Plain türkçesi Plain nedir

  • Yalın.
  • Düzlük.
  • Vuzuh.
  • Ova.
  • Sadelik.
  • (sürekli) şikayet etmek.
  • Sade bir biçimde.
  • Açıklık.
  • Süssüz.
  • Düz ya da azıcık eğimli, az çok kalın taşınmış toprak ve lığlarla örtülü, akarsularla parçalanmamış, daha yüksek yer biçimleriyle çevrelenmiş ve oluşum kökenleriyle ayrımlı türleri bulunan ana yer biçimlerinden biri.
  • Sade.
  • Düz.
  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Yalın bir dille.

Plain ile ilgili cümleler

English: Explain it in plain words.
Turkish: Onu sade bir dille açıklayın.

English: Explain it in plain language.
Turkish: Bunu sade bir dille açıkla.

English: Could you put it in plain language?
Turkish: Onu sade bir dille söyleyebilir misin?

English: Could you say that in plain English?
Turkish: Bunu sade bir Türkçe ile söyleyebilir misiniz?

English: Ali made it plain that he wanted Mary to do the work by herself.
Turkish: Ali Mary'nin işi tek başına yapmasını istediğini açıklığa kavuşturdu.

Plain ingilizcede ne demek, Plain nerede nasıl kullanılır?

Plain carbon steel : Sade karbonlu çelik. Yalın karbon çeliği.

Plain clothes man : Dedektif. Sivil giyimli. Sivil polis.

Plain coffee : Sade kahve.

Plain conductor : Çıplak iletken.

Plain dealer : Dürüst adam.

Plain text password : Düz metin parola. Düz metin parolası.

 

Plain type : Normal.

Plain sailing : Rahat ve kolay iş. Düzlüğe çıkış. Tereyağından kıl çeker gibi iş. Dertsiz belasız iş. Basit iş. Rahat ve sorunsuz iş.

Plain old telephone service : Yavaş ve basit telefon hizmeti (cep telefonu ve kablosuz iletişimin zıttı olarak). Basit eski telefon servisi. Düzenli telefon hizmeti. Pots.

Plain text : Düz metin. Açık metin. Normal metin.

İngilizce Plain Türkçe anlamı, Plain eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Plain ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aluvial coast : Lığ yığıntılı kıyı. Genellikle alçak kıyılarda, dalga ve akarsuların ortaklaşa oluşturdukları birikinti düzlüğü.

Candidness : Samimiyet. Önyargısız olma. Açık yüreklilik. Bönlük. Asıl fikrini söyleme. Riyasızlık. Açık ve içten olma. Doğruluk. İçtenlik.

Esplanades : Kordon. Kıyıda gezinti yeri. Bina önü gezi meydanı. Geziyolu. Meydan. Gezinti yeri. Gezi.

Homeliest : Rahat. Gösterişsizlik. Basit. Gösterişsiz. Çirkin. Cana yakın.

Chastest : İlletli. Bozulmamış. İffetli. Saf. Yasaklanmış cinsel ilişkilerde bulunmayan. Temiz. Nezih. Gösterişsiz. Basit.

Plateauing : Karıştırma. Düzlek. Düzlül. Kaba ayar tertibatı. (yükseliş sonrası) durağan bir noktaya gelmek. Yayla. Plato. Yüksekte yer alan büyükçe ve düz toprak parçası.

 

Chasteness : Bekaret vasfı. Bozulmamışlık. İffetlilik. Sade güzellik. Saflık. İffetli oluş. Namusluluk. Temizlik.

Clearness : Seçiklik. Netlik. Anlaşılırlık. Duruluk. Aydınlık. Şeffaflık. Berraklık.

Flattened : Basık. Düzleştirilmiş.

Glace : Parlak. Glase.

Plain synonyms : unadorned, plateau, undecorated, esplanade, apartness, clarity, flat country, arcadias, precisions, lucidities, meadow, meadows, flat, complained, fening, candors, kvetch, candidnesses, plainness, agricultural specialisation, coombes, perspicuous, preciseness, air route, adventife cone, homely, unornamented, apparentness, glaces, frugality, flatways, patent, coombs.

Plain zıt anlamlı kelimeler, Plain kelime anlamı

Adorned : Müzeyyen. Giyinip kuşanmış. Donanmış. Süslü. Bezenmiş. Süslenmiş. Giydirilmiş. Takılarla süslenmiş. Donatılmış.

Plain antonyms : unobvious.

Plain ingilizce tanımı, definition of Plain

Plain kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To complain. To lament. To plane or level. Flat. The American plains, or prairies. As, to plain a loss. Even. [Bakınız: Plane]. Level. To mourn over. Plainly. Usually, an open field or a broad stretch of land with an even surface, or a surface little varied by inequalities. Without elevations or depressions. To lament. As, the plain of Jordan. To make plain or even on the surface. In a plain manner. Level land. Smooth. To bewail.