Parça; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

 

"Parça" ile ilgili cümleler

  • "Bu defaki gidişimizde, eşyamızın arasında taç gibi değerli bir parça da vardı." - A. Kutlu
  • "Üç parça elbiselik kumaş."
  • "Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun" - K. Kamu
  • "On parçadan yapılmış bir oda takımı."
  • "Yolun bu parçası bozuk."
  • "Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım." - R. N. Güntekin
  • "Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır." - H. Taner

Yerel Türkçe anlamı:

Para.

Parça// parça pillik: paramparça

Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:

Bakınız: öge

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Bir kısmı yitirilerek yalnızca bir bölümü kalmış olan yapıt.

Yazılı bir yapıttan alınmış bir bölüm.

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

Kırılmış bir heykelin her parçası.

Eski bir yapıtın bize kalan parçası.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

Bir eğri ile bir kirişinin sınırladıkları alan.

E bir gerçek doğrusal uzay ve a, (…)iki durgan nokta olduğunda, R den E ye (…)işlevi altında, [0,1] aralığının görüntüsü.

iki koşut düzlem arasında kalan yuvar parçası.

Tiyatro'daki terim anlamı:

Yazılı bir yapıttan alınan bir bölüm.

Tümü değil de bir bölümü bize kalabilmiş yapıt. Örn. Büchner'in "Woyzek".

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Ayakkabı altına çakılan gön. (*Yalvaç -Isparta)

Bilimsel terim anlamı:

Biçimlendirilmiş, işlenmiş ya da hiç işlem görmemiş her türlü metal nesne.

Bir yapıtın, iyesine özgü özellikleri taşıyan bölümü.

Bir yazının ya da yapıtın içinden alınan herhangi bir birim.

İngilizce'de Parça ne demek? Parça ingilizcesi nedir?:

fragment, segment, piece

Fransızca'da Parça ne demek?:

morceau, segment, fragment, passage

Osmanlıca Parça ne demek? Parça Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

kıta'

Parça kısaca anlamı, tanımı:

Parça almak : Biyopsiyi gerektiren incelemelerde canlının belli bir yerinden doku parçası çıkarmak.

Parça başına : Her parça için.

Parça bohçası : Biçkiden artan çeşit çeşit kumaş parçalarının içine konulduğu bohça.

Parça bölük : Kısım kısım, azar azar, oradan buradan.

Parça parça : Azar azar, bölüm bölüm. Parçalanmış bir durumda, lime lime.

Parça pürçük : Az, önemsiz.

Bir parça : Kısa bir süre. Biraz, azıcık, çok az.

Yedek parça : Bir makinenin işlemez duruma gelen bölümünün yerine konacak yeni parça.

Ahu parçası : Çok güzel, çekici (kadın).

Ateş parçası : Canlı. Çok yaramaz (çocuk). Çok canlı, hareketli, becerikli, çalışkan.

Ay parçası : Çok güzel (kadın veya kız).

Daire parçası : Bir dairenin kirişi ile o kirişin yayı arasında kalan parça.

Doğru parçası : Doğru üzerinde iki nokta ile sınırlanmış parça.

Parça parça etmek : Parçalara ayırmak.

Parçacı : Kumaş toplarından artmış parçaları satan kimse. Makine yedek parçaları satan kimse.

Parçacık : Küçük parça, kırıntı. Elektron, proton, nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri, partikül.

Parçacılık : Parçacının işi.

Parçalama : Parçalamak işi.

Parçalamak : Parçalara ayırmak, bütünlüğünü bozmak, parça parça etmek. Birliği bozmak amacıyla bölmek.

Parçalanış : Parçalanma işi.

Parçalanma : Parçalanmak işi.

Parçalanmak : Bir işi yapabilmek için kendini sıkıntıya sokacak kadar uğraşıp didinmek. Parçalama işine konu olmak, parçalara ayrılmak, paralanmak. Başkasını mutlu etmek için elden gelen her şeyi yapmak, didinmek.

Parçalatma : Parçalatmak işi.

Parçalatmak : Parçalama işini yaptırmak.

Parçalayış : Parçalama işi.

Parçalı : Birden çok parçadan oluşmuş. Mobilyacılıkta, parçalara ayrılarak yeniden başka biçimlerde oluşturulabilen, modüler.

Parçalı bohça : Renk renk ve çeşit çeşit kumaş parçalarının birbirine eklenmesiyle yapılmış olan bohça.

Parçalı bohça gibi : Birbirini tutmaz parçalardan oluşan.

Burnundan düşen bin parça olmak : Çok asık suratlı olmak.

Ciğeri parçalanmak : Yüreği parçalanmak.

İçini parçalamak : Çok üzülmek, aşırı derecede sıkılıp harap olmak.

Kaç parça olayım : "birçok iş karşısında, hangi birine yetişeyim!" anlamında kullanılan bir söz.

Kalbi parçalanmak : Yüreği parçalanmak.

Suratından düşen bin parça olmak : Öfke veya küskünlükten ileri gelen can sıkıntısıyla suratı asık olmak.

Yedek parçacı : Yedek parça yapan veya satan kimse.

Yedek parçacılık : Yedek parçacının işi veya mesleği.

Yüreği parça parça olmak : Pek çok acımak.

Yüreği parçalanmak : Çok acımak.

Yüzünden düşen bin parça olmak : Öfke veya küskünlükten ileri gelen can sıkıntısıyla suratı asık olmak.

