Poultice plant türkçesi Poultice plant nedir

  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Papatyagiller (compositae) familyasından, yaklaşık 60 cm kadar boylanabilen, tüylü ve sarı çiçekli, köklerinden siyah renkli sakız elde edilen, scorzonera latifolia, s.rigida, s.sosnowskyi türlerine verilen genel ad. yakı sakızı.
  • Yakı otu.

Poultice plant ingilizcede ne demek, Poultice plant nerede nasıl kullanılır?

Poultice : Lapa. Lapa koymak. Yara lapası.

Plant : Ağaçlandırmak. Yutturmak. Yapımı sağlayan makineli kuruluşların tümü. (aletler, avadanlıklar, makineler ve diğer durağanlardan kurulu işletme). Yüklemek. Bitki. Dikmek. Yeşillendirmek. Kurmak. Sıkıca yerleştirmek. Kök salmak.

Poulticed : Yara lapası. Lapa. Lapa koymak.

Poultices : Lapa koymak. Lapa. Yara lapası.

A going plant : Başarılı fabrika.

Air conditioning plant : İklimlendirme tesisatı. Havalandırma tesisi. İklimleme merkezi. Havanın istenilen iklim koşullarına getirildiği merkez. Klima santralı. İklimlendirme santrali.

İngilizce Poultice plant Türkçe anlamı, Poultice plant eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Poultice plant ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

 

Abductor muscle : Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

Acacia : Akasya sakızı. Mimoza. Arap zamkı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Akasya. Salkım ağacı.

Abiotic environment : Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre.

Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Abramis zonu. Akarsuların durgun akan bölgeleri.

Abacus bodies : Abacus cisimcikleri. Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri.

Aardwolf : Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Yeleli sırtlan.

 

A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Poultice plant synonyms : fireweeds, aardvarks, a cells, abo blood groups system, abiotic factor, a chromosome, fireweed, aardvark.