Parti nedir, Parti ne demek

Parti; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasal topluluk, fırka.
  • İnsan topluluğu.
  • Bir bütünün parçası, kısım.
  • Bazı oyunlarda bir kez.
  • Çok ucuza elde edilen şey, kelepir.
  • Armoniyi oluşturan ezgilerden her biri.
  • Bir araya gelinerek tavla, konken, okey vb. oynanan oyunlardan her biri.
  • Tutam.
  • Vurgun, kazanç.
  • Herhangi bir ürünün tek seferde bir yerden başka bir yere gönderilen bölümü
  • Bir kişi, bir kuruluş veya bir topluluğun, çoğu belli bir şeyi kutlamak amacıyla düzenledikleri eğlence.
  • Bir yere bölümler hâlinde gönderilmekte olan bir malın veya bir bütünün parçası.

"Parti" ile ilgili cümle

  • "Kazanmakta olduğu partinin güme gitmesinden korkan terlikçi İhsan..." - H. Taner
  • "Yedi sekiz balyalık bir partiden bir buçuk, iki kilo tütün yürütüyordu." - N. Cumalı
  • "İkinci parti mal bugün geliyor."
  • "Parti tarafından önerilen genel konular ile ozanın duyduğu şey arasında çelişki olamaz." - N. F. Kısakürek
  • "Gülümhan'ın partisinde tanışır gibi olmuştuk." - A. İlhan
  • "Öğle sonları birkaç parti tavla oynamaktan hiç vazgeçmiyorduk." - Y. K. Karaosmanoğlu

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Aynı koşullarda ve zamanda üretilen, ambalajı, ambalaj büyüklüğü, sınıfı, tipi, çeşidi ve boyu aynı olan ürün örnekleri veya ambalajları topluluğu.

 

İngilizce'de Parti ne demek? Parti ingilizcesi nedir?:

lot

Parti hakkında bilgiler

Parti sahip tarafından bir şey amacına(Doğum,doğum günü,ilkmaaş vb.)durumlarda kutlanabilir ya da arkadaşlarla bir eğlence başlatmak için takılan isme parti denir.

Parti ile ilgili Cümleler

  • Parti bir fiyaskoydu.
  • Parti başladı.
  • Burak Tuğba'yı bir öğrenci partisine davet etti.
  • Burak partiye gitmesine izin vermediği için kızı Tuğba'dan özür diledi.
  • Parti benim fikrimdi.
  • Parti 22 Mayısta düzenlendi.
  • Parti başlar başlamaz yağmur yağmaya başladı.
  • Parti başka insanlarla arkadaş olmak için elverişli bir yerdir.
  • Bunlar Stalin'in Sovyet partizanlarına olan sözleriydi.
  • Muhakkak partiye gelmelisin.
  • Parti başlasın.
  • Ali ve Mary cuma akşamı bir akşam yemeği partisi veriyor.
  • Tom'un partide olacağından oldukça eminim.
  • Bu cuma sana partimden bahsettim mi?

Parti anlamı, tanımı:

Eğlence : Neşeli ve hoşça vakit geçirten şey veya kimse. Eğlenme işi, sefahat.

Parti çevirmek : Kâğıt oyunları, tavla vb.nde bir parti oynamak.

Parti vermek : Bir şeyi kutlamak veya eğlenmek için birçok kimseyi bir araya toplamak.

Partiyi kaybetmek : Elde etmeye çalıştığı bir kazancı karşısındakine kaptırmak. başkasıyla çekiştiği bir konuda yenilmek.

 

Partiyi vurmak : Büyük bir kazanç sağlamak.

Parti ocağı : Parti çalışmalarının yapıldığı en küçük birim.

Partilerüstü : İlke açısından hiçbir siyasi partiye bağlı olmaması gereken (konum). Düşünceleriyle herhangi bir siyasi partinin görüşlerine bağlı olmayan (kimse). Siyasi partilerin savunduğu görüş ve düşüncelerin üzerinde ülke gerçeklerine ve çıkarlarına uygun olarak birleştiricilik, uzlaştırıcılık özelliği olan (görüş, konu veya kimse).

Kardeş parti : Ortak bir amaca yönelen siyasi partilerin her biri.

Merkez parti : Görüş açısından uç noktalarda olmayan siyasi kuruluş.

Siyasal parti : Siyasi parti.

Siyasi parti : Politik hayatın en önemli ögesi olan ve belli bir siyasi görüşü temsil eden parti, siyasal parti.

Muhalefet partisi : Hükûmet kurmaya katılmamış parti.

Gardenparti : Bir bahçede veya parkta yapılmış olan yemekli şölen.

Partici : Parti üyesi. Siyasi gücünü yalnız kendi yandaşlarına çıkar sağlamak için kullanan kimse, partici. Bir partiye çok bağlı olan, o partinin öğretisini savunmayı, onun çıkarlarını korumayı amaç edinen kimse, fırkacı.

