Police officer türkçesi Police officer nedir

  • Temizlik subayı.
  • Zabıta memuru.
  • Polis memuru.
  • Polis.
  • Sakçı memuru.

Police officer ile ilgili cümleler

English: I wasn't driving as fast as the police officer said I was.
Turkish: Pois memurunun sürdüğümü söylediği kadar hızlı sürmüyordum.

English: A police officer told me to stop the car.
Turkish: Bir polis memuru arabayı durdurmamı söyledi.

English: A police officer is talking to her.
Turkish: Bir polis memuru onunla konuşuyor.

English: Ali didn't give the police officer his real name.
Turkish: Ali polis memuruna gerçek adını vermedi.

English: Before working here, Ali was a police officer for thirteen years.
Turkish: Ali burada çalışmadan önce on üç yıldır bir polis memuruydu.

Police officer ingilizcede ne demek, Police officer nerede nasıl kullanılır?

Police : Polislerle güvenliği sağlamak. Güvenliği sağlamak. Sakçılar. Denetlemek. Emniyet. Nöbet. İnzibat. Yönetmek. Kontrol etmek.

Officer : Subayları atamak. Komuta etmek. Görevli. Sakçı memuru. Sağlık memuru. Memur. Yetkili. İdare etmek. Polis memuru. Makam sahibi.

Police college : Sakçı koleji. Polis koleji.

Police commissioner : Polis komiseri. Komiser. Emniyet müdürü.

Police court : Sulh mahkemesi. Polis mahkemesi.

Police court magistrate : Önyargıç. Sulh hakimi.

 

İngilizce Police officer Türkçe anlamı, Police officer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Police officer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Flatfeet : Aynasız. Düztaban.

Officering : Görevli. İdare etmek. Subayları atamak. Yetkili. Memur. Sağlık memuru. Subay. Makam sahibi. Komuta etmek.

Dibbles : Fide kazığı ile tohum ekmek. Plantuvar. Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri. Fidan dikmek.

Plods : Ağır çalışmak. Ağır yürümek. Yavaş yürüyüş. Zahmetle ve gayretle başarıya ulaşmak. Yavaş ve zorlukla yürümek. Ağır ilerlemek. İsteksizce çalışmak.

Superintendent : Yönetici. Amir. Başkomiser. İçişleri başı. Bina sorumlusu. Denetmen. Okul yapılarının, kuruluşlarının ve eşyasının iyi korunması, düzen ve temizliği gibi okulun bütün bakım işlerinin düzenlenmesi ve yürütülmesinden sorumlu olan kimse. Komiser. Başkomiser (ingiliz ingilizcesi).

Copped : Çalmak. Aynasız. Enselemek. Aşırmak. Yumak. Masura. Tutuklama. Yakalamak.

Feds : Devlet kolluk güçleri. Federal memurlar. Federal görevliler. Federaller.

Officered : Komuta etmek. Makam sahibi. Yetkili. Sağlık memuru. Görevli. Subayları atamak. Subay. İdare etmek. Memur.

Plodded : Ağır çalışmak. Zahmetle ve gayretle başarıya ulaşmak. Yavaş yürüyüş. Yavaş ve zorlukla yürümek. Ağır ilerlemek. İsteksizce çalışmak. Ağır yürümek.

Bulling : Zırva. Spekülatör. Spekülasyon yapmak. Gaf. Piyasayı yükseltmek (borsa). Kocaman erkek hayvan. Boğa. Hisselerin değerini yükseltmek. Vurguncu.

Police officer synonyms : dibbled, bobby, constable, plod, cop, cops, dibble, coppers, copper, officers, bluebottles, bull, officer, policeman, deputy, policemen, bulled, bluebottle, bobbies.