların çoğu yerine oturduğu için montaj gerçekten kolaydı.
  • Tek bir parça delil yoktu.
  • “Lado üçünde kadınlardan dayak yedi. Şeytanının zinciri koptu. İki yeleği parça parça edildi.”
  • Parçalanmış bir bayrak rüzgarda dalgalanmaya devam ediyor.
  • Ben soğanı parçalara bölüyorum.
  • Tom'un komplonun bir parçası olduğunu düşünüyorum.
  • Orkestranın çaldığı parçanın adı nedir?
  • Bu müzik parçası benim çalmam için çok fazla zor.
  • Sen ekmeği iki parçaya böldün, değil mi?
  • “Yusuf için her fedakârlığa razı idim. Fakat buna imkân göremiyordum. İçim parçalandı.”
 

Parç ile ilgili Atasözü veya Deyim

ağzını burnunu dağıtmak (veya kırmak veya parçalamak) : aşırı bir biçimde döverek perişan duruma getirmek.

burnundan düşen bin parça olmak : çok asık suratlı olmak.

içi paralanmak (veya parçalanmak) : birine acıyarak çok üzülmek.

içini parçalamak (veya parça parça etmek) : çok üzülmek, aşırı derecede sıkılıp harap olmak.

kaç parça olayım : “birçok iş karşısında, hangi birine yetişeyim!” anlamında kullanılan bir söz.

kalbi parçalanmak : yüreği parçalanmak.

parça parça etmek : parçalara ayırmak.

parçalı bohça gibi : birbirini tutmaz parçalardan oluşan.

suratından düşen bin parça olmak : öfke veya küskünlükten ileri gelen can sıkıntısıyla suratı asık olmak.

yüreği parça parça olmak : pek çok acımak.

yüreği parçalanmak : çok acımak.

yüzünden düşen bin parça olmak : öfke veya küskünlükten ileri gelen can sıkıntısıyla suratı asık olmak.

Parç tanımı, anlamı

Alfa parçacığı : Eksiciklerini yitirmiş, helyum öğeciği çekirdeği. x; ışınetkin parçalanmada yayımlanan , güçlü yükünleştirici özellikte, iki proton ile iki nötrondan oluşmuş He çekirdeğine özdeş temel parçacık. Bir nükleer bozunma sırasında yayınlanan helyum-4 çekirdeği

 

Alfa parçacıkları : Radyonüklidlerden yayınlanan iki proton ve iki nötrondan oluşan bir helyum atomunun çekirdeği.

Altlık parçası : Pis ve kirli su kolonlarının yağmur borularının altına konan özel parçası.

Antijen bağlayan parça : Bir antikor molekülünde antijenle bağlanan kısım, fab.

Artı parça : E doğrusal örgüsünün bir öğesi için, x v O öğesi. x+.

Bağlantı parçaları : Boruların birbirlerine eklenmelerini kolaylaştıran özel parçalar.

Bulaşıcı protein parçacığı : Prion.

Bulaştırıcı parçacık : Bulaşım yaratan parçacık, bulaşkan da denir.

Çekirdek parçacığı : Atom çekirdeğinde bulunan temel parçacıklara verilen genel ad.

Çekirdek parçalanması : Hücre çekirdeğindeki kromatin granüllerinin hücre sitoplazmasına dağılarak çekirdeğin parçalara ayrılması, karyoreksis.

Çekirdeksel parçalanım : Bir çekirdeğin alfa parçacıkları, önelcikler, ikincik ya da ılıncaklarla dövülmesi sonucu ya da doğal ışımetkinlikle bir ya da birçok parçacık salarak parçalanma süreci.

Çoğuz parçalanması : Dev moleküllerin, daha küçük molekül ağırlıkları ve değişik kimyasal yapıları olan birimlere dönüşmesi. ","1981.

Deneme parçası : Duyarlık ölçümünde kullanılmak üzere alıcıya takılan filmlerin ucunda yer alan, üzerinde her biri öncekinden belli ölçüde ışıklanmış resimler sıralanmış parça.

Dönge parçası : Verilen bir döngede bir yayla bunu gören kiriş arasında kalan bölge.

