Peri nedir, Peri ne demek

Peri; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Peri" ile ilgili cümle

  • "Acaba böyle bir meraka uymak perilere karşı gelmek midir?" - H. R. Gürpınar

Yerel Türkçe anlamı:

Çark, değirmen ve vapurun pervanesi.

Küçük çivi, ayakkabı çivisi.

Asma kilitlerin dil gibi olan yeri.

Hemen : Biraz duramadın, peri geliverdin.

Çivi.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Çevresinde, etrafında.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Küçük ayakkabı çivisi. (-Uşak; -Kütahya; Dutluca, İnönü -Eskişehir)

Peri isminin anlamı, Peri ne demek:

Kız ismi olarak; Doğaüstü güçleri olduğuna inanılan, düşsel dişi varlık. Çok güzel, çok alımlı kadın.

Biyoloji'deki anlamı:

Yunanca bir yapının çevresindeki yapıyı göstermek üzere kullanılan ön ek.

Peri hakkında bilgiler

Peri, birçok farklı kültürün efsane, folklor ve mitolojisinde bulunan bir ruh veya doğaüstü yaratıktır. Genellikle insan görünümünde, çoğunlukla çok küçük olduğu ve uçmak, büyü yapmak, geleceği görmek veya etkilemek gibi doğaüstü güçlere sahip olduğu düşünülmüş ve böyle tasvir edilmiştir. Popüler kültürde çoğunlukla genç ve güzel kadınlar olarak tasvir edilseler de, eskiden bitkin yaşlı kadınlar veya yaramaz yaşlı erkekler olarak tasvir edilirlerdi. Farsça kökenli bir kelimedir. Farsça anlamı büyü yapan, büyüleyen kadındır ve kelimenin kökeni Farsça kanat anlamındaki "par" dır.

 

Peri, eski Türk inanışında "melek"tir ve aslı "Perişte" dir ve diğer Türk dillerinde günümüzde de bu şekilde kullanılmaktadır, Türkçeye "peri" şeklinde girmiştir. Türk mitolojisindeki peri kavramı, Dede Korkutun Tepegöz hikayesi ve esin perileri olan Ak Kızlar inancında kendini göstermektedir.

Peri ile ilgili Cümleler

  • Senin evinin perili olduğunu nasıl biliyorsun?
  • Ali biraz perişan görünüyordu.
  • Perili bir eve gittim.
  • Geceyi perili evde mi geçirdin?
  • Kent, depremde perişan oldu.
  • Sen perişan olmalısın.
  • Perili evi ziyaret ettin mi?
  • Ali son derece perişan görünüyor, değil mi?
  • Perilere inanıyor musunuz?
  • Perişansın, değil mi?
  • Ben kesinlikle perişandım.
  • Perişan oldum.
  • Peri prensi kediye dönüştürdü.
  • Peri prensi bir kediye dönüştürdü.

Peri tanımı, anlamı:

Doğaüstü : Doğa yasalarına uymayan, doğa yasalarıyla açıklanamayan, tabiatüstü.

Kadın : Hizmetçi bayan. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Bayan.

 

Peri gibi : Çok güzel.

Perileri bağdaşmak : Uyuşup anlaşmak, yıldızları barışmak.

Perisi hoşlanmamak : Yakınlık duymamak, ısınamamak.

Peribacası : Kolayca aşınabilen taş ve kayalardan oluşmuş, sivri kule veya piramit görünüşlü, kiminin tepesinde külah veya tepsiyi andıran bir kaya parçası bulunan yeryüzü biçimi.

Peri hastalığı : Sara, isteri vb. hastalıklar, pericik.

Peri masalı : Kahramanlarını perilerin oluşturduğu bir masal türü.

Peri masası : Dik taşların üstüne yerleşmiş, masa biçimindeki yassı kaya.

Peri oyunu : Olağanüstü ögelere ve büyüye ağırlık veren bir tür sahne eseri.

Peri piramidi : Bir taş yığını ile bunun altında kalmış topraktan oluşan, piramit biçiminde tümsek.

İlham perisi : Sanatçılara esin verdiği varsayılan kişi.

İyilik perisi : Maddi, manevi yardımda bulunan (kimse).

Superisi : Çiçekleri tek eşeyli, gövdesi iki eşeyli olan su bitkisi.

Pericik : Kilit dili. Peri hastalığı.

Peridot : Olivin.

Peridotit : Olivin ve piroksenden oluşmuş magma taşı.

Perikart : Kalbin üzerini saran zar.

Perili : Kötü ruhlar bulunduğuna inanılan, tekin olmayan (yer).

Peripatetizm : Aristotelesçilik.

Perişan : Dağınık, düzensiz, karmakarışık. Acınacak durumda olan, zavallı.