Kopma : Kopmak işi.

Kırılma : Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen ışının doğrultusunu değiştirmesi. Kırılmak işi. Yürürken salınma, nazlı yürüyüş.

Yırtılma : Yırtılmak işi.

Bölüm : Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Çağ, devir. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım.

Lime : Parça.

Modül : Bir yapının çeşitli bölümleri arasında orantıyı sağlamak için kullanılan ölçü birimi. Herhangi bir mekanik özelliği belirten katsayı. Bir uzay taşıtının yapısı içinde yer alan ve kendi başına hareket edebilen bağımsız bölüm. Parça.

Tane : Çekirdekli küçük meyve. Herhangi bir sayıda olan şey, adet. Bazı bitkilerin tohumu.

Pasaj : İçinde dükkânlar bulunan, üzeri kapalı veya açık çarşı. Yazının veya eserin bir bölümü, parça.

Müzik : Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması. Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki.

Nesne : Öznenin dışında kalan her konu, obje. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje.

Güzel : Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran. Pek iyi, doğru. Adamakıllı, şiddetli. Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde. Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı. Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı. Güzel kız veya kadın. Güzellik kraliçesi. Görgü kurallarına uygun olan. Sakin, hoş (hava). İyi, hoş. Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran.

Alımlı : Alımı olan, çekici, cazibeli, albenili, cazip, cazibedar, kişmiri.

Kız : Dişi cinsten birine daha yaşlı biri tarafından kullanılan bir seslenme sözü. Dişi çocuk. Üzerinde kadın resmi bulunan iskambil kâğıdı.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Kadın : Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Bayan. Hizmetçi bayan.

Parça bacak : Bölük pörçük, parça parça.

Parça başına çalışma : Çalışmayı parça başına alacağı ücretle değerlendirme.

Parça başına işçilik : İşçiye birim başına belli bir ücretin ödenmesi yöntemi.

Parça başına ücret : Ücretin parça başına belirlendiği sistem. krş. akord ücret sistemi

Parça borcu : ferden muayyen borç.

Parça buçuk : Bölük pörçük, parça parça.

Parça etkisi : Fotokatodun yüzeyinden sabit şiddet ve bileşimde ışığın dar bir hattı geçtiği zaman fotokatodun verimindeki sapma.

Parça kesek : Bölük pörçük, parça parça.

Parça mal : Yapıldıkları işlenmemiş özdeklere göre adlandırılan ve parça olarak alınıp satılan mal.

Parça pıldırım : Bölük pörçük, parça parça.

Parça ile ilgili Cümleler

  • Tek bir parça delil yoktu.
  • Satürn buz ve tozdan oluşan 1000'den fazla halka ile çevrilidir. Halkaların bazıları çok ince ve bazıları çok kalındır. Halkalardaki parçacıkların boyutları çakıl boyutundan ev boyutuna kadar değişir.
  • Parçalanmış bir bayrak rüzgarda dalgalanmaya devam ediyor.
  • Web, yaşlı insanların anlamadığı yeni ekonominin bir parçasıdır.
  • Orkestranın çaldığı parçanın adı nedir?
  • Kendini hiç daha büyük bir resmin parçası olarak görüyor musun?
  • Tom'un komplonun bir parçası olduğunu düşünüyorum.
  • Parçaların çoğu yerine oturduğu için montaj gerçekten kolaydı.
  • Bu müzik parçası benim çalmam için çok fazla zor.

Diğer dillerde Parça anlamı nedir?

İngilizce'de Parça ne demek? : [parcare] v. park

adj. sober, moderate, frugal

adj. frugal, sparing, economical

Fransızca'da Parça : morceau [le], bout [le], bribe [la], découpure [la], division [la], éclat [le], fraction [la], fragment [le], lambeau [le], parcelle [la], part [la], partie [la], pied [le], pièce [la], tronçon [le], segment [le], (toprakarsa vb) lopin [le], (metin) pass

Almanca'da Parça : n. Anschnitt, Fluss, Fragment, Happen, Haupt, Part, Segment, Stück, Teil, Teilgebiet

Rusça'da Parça : n. кусок (M), часть (F), частица (F), фрагмент (M), обрезок (M), обломок (M), обрывок (M), отрывок (M), обрубок (M), огрызок (M), компонент (M), лоскут (M), клок (M), клочок (M), долька (F), предмет (M), деталь (F)

adj. штучный, частичный, фрагментарный

Parça ile ilgili yorumlar  

Bu kısımda Parça nedir? Parça ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Parça tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Parça hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.

Popüler Konular

En Son Yorumlar

  • Kasko: merhaba burçin hanım, mutlaka bir hukuk bürosu ile anlaşın ve hakkınızı arayın. başta masraf yapmış olacaksınız ama dav...
  • Kasko: merabalararacımla kaza yaptım aracım perte çıktı yanımda bi arkadaşımla ifade felan verdik kasko şirketine gitti araç sonu...
  • Görevsizlik kararı: görevsizlik kararının kaldırılması ne demek yada ne anlama geliyor...
  • 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı: 29 ekim ile ilgili şiir arıyordum ama bu yazı da çok işime yarayacak. ödevim için çok faklı bir makale oldu. çok teşekkür...
  • Elektron yakalama: Her nasıl ki yıldırımın oluşmasına mani olamıyorsak, onun toprağa akması için onu engellememeli, binalara ve eşyalara zar...