Particilik : Bir partiden yana olma, fırkacılık, partizanlık.

Particilik yapmak : Bağlı olduğu partiyi veya partinin düşüncelerini savunan kişileri kayırmak.

Partikül : Parçacık.

Partileşme : Partileşmek işi.

Partileşmek : Parti durumuna gelmek.

Partili : Bir partiden olan (kimse).

Partililik : Partili olma durumu.

Partisip : Sıfat-fiil.

Partisiz : Partisi olmayan.

Partisizlik : Partisiz olma durumu.

Partisyon : Bir orkestra eserinde bölümlerin bütününü içine alan nota defteri.

Partizan : Düşmanlarına karşı mücadele verirken cephe gerisinde silahlı harekete katılan kimse. Partici.

Partizanca : Partizana yakışan. (partiza'nca) Partizana yakışır bir biçimde.

Partizanlık : Partizanca davranma. Particilik. Partizan olma durumu.

Çok partili : Birden fazla partinin katılımı ile yaşanan (siyasi hayat).

Çok partililik : Çok partili olma durumu.

Tek partili : Tek partiye dayanan (siyasi hayat).

Ortak : Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, hissedar, partner. Birden çok kimse veya nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan, müşterek. Kuma.

Düşünce : Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. Niyet, tasarı. İlke, yönetici sav. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Tasa, kaygı, sıkıntı.

Görüş : Gözle bir şeyi algılama yetisi. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret. Görme işi. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept.

Kişi : Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Erkek. Eş, koca. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer.

Siyasal : Politika ile ilgili, siyasi, politik.

Topluluk : Vücudun dolgun olma durumu. Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme. Aynı yerde bulunan insan kalabalığı. Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet. Sanatçı grubu. Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl.

Fırka : İnsan topluluğu. Tümen. Parti.

Sahip : Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil. Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse. Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse. Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik.

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Âdemoğlu, âdem evladı.

Bir : Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sadece. Beraber. Bir kez. Ancak, yalnız. Sayıların ilki. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bu sayı kadar olan. Aynı, benzer. Tek. Eş, aynı, bir boyda.

Kısım : Parçalara ayrılmış bir şeyin her bölümü, bölük, kesim. Bir cinsten veya meslekten olanların tümü. Kol.

Bazı : Bazen. Birtakım, kimi.

Kez : Bazı sayı sıfatlarıyla birlikte kullanılarak bir olayın ve olgunun her bir tekrarlanışını bildiren söz, defa, kere, sefer.

Tutam : Bankacılıkta kullanılan, borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi veya pay, hisse, parti, lot. Avuç içi veya parmak uçlarıyla tutulabilen miktarda olan.

Vurgun : Silahla yaralanmış olan. Çok derinlerdeki suyun basıncı dolayısıyla iki akıntı arasında sıkışıp kalma, düzenli hava alıp verememe, birden su yüzüne çıkma vb. durumlarda dalgıcın uğradığı inme veya ölüm. Kolayca ve haksız ele geçen kazanç. Sıcak, soğuk, dolu vb. etkilerle ürünlerde görülen zarar. Birine veya bir şeye vurulmuş, bağlanmış, sevmiş olan, sevdalı, âşık, meftun.

Kazanç : Satılan bir mal, yapılmış olan bir iş veya harcanan bir emek karşılığında elde edilen para, getiri, temettü. Yarar, çıkar, kâr.

Her : Önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak biçimde genelleştiren söz.

Biri : Bilinmeyen bir kimse. Bir tanesi.

Parti büyüklüğü : Parti içindeki birim ambalaj sayısı.

Partikül büyüklüğü : Yemlerin parça büyüklüğü, tane yemlerin çapının, kaba yem parçalarının uzunluğunun ölçülmesi.

Partiküllü : Parçacıklı.

Partileştirme : Partileştirmek işi.

Partileştirmek : Partileşme işini yaptırmak.

Partinyum : Tungsten ve aluminyumun bir alaşımı.

Partisyon katsayısı : [Bakınız: dağılma katsayısı] Denge durumundaki sıvı bir ortamda birbirine karışmayan iki bileşik arasında bölünecek veya dağılacak çözünen madde oranını bildiren bir sabite.

Partiye : Topluluk: Delikanlılar partiyesi.

Diğer dillerde Parti anlamı nedir?

İngilizce'de Parti ne demek? : n. basic plan of a structure (Architecture)

adj. absent, disappeared; (Informal) tipsy

v. go, leave, depart; go away, move away; retire, start

Fransızca'da Parti : [le] parti; taraf; karar; yarar; evlenecek kimse

Almanca'da Parti : n. Lager, Partei, Partie, Party

Rusça'da Parti : n. партия (F), игра (F), вечеринка (F), вылазка (F)

adj. партийный