Eksi parça : E doğrusal örgüsünün bir öğesi için, öğesi. x-.

Film parçası : Bir filmden alınmış, çıkarılmış bölüm.

Fisyon parçaları : Nükleer fisyon sonucu açığa çıkan kinetik enerjili yeni fisyon parçaları.

Genel satağın parçalara bölünmesi : Halkın bir markaya güvenmesi ve çeşitli mallar alması yüzünden satağın kimi kümelere ayrılmış olması.

Genleşme parçası : Isınan borunun uzayan miktarını gövdesinde yok eden parça ya da atnalı boru. (omega).

Gerçek parça : Z=a+ib karmaşık sayısı için, a gerçek sayısı. Ge(z) ,Re(z).

Geritepki parçacığı : Bir çarpışma ya da bir taneciğin ayrılması sonucu devimime başlayan ana parçacık.

Işığın parçacık kuramı : Işığın çok küçük hızlı taneciklerden oluştuğunu ileri süren Newton kuramı.

Işıl parçalanım : Bir öğecik çekirdeğinin ışınım erkesi etkisi ile parçalanması.

Işımetkin parçalanım : Bir ışımetkin çekirdeğin parçacıklar ve ışınımlar salarak, daha yeğni ve kararlı bir çekirdeğe dönüşümü.

Işınetkin parçalanma : Bir kimyasal öğede atomların kendi kendine parçalanması, a ışınlarını yayarak atom ve kütle sayısının değişmesi, böylece başka bir öğenin oluşması. U238 in parçalanmasından kurşun (Pb206) doğar. Işınetkin özdeklerin, çekirdeklerinden kimi temel parçacık ya da ışınımlar salarak başka öğelere dönüşme süreci.

İçgüdü parçası : Yaşam ya da ölüm içgüdüsünün bilinçli yaşantılarda herhangi bir biçimde belirmesi.

İki parçalı pul : Ayakkabıların, yemenilerin yan kısımlarını sağlamlaştırmak için kullanılan erkek ve dişi iki bodur, küçük çivicikten oluşan düzen. (Maraş).

İnce parça : Henle kulpunun üst düz parçalarının devamı olan ve çapı en dar olan borucuklar, inen Henle.

Karşı parçacık : (anti-partikül) Kütlesi ve spini elemanter parçacıkla aynı olmasına karşın, zıt elektrik yüklü olan parçacık.

Katalitik parçalanma : Katalizör kullanarak bir kimyasal madde molekülünün kararlı veya daha az kararlı daha küçük moleküllere parçalanması.

Klenow parçası : DNA nükleotit dizilerinin bulunmasında kullanılan polimeraz ve ekzonükleaz faaliyetlerine sahip DNA polimeraz I enziminin parçası. Klenow fragmenti.

Mekanik parçalanma : Günlük sıcaklık ayrımlarının güçlü olduğu karasal iklimlerde, özellikle çöl ve dağlarda, yerli kayaçların, ısınıp soğuma, donma, çözülme olaylarının birbirini izlemeleri sonunda çatlayıp ufalanmaları.

Mistik parçalanma : Şaman olabilmek için geçirilmesi gereken ruhsal yaşantıların en önemli evresi.

Motorun devingen parçaları : Motorun tokaç kolları, andingil ve düzentekerden oluşan devingen parçaları.

Motorun durağan parçaları : Motorun yuvgular ve yağlıktan olu|an devinmeyen parçaları.

Okazaki parçaları : Escherichia coli'de DNA replikasyonu sırasında replikasyon çatalından uzaklaşarak her biri 1000-2000 nükleotit uzunluğunda sentezlenen DNA parçaları. Kesik DNA zinciri.

Okazaki parçası : DNA üretimi sırasında kesintili olarak oluşturulan ve daha sonraki aşamada bir ip hâline getirilen DNA parçaları.

Ozmotik parçalanma : Seyreltik bir çözeltiye yerleştirilen hücrenin parçalanması.

Ölçekdeş doğru parçaları : S belirli bir uzunluk birimi ve m, olmak koşuluyla, uzunlukları ms ve ns olan iki doğru parçası.