Perişan etmek : Dağıtmak, düzenini bozmak. acınacak duruma getirmek.

Perişan olmak : Dağılmak, düzeni bozulmak. acınacak duruma gelmek.

Perişanlık : Perişan olma durumu.

Perişanlık vermek : Perişan duruma getirmek, perişan etmek.

Periskop : Denizaltılarda, tanklarda, siperlerde kullanılan, gözlemcinin güvenli bir biçimde çevreyi araştırmasını sağlayan mercekli araç.

Periton : Karın zarı.

Peritonit : Karın zarı yangısı.

Periyodik : Süreli yayın. Süreli.

Periyot : Dönem. Devir.

Dalga periyodu : Dalgaların arka arkaya iki tepesinin belli bir noktadan geçiş süresi.

Hayal : Aydınlatılan bir perde arkasında deri veya kartondan yapılmış, hareket edebilen resimler ve bunlarla oynatılan oyun. İmge. Belli belirsiz görülen şey, gölge. Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, imge, hülya. Görüntü.

Ürün : Eser. Bir tutum veya davranışın ortaya çıkardığı şey. Türlü endüstri alanlarında ham maddelerin işlenmesiyle elde edilen şey. Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey, mahsul.

Varlık : Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı, popülasyon. Önemli, yararlı, değerli şey. Var olma durumu, mevcudiyet. Ömür, hayat. Var olan her şey. Para, mal, mülk, zenginlik, variyet. Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey.

Alımlı : Alımı olan, çekici, cazibeli, albenili, cazip, cazibedar, kişmiri.

Becerikli : Becerisi olan, elinden iş gelen, usta, maharetli, mahir, mahirane.

Farklı : Farkı olan, aralarında fark bulunan, değişik, ayrımlı.

Kültür : Tarım. Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin. Bireyin kazandığı bilgi. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü. Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme. Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi.

Çok : Aşırı bir biçimde. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı.

Güzel : Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı. Pek iyi, doğru. Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde. Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı. Adamakıllı, şiddetli. Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran. Güzellik kraliçesi. Güzel kız veya kadın. Görgü kurallarına uygun olan. Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran. İyi, hoş. Sakin, hoş (hava).

Peri bacası : Kolayca aşınabilen taş ve kayalardan oluşmuş, sivri kule veya piramit görünüşlü yer biçimi. (peri piramidi) (coğrafya, jeoloji) Kolaylıkla aşınabilen materyellerden yapılı, sivri kule ya da piramid görünüşlü yer biçimleri.

Peri komedyası : Peri oyunu biçiminin kapsamına giren, cinler, periler içinde geçen ve çevre olarak bir düş dünyasını ele alan komedya.

Perianal bez tümörleri : Androjenik etkiyle gelişen, yaşlı erkek köpeklerde yaygın olarak görülen anüs bölgesindeki bezlerden köken alan tümörler. Kuyruk, böğür, sırt, prepusyum ve hatta çene gibi ektopik perianal bezlerin bulunduğu bölgelerde de biçimlenebilirler.

Periant : (Yun. peri: etrafında; anthos: çiçek) Çiçekli bitkilerde çanak ve taç yaprakların tamamına verilen isim.

Periarteritis : Bir atardamarın dış katının veya atardamarı çevreleyen dokunun yangısı.

Periarteritis nodoza : Poliarteritis nodoza.

Periarteryel lenfoid kılıf : Dalakta merkezî atardamar çevresinde toplanmış lenfoid hücre tabakası.

Periartritis : Eklem çevresi yangısı.

Periblast : Meroblastik yumurtalarda blastodermin yumurta sarısını kuşatarak birleştiği kenar. Böcek embriyosunda dış tabaka Memeli embriyosunda marjinal blastomerlerin birleşmesiyle oluşan sinsityum bölgesi. Kemikli balık larvalarında yumurta kesesini saran ince bir zar. (Yun. peri: etrafında; blastos: tomurcuk) Böcek embriyosunda dış tabaka. Memeli embriyosunda marjinal blastomerlerin birleşmesiyle oluşan sinsityum bölgesi.

Periblem : (botanik)

Diğer dillerde Peri anlamı nedir?

İngilizce'de Peri ne demek? : n. beautiful supernatural being who is an offspring of fallen angels who is excluded from paradise until penance is accomplished (Persian Mythology); pretty and graceful girl

n. genius, guardian angel or spirit, peri, fairy, nymph, sprite, fairylike beings of Persian mythology

v. perish, die

Fransızca'da Peri : fée [la], génie [le], esprit [le]

Almanca'da Peri : n. Fee, Muse

Rusça'da Peri : n. пери (F), фея (F), дух (M), джинн (M), нимфа (F)