Pnömatofor nedir, Pnömatofor ne demek

Pnömatofor; Biyoloji, Zooloji alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

[Bakınız: solunum kökü].

Zooloji'deki anlamı:

Sifonoforların, içinde gaz bulunan ve su yüzeyinde yüzebiimeyi sağlayan medüze benzer bir yapısı.

Pnömatofor tanımı, anlamı

Pnöma : Antik çağda, canlıların damarlarında bulunduğuna ve yaşamın kaynağını oluşturduğuna inanılan havaya benzer madde, ruh, cevher

Sifonoforlar : Sölenterler (Coelenterata) alt bölümünün, knidliler (Cnidaria) filumunun, hidralar (Hydrozoa) sınıfından, bireyleri suda yüzen ya da sabit duran koloniler meydana getiren, koloni bireyleri çok değişik biçimlerde olan, fizalya (Physalia) cinsi iyi bilinen bir takım. (Siphonophora), Sölenterelerden knidliler (Cnidaria) familyaumum hidralar (Hydrazoa) sınıfına giren bir takımı. Bireyleri suda yüzen ya da sabit duran koloniler meydana getirirler. Koloni bireyleri çok değişik biçimlerde olur. Fizalya (Physalia) cinsi iyi bilinir.

Solunum kökü : Bataklık bitkilerinin hava kesesi. Bazı eğreltilerde hava almaya yarayan uzantılar. Bazı ağaçların, toprak ya da su seviyesinin üzerine uzanan ve solunuma yarayan kökleri. Sifonoforlarda içinde gaz bulunan ve su yüzeyinde yüzebilmelerini sağlayan torba şeklindeki yapı. Pnömatofor.

Sağlayan : Tekeffül eden, mütekeffil.

 

Solunum : Bütün canlılarda, oksijen alıp karbondioksit verme biçiminde görülen hareket, teneffüs. Bitkilerde geceleri oksijen alıp karbondioksit verme, gündüzleri ise karbondioksit alıp oksijen verme biçiminde görülen hareket.

İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Medüz : Denizanası.

Sifon : Bir sıvıyı bir kaptan başka bir kaba aktarmaya yarayan, değişik uzunlukta iki kolu olan bükülmüş boru. Şose, demir yolu vb. yapıların altından bir akarsuyu geçirmek için yapılmış olan boru biçiminde kanal. Pis su tesisatındaki kokuların yapıya yayılmasını önleyen araç. Hızla fışkırtılan su yardımıyla pis su ile dışkıları atık su tesisatına akıtan düzenek.

Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz (II).

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

 

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Gaz : Tül. Sindirim borusunda, ağızdan yutulan hava ile mayalanma sonucu oluşan uçucu maddelerin karışması. Doğal gaz. Gaz yağı. Gaz lambası. Normal basınç ve sıcaklıkta olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapma özelliğinde olan akışkan madde.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Su : Hidrojenle oksijenden oluşan, sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde, ab. Meyve, sebze vb.nin sıkılmasıyla elde edilen sıvı. Bazı kokulu yaprak veya çiçeklerin imbikten çekilmesiyle elde edilen kokulu sıvı. Kez. Sutaş. Yemeğin sıvı bölümü. Demir araçları ateşte kızdırdıktan sonra, suya daldırılarak sağlanılan sertlik. Bu sıvıdan oluşan kitle, deniz, akarsu.

Diğer dillerde Pnömatofor anlamı nedir?

İngilizce'de Pnömatofor ne demek ? : pneumatophore