Örnek parça : Boya, cila, ya da verniğin mobilyada vereceği görüntüyü önceden saptamak için üzerinde çalışılan özel parça.

Parça almak : Biyopsiyi gerektiren incelemelerde canlının belli bir yerinden doku parçası çıkarmak.

Parça bacak : Bölük pörçük, parça parça.

Parça başına çalışma : Çalışmayı parça başına alacağı ücretle değerlendirme.

Parça başına işçilik : İşçiye birim başına belli bir ücretin ödenmesi yöntemi.

Parça başına ücret : Ücretin parça başına belirlendiği sistem. karşılığı akord ücret sistemi.

Parça borcu : Ferden muayyen borç.

Parça buçuk : Bölük pörçük, parça parça.

Parça etkisi : Fotokatodun yüzeyinden sabit şiddet ve bileşimde ışığın dar bir hattı geçtiği zaman fotokatodun verimindeki sapma.

Parça kesek : Bölük pörçük, parça parça.

Parça mal : Yapıldıkları işlenmemiş özdeklere göre adlandırılan ve parça olarak alınıp satılan mal.

Parça pıldırım : Bölük pörçük, parça parça.

Parça pırçik : Parça parça.

Parça pincik : Bölük pörçük, parça parça.

Parçacık akı yoğunluğu : Dt zaman aralığmdaki parçacık akı artışı olan d0'nün], dt'ye oranı.

Parçacık akısı : Kesiti "da" olan bir küre üzerine gelen dN parçacık sayısının da'ya oranı.

Parçacık biçimi : Parçacıkların bulundukları yere göre aldıkları biçim.

Parçacık büyüklüğü : Parçacıkların oylum olarak ortalama büyüklüğü.

Parçacık hızlandırıcısı : Yüklü öğeciksel parçacıkları, uyguladığı elektriksel ve mıknatıssal alanlar etkisiyle hızlandıran aygıt.

Parçacık ışınımı : Güneş ve yıldızlardan çıkıp , uzaya yayılan, daha çok proton ve elektronlardan oluşmuş, yüksek erkeli parçacıklar.

Parçacıklar arası uzaklığı : Parçacıklar arasındaki ortalama uzaklık.

Parçacıklı : Parçacığı olan, partiküllü.

Parçah düzgün çevirge : Düzgün eğrilerin birleşiminden oluşturulmuş kapalı eğri.

Parçak purçak : Bölük pörçük, parça parça.

Parçal : Kesinti, ulak. Kalan, faiz: Niye paranın parçalını alıyı?.

Parçalak : Lahana.

Parçalanış oyutu : K oyutu ile kertesi 1 den büyük ya da eşit olan bir çokterimlisi için, k nın aşağıdaki koşulları gerçekleyen F genişlemesi : a) olarak doğrusal çarpanlara ayrılır, b) F, f nin tüm köklerince üretilir.

Parçalanma anemisi : Mikroanjiyopatik hemolitik anemi.

Parçalanma deseni : Kütle spektrometresinde oluşan hidrokarbonların karakteristik spektrumları.

Parçalanma hemolizisi : Mikroanjiyopatik hemolizis.

Parçalanma tepkimesi : Büyük bir molekülden daha küçük parçalar meydana getirmek için kimyasal bağların parçalanmasını sağlayan kimyasal bir tepkime.

Parçalanma ürünleri : Yaşayan hücrelerde ve dokularda biyokimyasal ve fizyolojik olaylarla madde yapımı veya madde yıkımı işlemleri sırasında oluşan daha küçük moleküllü bileşikler.

Parçalanmah : Çok sinirlenmek.

Parçalanmış büyüme : Aynı bireyde türlü özelliklerdeki büyüme hızının birbirinden oldukça farklılık göstermesi.

Parçalanmış mallar : Üretimi alt süreçlere ayrıştırılabilen ve maliyet üstünlüğüne göre farklı mekanlarda parça parça üretilebilen mallar.

Parçalanmış üretim : Üretim sürecinin bir bölümünün ülke içinde veya dışında farklı bir yere kaydırılması.

