Politika nedir, Politika ne demek

Politika; kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

"Politika" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bana karşı kullandığı tehdit ve şantaj politikası güverte halkınca malumdu." - Y. K. Karaosmanoğlu
  • "Bir mirasyedi politikasıyla, birikmiş altını, el sürülmedik kaynaklarını har vurup harman savurdular." - N. Cumalı
  • "Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır." - Anayasa

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Belirlenen amaç veya hedeflere ulaşmaya yönelik karar ve eylemler bütünü.

İngilizce'de Politika ne demek? Politika ingilizcesi nedir?:

policy

Politika hakkında bilgiler

[Bakınız: politik]

Politika anlamı, tanımı:

Politika gütmek : Politika izlemek.

Politika yapmak : Bir işi çözümlemek için politika yolunu kullanmak.

Dış politika : Bir devletin sınırları ötesindeki devletlere uyguladığı siyaset.

İç politika : Bir devletin kendi sınırları içinde kamu işlerinin örgütlenmesine ve yönetime ilişkin uyguladığı siyaset.

 

Açık kapı politikası : Yabancı malları bir ülkeye serbestçe sokma politikası, açık kapı siyaseti.

Açıklık politikası : Siyasette açık, şeffaf olma, glasnost.

Bağlantısızlık politikası : Bağlantısızlık siyaseti.

İdareimaslahat politikası : İşi oluruna bırakma tutumu. Bir işi, gerektiği gibi değil de günün şartlarına göre yapma tutumu.

Politik : Siyasal. Belli bi hedefe ulaşabilmek için uzlaşmayı, iyi geçinmeyi amaçlayan.

Politikacı : Karşısındakinin duygularını okşayarak çıkar sağlayan kimse, siyasetçi. Politika ile uğraşan kimse, siyasetçi.

Politikacılık : Politika ile uğraşma işi veya tutkusu.

Devlet : Bu tüzel varlığın yönetim organları. Büyüklük, mevki. Mutluluk. Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Talih.

Etkinlik : Etkin olma durumu, müessiriyet. Fiilde bulunanın, etkin olanın niteliği. Bir işletmenin, bir kurumun belli bir alandaki eylemi, faaliyet, aktivite. İnsanın çevresiyle arasındaki ilişkileri düzenleyen her türlü eylemi. Bir canlının iç veya dış uyaranların etkisiyle giriştiği çalışma durumu.

Amaç : Ulaşmak istenilen sonuç, maksat. Hedef. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon. Gaye.

 

Yöntem : Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol, metot. Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem, prosedür, politika.

İçerik : Bir cümle veya yargıda açıkça söylenmemekle birlikte var olduğu anlaşılabilen, zımni. Bir şeyin içinde bulunanların bütünü, muhteva, mazruf. Herhangi bir ruhsal süreç veya düşünsel işlevi oluşturan ögelerin bütünü. Sözlü veya yazılı anlatımda verilmek istenen öz, düşünce, duygu ve imgelerin bütünü. Bir kelimenin veya kavramın anlamı.

Düzenleme : Düzenlemek işi, tertip, organizasyon. Düzene koyma, kodifikasyon, regülasyon. Yayımlanan mevzuatın derlenip toplanması ve mevzuatta yapılmış olan değişikliklerin ilgili ana mevzuata işlenmesi, kodifikasyon. Belirli bir düzene göre bir araya getirilmiş olan nesne, aranjman. Belirli sesler, çalgılar veya topluluklar için yazılmış bir eserin, başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için o eserde yapılmış olan değişiklik, aranjman.

Gerçekleştirme : Gerçekleştirmek işi, realizasyon.

Davranış : Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü.

Düşünce : İlke, yönetici sav. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Niyet, tasarı. Tasa, kaygı, sıkıntı.

Politika araçları : Belirlenen politikayı gerçekleştirmeye yönelik kullanılan unsurlar.

Politika değişkenleri : Bir politikanın sonul amaçlarının unsurları.

Politika etkinsizliği önermesi : İktisadi karar birimlerinin davanışları rasyonel beklentilere dayandığı için hükümet tarafından uygulanan iktisat politikalarının ekonominin üretim ve işlendirme düzeyi üzerinde herhangi bir etkisinin olmayacağını ileri süren ve Yeni Klasik Okul iktisatçılarından T, J. Sargent ve N. Wallace tarafından geliştirilen önerme.

Politika ile ilgili Cümleler

  • Benjamin Franklin Amerikalı bir politikacı ve mucit.
  • Birçok insan ülkemiz politikacılarının yozlaşmış olduğuna inanıyor.
  • Politika ilgimi çekmiyor.
  • Politika hakkında yaptığımız konuşmadan gerçekten hoşlandım.
  • Politika bir algılama sanatıdır.
  • Politika, gerekli olanı mümkün kılma sanatıdır.
  • Ne zamandan beri politikayı önemsiyorsun?
  • Biri o politikacıyı öldürmekle tehdit etti.
  • Politika ile savaşın arasındaki bağlantı ne?
  • Politika ilgimi çekmiyor; bu yüzden bana ileride demeyin politikaya gir diye.
  • Bizim politikacılarımızın hepsinin çok yaşlı oldukları izlenimine katılıyor musun?
  • Onlar politika konuştu.
  • Politika ile savaşın arasındaki bağlantı nedir?
  • Ben politikadan nefret ederim.

Diğer dillerde Politika anlamı nedir?

İngilizce'de Politika ne demek? : [Politika] n. politics, policy

Fransızca'da Politika : politique [la]

Almanca'da Politika : n. Politik, Staatskunst

Rusça'da Politika : n. политика (F)