Polarisations türkçesi Polarisations nedir

Polarisations ingilizcede ne demek, Polarisations nerede nasıl kullanılır?

Depolarisations : Kutupsuzlaşma. Ucaysızlaşma. Kutupluluk kaybı (depolarization olarak da yazılır). Kutuplaşmasını gidermek. Ucaysızlanma. Kutuplaşmayı kaldırma. Ucaylanma azalması. Depolarizasyon. Kutupluluğun kaldırılması işi. Polarizasyonun bozulması.

Polarisation curve : Elektrikle ayrışıma dayanan çeşitli yöntemlerde devreden geçen elektrik akımı yeğinlik ya da yoğunluğunun, potansiyelle gerilimle değişimini gösteren çizge. Ucaylanma eğrisi.

Polarisation mismatch : Polarma uyumsuzluğu. Ucaylanma uyumsuzluğu.

Antenna polarisation : Anten ucaylarımı.

Vertical polarisation : Verici dalgalığın düşey biçimde yerleştirilerek elektromıknatıs dalgaları düşey biçimde yaymasının sağlanması. Düşey ucaylama. Dikey kutuplaşma. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Depolarisation : Depolarizasyon. Kutuplaşmayı kaldırma. Ucaysızlaşma. Ucaysızlanma. Ucaylanma azalması. Kutupluluk kaybı (depolarization olarak da yazılır). (britanya ingilizcesi) depolarizasyon. Kutuplaşmasını gidermek. Kutupluluğun kaldırılması işi. Kutupsuzlaşma.

Polarisation : Ucaylanma. Kutuplanma. Kutuplaşma. Işığın emtia üzerindeki etkisi. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir molekülün artı ve eksi yükünlerinin ayrı bölgelerde toplanması. kimi özdeklerin içinden geçen ışığın titreşimlerini belirli bir biçime sokması. akım altındaki bir elektrotun potansiyelinin karma potansiyelden sapması bir molekülün bir elektrik alanında yönlendirilmesi. Uyarılabilir hücre zarında değişebilen elektriksel potansiyel farkının varlığı. Polarma. Ucaylama. Polarizasyon.

 

İngilizce Polarisations Türkçe anlamı, Polarisations eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Polarisations ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Polarisation : Uyarılabilir hücre zarında değişebilen elektriksel potansiyel farkının varlığı. Bir molekülün artı ve eksi yükünlerinin ayrı bölgelerde toplanması. kimi özdeklerin içinden geçen ışığın titreşimlerini belirli bir biçime sokması. akım altındaki bir elektrotun potansiyelinin karma potansiyelden sapması bir molekülün bir elektrik alanında yönlendirilmesi. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Status : Durum. Hal. Prestij. Rol. Mevki. Değerge. Toplumsal ya da mesleki durum. Vaziyet. İçtimai vaziyet.

Polarization : Ucaylanım. Bir ülkenin kentsel sıradüzeninde kimi kentlerin toplumsal ve ekonomik ilişkiler açısından kendisine bağlı daha küçük yerleşme birimlerinden oluşan kümelerin özeği olarak hızlı büyümesi ve ülkenin nüfusunu ve ekonomik etkinliklerini kendine doğru çekmesi. Bir ışık demetini ucaylanmış duruma getirme. elektromıknatıs dalgaların ışınımına belirli bir yön verme. Doğal ışığın, titreşimleri bir düzlem içinde olan ışığa çevrilmesi. bir özdeciğin artı ve eksi yük özeklerinin ayrılma süreci. bir gözenin üşeklerinde uçun birikimi yüzünden gerilim tatarının ve akınım düşmesi.

 

Condition : Konum. Şart. Alıştırmak. İkmal. Düzenlemek. Durum. Kondisyon. Form. Hal. Şartına bağlamak.

Polarities : Kutupluk. Kutupların mantyetik niteliği. Ucaylılık. Ucaylık. Yoğunlaşma (düşünce). Polarite. Kutupluluk. Kutupların manyetik niteliği. Bir mıknatısın kutupları gibi çekme veya itme özelliklerine sahip olma.

Polarity : Kimi toplumbilimcilere göre her karşıtlığın iki ucu arasında hem birbirlerine karşıt olma, hem de birbirlerini gereksinme biçiminde bağlılık bulunması. Kutupluluk. Yoğunlaşma (düşünce). Polarite. Kutupların manyetik niteliği. Bir mıknatısın kutupları gibi çekme veya itme özelliklerine sahip olma. Kutupların mantyetik niteliği. Bir moleküldeki elektronların düzensiz dağılımı. Biyoloji, fizik, kimya, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kutupsallık.

Polarizations : Ucaylanım.

Polarising : Kutuplaştıran. Polarize eden. Polarizan. Ucaylayıcı. Polarize edici.

Polarizing : Polarize eden. Ucaylayıcı. Polarize edici. Kutuplaştırmak. Polarize etmek. Polarizan. Kutuplaştıran.

Angle of polarization : İçyükül bir ortam yüzeyinden ışığın tümüyle ucaylanmış olarak yansıması içki gerekli geliş açısı. Ucaylanma polarma açısı. Polarizasyon açısı. Ucaylanım açısı. Polarma açısı. Ucaylanma açısı.

Polarisations synonyms : optical phenomenon.