Pirpirim olmak nedir, Pirpirim olmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yaşlanmak.

Solmak.

Çok yaşlı olmak, perişan olmak.

Pirpirim olmak anlamı, tanımı

Pirpir : Cılız, ufak tefek. Gözünü sık sık kırpan kişi. Küçük lamba, idare lambası. Semizotu

Pirpiri : Pırpırı. Temiz, titiz, derli toplu kişi. İvecen. Bir işi iyi yapan, usta : O adam bu oyunların pirpirisi. Semizotu. Giyimine özen gösteren. Yeniçerileri salma erlerinin giydikleri kırmızı çuhadan yapılmış cüppe. Bizans altınlarının bir türü. Derbeder, perişan.

Pirpirim : Semizotu. Çok yaşlı kişi. Çok eski, eskilikten paramparça olmuş eşya, giyecek. Kıvrım kıvrım : Pirpirimli bir etek. Gözyaşı için: Gözlerinden pirpirim gibi döktü, ağladı. Semiz otu. Pirifani'nin eşanlamlısı.

Olma : Olmak işi.

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

 

Yaşlanmak : Yaşı ilerlemek, ihtiyarlamak.

Yaşlanma : Yaşlanmak işi. Organizmanın belirli ömrünü tamamlaması. Aşırı doygun bir katı çözeltinin, dengeli duruma geçerken çökelme yaratması olayı. Döllenme ile ölüm arasında yayılan gelişme ve büyüme aşamaları.

Perişan : Dağınık, düzensiz, karmakarışık. Acınacak durumda olan, zavallı.

Solmak : Rengini yitirmek, rengi uçmak. Tazeliğini, diriliğini veya parlaklığını yitirmek.

Yaşla : Yaş iken.

Yaşlı : Yaşı ilerlemiş, kocamış, ihtiyar kimse. Uzun yılları geride bırakmış. Yaşla dolmuş (göz). Yaşlanmış olan.

Solma : Solmak işi. Isı, kızılötesi ışınlar ve kimyasal reaksiyonlar sonunda pigmentlerin renklerini yitirmesi.

Peri : Doğaüstü güçleri olduğuna inanılan, hayal ürünü varlık. Çok güzel, alımlı, becerikli kadın.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Diğer dillerde Pirotoplazma anlamı nedir?

İngilizce'de Pirotoplazma ne demek ? : protoplasm