Parçalanmış üretim sistemi : Sözleşmeyle birbirine bağlı çok sayıda üretici tarafından parçalanmış malların üretildiği üretim sistemi.

Parçalattırma : Parçalattırmak işi.

Parçalattırmak : Parçalama işini yaptırmak.

Parçalayabilme : Parçalayabilmek işi.

Parçalayabilmek : Parçalama imkânı veya olasılığı bulunmak.

Parçalayıcı : Dönen bıçakları yardımıyla, gıdaları ve yemleri kesmeye, parçalamaya, karıştırmaya veya sıvılaştırmaya yarayan elektrikli alet, blender.

Parçalı aytutulması : Ay'ın yalnız bir parçasının Yer'in gölge konisine girip çıkması sonucu görülen, Ay tekerinin yalnız bir parçasının kararıp tekrar açılması olayı.

Parçalı baskı silindiri : Kalınlık makinesinde değişik kalınlıktaki parçaların makineye verilmesini sağlayan dilimli baskı düzeni.

Parçalı çember : Ağır taşıt lastiklerinin kolay sökülüp takılabilmesi için kenarı ayrılabilen, iki ya da üç parçadan oluşan çember.

Parçalı doğrusal katmanlı uzay : Yerel konaç dizgesi Öklit uzayındaki parçalı sürekli işlevlerden elde edilen katmanlı uzay.

Parçalı düzgün eğri : Düzgün eğrilerin birleşiminden oluşturulmuş bir eğri.

Parçalı güntutulması : Güneş tekerinin yalnız bir parçası üstüne Ay gölgesinin düşmesi sonucu görülen güntutulması.

Parçalı kırık : Kırık ocağında, parça sayısının ikiden fazla olduğu kemik kırığı, kommunitif kırık.

Parçalı komedi : Sahneleri birbirine bağlı olmıyan komedi.

Parçalı komedya : Bölümcükleri ya da bölümleri birbirine bağlı olmayan, Fransa'da ortaya çıkan ve tutulan komedya biçimi. Bölümcükleri (Meclisleri) ya da bölümleri birbirine bağlı olmayan komedi türü.

Parçalı pürüzsüz eğri : [Bakınız: çevirge].

Parçalı sürekli işlev : Tanım kümesi, üzerinde ayrı ayrı sürekli ve sınırlı olduğu sorulu çoklukta altkümeye ayrılabilen işlev.

Parçalı sürekli türevlenebilir fonksiyon : Türevi parçalı sürekli olan fonksiyon.

Parçalı süreklilik : Bir fonksiyonun parçalı sürekli olması özelliği.

Parçalı tarz : Büyük bir topluluğun, geniş bir bütünün çeşitli ve en canlı parçalarını alıp yan yana dizmek suretiyle o bütünü anlatan yazı tarzı.

Parçalı türevlenebilir fonksiyon : Tanım bölgesi fonksiyonun türevlenebilir olduğu alt bölgelere ayrılabilir fonksiyon.

Parçı : Bakır su tası. Maşrapa.

Parçik : Küp, bardak, topraktan yapılmış emzikli testi, yoğurt kabı.

Patates parçalama aleti : Patatesi silaj yapmak veya hayvanlara yedirmek için parçalayan bir alet.

Radyoaktif parçalanma : Radyoaktif çekirdeklerin parçalanarak aktivitelerini kaybetmeleri.

Restriksiyon parçalanma : DNA’nın restriksiyon endonükleazla nükleotit dizileri kesin olarak bilinen daha küçük DNA parçalarına ayrılması.

S t parçası : EKG’de QRS kompleksinin sonuyla T dalgasının başlangıcı arasında kalan, S dalgasının sonundan T dalgasının başladığı noktaya kadar süren parça. S-T parçasının çizilmesi döneminde kalpte elektriksel potansiyel farkı bulunmadığından normal olarak izoelektrik çizgi üzerindedir. Myokart infarktüsleri hakkında bilgi verir.

Sanal parça : Z=a+ib karmaşık sayısında b sayısı. Sa(z), Im (z).

Tek parçalı şerit : Segmentsiz şerit.

Temel parçacıklar : Özdeği oluşturan çekirdekaltı temel yapı taşları.

