Parlak nedir, Parlak ne demek

Parlak; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Parlak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Siyah, çıplak dallarda henüz kuruyamayan su damlaları parlak, mavi birer boncuk gibi parlıyordu." - H. E. Adıvar
  • "Birinci İnönü Harbi'ni parlak bir zaferle kazandık." - A. Gündüz
  • "Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı / Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı" - F. N. Çamlıbel

Yerel Türkçe anlamı:

Gelin ayakkabısı.

Parlak isminin anlamı, Parlak ne demek:

Kız ismi olarak; Parlayan, ışıldayan. Temiz. Çok başarılı.

Fransızca'da Parlak ne demek?:

rutilant, rayonnant

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

İzmir kenti, Küçükbahçe nahiyesine bağlı bir yer.

Parlak anlamı, kısaca tanımı:

Parlaklaşma : Parlaklaşmak işi.

Parlaklaşmak : Parlak duruma gelmek.

Parlaklık : İlgi ve dikkat çekici olma durumu. Bir ışık kaynağının verdiği ışığın, göz gibi bir alıcının üzerinde yaptığı etki. Parlak olma durumu, revnak.

Işıklı : Neşe veren, sevinç yaratan, mutlu. Işığı olan, aydınlık, ışıklandırılmış, nurlu, nurani, ziyalı, ziyadar.

Temiz : Kirli, lekeli, bulaşık olmayan bir biçimde. Kirli, lekeli, pis, bulaşık olmayan, arı, pak, münezzeh, hijyen, hijyenik. Sabıkasız. Çok az kullanılmış veya hiç kullanılmamış olan, özrü olmayan. Ahlakça lekesiz, necip, nezih. Özenle yapılmış.

 

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Göze : Hücre. Su kaynağı.

Kadar : Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz. Dek. Gibi. Miktarda, derecede. Büyüklüğünde, genişliğinde. Süre belirten bir söz. Denli. Ölçüsünde, derecesinde.

Başarılı : Başarılmış, üstesinden gelinmiş. Başarı gösteren, muvaffakiyetli. Başarılı bir biçimde, başarı göstererek.

Güzel : Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde. Görgü kurallarına uygun olan. Güzellik kraliçesi. Adamakıllı, şiddetli. İyi, hoş. Sakin, hoş (hava). Güzel kız veya kadın. Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı. Pek iyi, doğru. Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran. Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran. Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı.

Parlak açınık : Ağır açınıklardan a açığına denir.

Parlak bessemer teli : Arada tavlanmadan, çubuk durumundan tel durumuna getirilmiş sert eğrilmez tel.

 

Parlak bıyıklı balık : Doğal olarak Güneydoğu Hindistan’da yaşayan, boyları 12 cm olabilen, solungaç kapaklarında yeşil parıltılı lekeler bulunan bir akvaryum balığı.

Parlak cüce levrek : Altuni cüce çiklit.

Parlak çekmek : Dişi güvercini elde uçar gibi tutarak uçan güvercini yere indirmeye çalışmak.

Parlak çizgili izge : Birbirinden karanlık bölgelerle ayrılmış, birçok parlak tek renk çizgiden oluşan izge.

Parlak daldırma : [Bakınız: kimyasal parlaklaştırma]

Parlak duvar resmi : Duvar suluboyasının bir türü. Duvara suluboya ile yapılan resmin cilâ sürülerek parlatıldığı bir teknik; özellikle 1 yüzyılda İtalyanlar kullanmışlardır.

Parlak gösteri oyunu : Görkemli görünüşlerle ve göz kamaştırıcı dekor ve giysileri kapsayan, özün arkada, biçimin önde kaldığı, yalnızca dış görünüşü amaç edinen oyun.

Parlak halka : (orta halka) (astronomi)

Parlak ile ilgili Cümleler

  • Parlak bir geleceğin var.
  • Bu lambanın çok parlak bir ışığı var.
  • Parlak bir düşüncem vardı.
  • Her zaman parlak bir kravat takıyorsun.
  • Albert Einstein Yirminci yüzyılın en parlak zihinlerinden biri olarak kabul edilir.
  • Parlak günler uzak değil.
  • Parlak bir gelecek seni bekliyor.
  • Parlak bir gelecek onun önünde uzanıyor.
  • Parlak bir fikir ileri sürdüm.
  • Bu gece yıldızlar parlak şekilde parlıyor.
  • O parlak bir fikirdi.
  • Gökyüzünün parlaklığı fırtınanın geçtiğini gösterdi.
  • Gelecek hiç daha parlak görünmedi.
  • Parlak bir gelecek sizi bekliyor.

Diğer dillerde Parlak anlamı nedir?

İngilizce'de Parlak ne demek? : adj. shiny, shining, bright, luminous, luminescent, dazzling, glossy, aglow, brilliant, ardent, clear, crowning, crystal, effulgent, flamboyant, flaming, flaring, flashy, fulgent, fulgurant, glace, glittering, glowing, gorgeous, illuminant

adv. brightly, flashily

Fransızca'da Parlak : brillant/e, clair/e, éclatant/e, étincelant/e, lumineux/euse, magnifique, poli/e, radieux/euse, reluisant/e, saillant/e, vif/vive

Almanca'da Parlak : n. Glanzzeit

adj. hell, licht, brillant, glänzend, leuchtend, blendend, illuster, eklatant, blank, herrlich

Rusça'da Parlak : adj. блестящий, сверкающий, сияющий, прекрасный, блистательный, ослепительный, яркий, лучезарный, переливающийся, светлый, ясный, прозрачный, вылощенный, лоснящийся, глянцевый, колоритный, славный, знаменитый, громкий, смазливый

adv. блестяще, прекрасно, блистательно, ярко