Potansiyel nedir, Potansiyel ne demek

Potansiyel; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

"Potansiyel" ile ilgili cümleler

  • "Bu kişi bizim için birden potansiyel bir tehlike oldu." - O. Aysu

Kimya'daki anlamı:

1.Durum ya da konuma bağlı eylem yeteneği. 2.Sonsuz uzaklıktan birim pozitif yükü getirebilmek için gerekli iş miktarı. Bağıl geçirgenliği Er, mesafesi r, yükü q olan bir noktadaki potansiyel, ’dir.

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

[Bakınız: gizli]

Bilimsel terim anlamı:

Durum ya da konuma bağlı eylem yeteneği.

Toprak ya da bir yüksekten sonsuz uzaklık gibi ölçünlere göre belirlenen ve elektrik ya da mıknatıssal olan yeğinliğinin bir uzaklık boyunca eski tümleviyle verilen bağıl nicelik.

İngilizce'de Potansiyel ne demek? Potansiyel ingilizcesi nedir?:

potential

Potansiyel hakkında bilgiler

Potansiyel enerji, cisimlerin bir alanda bulundukları fiziksel durumlardan ötürü depoladığı kabul edilen enerjidir. Örneğin yükseğe kaldırılan bir cisim, barajlarda biriken su, sıkıştırılan veya gerilen yay potansiyel enerji depolar. Potansiyel enerji mevcut alandaki konuma veya cisimdeki değişikliğe bağlıdır. EP ya da U ile gösterilir. Birimi diğer enerjiler gibi Joule'dür. (J)

 

Potansiyel enerji terimi ilk kez İskoç mühendis ve fizikçi William Rankine tarafından kullanılmıştır.

Potansiyel enerji bir cismin düşük potansiyelden yüksek potansiyele geçtiğinde biriken enerjidir. Örneğin bir cisim yerden yükseğe çıkarıldığında yüksek bölge daha yüksek potansiyele sahip olduğundan cisimde potansiyel enerji birikir. Bir elektrik yükü yüksek potansiyelden alçak potansiyele gitmek isteyecektir çünkü bu yüke etki eden bir geri çağırıcı kuvvet vardır.

Potansiyel ile ilgili Cümleler

  • Suyu ölçüsüz ve aşırı miktarda içmek "su zehirlenmesi" ile sonuçlanabilir, potansiyel olarak ölümcül bir durum.
  • Tom'un potansiyeli olduğunu düşündüm.
  • Potansiyel olarak, bu hastalık binlerce kişiyi öldürebilir.
  • Tom'un açıkça potansiyeli var.
  • Ali büyük bir potansiyele sahiptir.
  • Potansiyel orada.
  • Şüphesiz Tom'da potansiyel var.
  • Bir potansiyel sorun Tom'un Fransızcayı çok iyi konuşamamasıdır.
  • Potansiyelin var.
  • Tom'un büyük bir potansiyeli var.

Potansiyel anlamı, kısaca tanımı:

Potansiyel farkı : Gerilim.

Potansiyel suçlu : Suçlu işleme ihtimali olan kimse.

Aksiyon potansiyeli : Etkinleşebilir gizil güç.

 

Devre potansiyeli : Devre voltajı.

Pota : Basketbolda düşey bir levhaya monte edilmiş yatay çember ile ağdan meydana gelen düzenek. İçinde maden eritilen kap.

Ortay : Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi). Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).

Çıkma : Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak. Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon. Eski, kullanılmış. Çıkmak işi. Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, çıkıntı, derkenar. Desteklemek amacıyla verilen para. Çıkmış.

Gizil : Potansiyel.

Gelecek : Zaman bakımından ileride olması, gerçekleşmesi beklenen, müstakbel. Daha gelmemiş, yaşanacak zaman, istikbal, ati.

Oluşma : Oluşmak işi, teşekkül.

Gelişme : Olan biten şey. Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül, evolüsyon. Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm.

Mümkün : Muhtemel, olası. Olabilir.

Enerji : Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke. Organların çalışabilmesi ve vücut ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin ögelerinin oluşturduğu güç. Manevi güç.

Hazır : Bir işi yapmak için gereken her şey tamamlanmış olarak. Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş. Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı. Fırsattan yararlanarak. Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan, anık, amade, müheyya.

Gizil güç : Belirlenen iki nokta arasındaki voltaj farkı, potansiyel. Henüz yapılmış değil de güç olarak var olan, gerçekleşmeyen ancak gerçekleşebilecek olan, imkân durumunda olan, saklı olan güç, potansiyel. Bir iletkenin herhangi iki noktası arasında bir elektrik akımının ortaya çıkmasına yol açan güç, potansiyel.

Güç : Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül, kolay karşıtı. Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat. Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik. Sınırsız, mutlak nitelik. Zorlukla. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler topluluğu. Birim zamanda yapılmış olan iş. Bir toprağın verimlilik yeteneği. Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet, efor. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli.

Potansiyel alıcı : Bir malı henüz satın almamış, ancak satın alması beklenen gerçek veya tüzel kişi.

Potansiyel asitlik : Asitlik değeri.

Potansiyel denetleci : Bir elektrik devresine, değişmeyen ya da belirli bir hızla değiştirilen potansiyeller sağlayan aygıt.

Potansiyel denetleme yöntemi : Elektrikle ayrışım devresine, değişmeyen ya da belirli bir hızla değiştirilen poteansiyeller uygulayarak bunları karşılayan akım değişiminin ölçülmesi.

Potansiyel dış ödemeler dengesi açığı : Bir ülkede uygulanan dış ticaret ve kambiyo uygulamalarının kaldırılması durumunda ödemeler bilançosunda ortaya çıkabilecek açık. krş. dış ödemeler dengesi açığı.

Potansiyel enerji : Bir malzemenin durumu sebebi ile sahip olduğu enerji. Kütlesi m olan bir cismin yerden h yüksekliğindeki potansiyel enerisi mgh dır. Bu enerji bu cismin yere düştüğünde yapacağı işe eşittir.

Potansiyel istem : Bir malın potansiyel alıcılarının oluşturduğu istem. bk. imgesel istem

Potansiyel piyasa : Potansiyel alıcılar ve satıcıların karşılaşması beklenen her türlü ortam.

Potansiyel satıcı : Bir piyasaya henüz girmemiş ancak girmesi beklenen satıcı.

Potansiyel türlü integral : Kutupsal çekirdekli integral operatör.

Diğer dillerde Potansiyel anlamı nedir?

İngilizce'de Potansiyel ne demek? : adj. potential, back demand

n. potential, potency

Fransızca'da Potansiyel : potentiel/le

Almanca'da Potansiyel : n. Potential, Potenzial

Rusça'da Potansiyel : n. потенциал (M)

adj. потенциальный