Timar parçalama : Ardında ata binecek ve kılıç kullanacak çocuk bırakmadan ölen timar sahibi bir kimsenin timarını bölerek uygun kişilere dağıtma işi.

Toplumsal parçalanma : Bir toplumun, bir toplumsal kümenin toplumsal çözülme sonucu ayrı kümelere bölünmesi.

Toprak parçalanması : Kamusal dağıtım ve düzeltim izlencelerinin ya da kalıt yasalarının bir sonucu olarak, toprağın, ekonomik kullanışa elverişli olmayacak ölçüde küçük parçalara bölünmesi; böylece genellikle kent toprağının gitgide daha çok sayıda bireyin elinde toplanarak düzentasar uygulamasının gerektirdiği birlik ve bütünlüğün bozulması.

Tümsayısal parça : Anlamdaş. belirtke II.

Uzatma parçası : Duvar içinde kalan bağlantı parçalarının uzatılmasını sağlayan özel dişli parça.

Üçlü parçalama : Bir dizenin iki parça yerine iki orta durakla üç parçaya ayrılmış olması.

Yardımcı parçalar : Çiftekerin, temel parçalarının dışında kalan yardımcı parçaları.

Yer parçası : Arazi (karş. toprak).

Yönlü doğru parçası : Üzerinde bir artı yön belirlenen doğru parçası.

Yönlü doğru parçasının bitim noktası : ÂB yönlü doğru parçasında, B noktası.

Yuvar parçası : Bir yuvar ve bunu kesen iki koşut düzlemle sınırlanmış katı oyut.

Ahu parçası : Çok güzel, çekici (kadın).

Ateş parçası : Çok canlı, hareketli, becerikli, çalışkan. Canlı. Çok yaramaz (çocuk).

Ay parçası : Çok güzel (kadın veya kız).

Bir parça : Biraz, azıcık, çok az. Kısa bir süre.

Daire parçası : Bir dairenin kirişi ile o kirişin yayı arasında kalan parça.

Doğru parçası : Doğru üzerinde iki nokta ile sınırlanmış parça.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

Parça başına : Her parça için.

Parça bohçası : Biçkiden artan çeşit çeşit kumaş parçalarının içine konulduğu bohça.

Parça bölük : Kısım kısım, azar azar, oradan buradan.

Parça parça : Parçalanmış bir durumda, lime lime. Azar azar, bölüm bölüm.

Parça pürçük : Az, önemsiz.

Parçacı : Kumaş toplarından artmış parçaları satan kimse. Makine yedek parçaları satan kimse.

Parçacık : Küçük parça, kırıntı. Elektron, proton, nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri, partikül.

Parçacılık : Parçacının işi.

Parçalama : Parçalamak işi.

Parçalamak : Parçalara ayırmak, bütünlüğünü bozmak, parça parça etmek. Birliği bozmak amacıyla bölmek.

Parçalanış : Parçalanma işi.

Parçalanma : Parçalanmak işi.

Parçalanmak : Parçalama işine konu olmak, parçalara ayrılmak, paralanmak. Başkasını mutlu etmek için elden gelen her şeyi yapmak, didinmek. bir işi yapabilmek için kendini sıkıntıya sokacak kadar uğraşıp didinmek.

Parçalatma : Parçalatmak işi.

Parçalatmak : Parçalama işini yaptırmak.

Parçalayış : Parçalama işi.

Parçalı : Birden çok parçadan oluşmuş. Mobilyacılıkta, parçalara ayrılarak yeniden başka biçimlerde oluşturulabilen, modüler.

Parçalı bohça : Renk renk ve çeşit çeşit kumaş parçalarının birbirine eklenmesiyle yapılmış olan bohça.

Yedek parça : Bir makinenin işlemez duruma gelen bölümünün yerine konacak yeni parça.

Yedek parçacı : Yedek parça yapan veya satan kimse.

Yedek parçacılık : Yedek parçacının işi veya mesleği.

Diğer dillerde Parazitönler direnç anlamı nedir?

İngilizce'de Parazitönler direnç ne demek ? : suppressor resistance