Para bunalımı nedir, Para bunalımı ne demek

Para bunalımı; İktisat, Maliye alanlarında kullanılan bir kelimedir.

İktisat terim anlamı:

Bir ülkede yabancı bir paraya yönelik spekülatif bir saldırının ulusal paranın büyük oranda değer yitirmesiyle sonuçlanması veya parasal yetkeler tarafından ulusal parayı korumak amacıyla uluslararası rezervlerin büyük oranda eritilmesi ya da faiz oranlarının keskin bir şekilde artırılması durumlarında ortaya çıkan iktisadi bunalım.

Teknik terim anlamı:

Sataktaki para eksikliği nedeniyle çekilen sıkıntı.

Para bunalımı kısaca anlamı, tanımı

Buna : Pınar. Buraya. Bunu

Bunal : Bu kez.

Bunalım : Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.

Para : Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kuruşun kırkta biri. Kazanç.

Uluslararası rezervler : Bir ülkenin ödemeler dengesi sorununu gidermede ulusal para yetkeleri tarafından kullanılabilecek mevcut altın, döviz, Uluslararası Para Fonu rezerv pozisyonu ve özel çekme haklarından oluşan uluslararası ödeme araçları.

 

Değer yitirme : (depreciation) Esnek kur sisteminde, bir ülkenin parasının diğer ülke parası karşısında değer yitirmesi. karşılığı değer kazanma, devalüasyon. [Bakınız: değer kaybı]. [Bakınız: yıpranma].

Uluslararası : Çeşitli milletlerin arasında yapılan, milletlerin arasında çok yönlü ilişkilerle ilgili olan, milletlerarası, beynelmilel, enternasyonal.

Spekülatif : Kurgusal. Saptırıcı.

Sonuçlanma : Sonuçlanmak işi, neticelenme.

Artırılma : Artırılmak işi.

İktisadi : Ekonomik.

Eritilme : Eritilmek işi.

Yitirme : Yitirmek işi.

Yabancı : Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge. Başka bir milletle ilgili olan. Tanınmayan, bilinmeyen, yad.

Korumak : Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Karşılamak, denk gelmek. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek.

Sıkıntı : İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Bulunmama durumu. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. Sorun, mesele, sendrom, problem.

 

Saldırı : Kötülük yapmak, yıpratmak amacıyla doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma, hücum, taarruz, tecavüz.

Parasal : Para ile ilgili, para bakımından, mali, nakdî, akçasal.

Yönelik : Belli bir yöne çevrilmiş olan, müteveccih.

Diğer dillerde Para bunalımı anlamı nedir?

İngilizce'de Para bunalımı ne demek ? : currency crisis, money crisis, monetary crisis