Primary türkçesi Primary nedir

  • Çifyıldızlarda büyük olan yıldız.
  • Primer.
  • Başyıldız.
  • Birinci. sentetik olarak sentezlenmiş kısa, tek iplikli nükleotit dizisi.
  • Birinci.
  • Birincil.
  • Ana renk.
  • İlksel.
  • Öncelikli.
  • İlk, en yalın, en önemli olay , biçim ya da küme. örn. karmaşık tepkimeler dizgesindeki en önemli ya da en hızlı tepkime.
  • İlk.
  • Temel.
  • Bilgisayar, biyoloji, uzay, kimya alanlarında kullanılır.
  • Başlıca.
  • Birinci derecede.
  • Ana.
  • En başta gelen.
  • En önemli.
  • Baş.

Primary ile ilgili cümleler

English: Electronic news media is our primary source of information.
Turkish: Elektronik haber medya temel bilgi kaynağımızdır.

English: Ali has memorised so many kanji that he can read books for primary school children.
Turkish: Ali ilkokul çocuklarının kitaplarını okuyabilecek kadar çok kanji ezberlemiş.

English: Honesty is the primary reason for his success.
Turkish: Dürüstlük onun başarısı için temel nedendir.

English: He is a primary school teacher, so he is used to dealing with children.
Turkish: O bir ilkokul öğretmeni bu yüzden o çocuklarla ilgilenmeye alışkın.

English: His primary reason for going out was to see Patty.
Turkish: Onun dışarı çıkmak için ana nedeni Patty'yi görmekti.

Primary ingilizcede ne demek, Primary nerede nasıl kullanılır?

Primary abilities : Birincil beceriler. Anlak bileşenlerinin sayısını azaltmak üzere etken çözümlemesiyle birbirinden ayrılan ve anlağı oluşturduğu varsayılan başlıca etkenler. Temel yetenekler.

 

Primary acanthosis nigricans : Birincil akantozis nigrikans. Esas olarak bir yaşından küçük dachshund ırkı köpeklerde kesin olarak bilinmeyen sebeplerle biçimlenen, kalıtsal olduğu kabul edilen akantozis nigrikans, idiopatik akantozis nigrikans.

Primary active transport : Birincil aktif taşınım. Hücre zarında, bir maddenin az yoğun ortamdan çok yoğun ortama, taşıyıcı aracılığıyla ve atp’ den enerji sağlanmak suretiyle taşınması.

Primary alcohol : Primer alkol. Birinci alkol. Birincil alkol. Genel formülleri r-ch2oh olarak gösterilen ve işlevsel kökün (-oh) bağlı olduğu karbona bir alkil ve iki hidrojen bağlanmış alkol. örn. propan-1-ol, c2h5-ch2-oh.

Primary aldosteronism : Primer aldosteronizm. Zona glomeruloza hücrelerinin adenomu, karsinomu veya iki yanlı hiperplazisi sonucu aşırı derecede aldosteron salınması. Birincil aldosteronizm.

Primary alopecia : Birincil kıl dökülmesi. Primer alopesia.

Primary budget expenses : Faiz dışı bütçe giderleri. Bütçe giderlerinden faiz ödemelerinin çıkartılmasıyla elde edilen tutar.

Primary boolean functions : Ana boole işlevleri.

 

Primary bile acids : Safra asitleri. Birincil safra asitleri.

Primary alimentary tympania : Birincil işkembe şişkinliği. Primer alimenter timpani.

İngilizce Primary Türkçe anlamı, Primary eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Primary ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Maiden : Kız oğlan kız. Yeni. Bakire. Bekar kız. Giyotin. Kız. Evlenmemiş genç kız. El değmemiş. Evlenmemiş kadın. Kızlık.

Principal : Akreditif açtırmak amacıyla bankaya başvuran dışalımcı. Okul müdürü. Esas. Yönetici. Başkan. Akreditif amiri. İlke. Şef.

Bases : Esas. Depart. Bazlar. Taban. Üs. Baz. Dip. Düzlemler. Altlık. Alt.

Premiers : Prömiyer. Sınıf veya önem bakımından ilk sırada. Kıdemli. Yeni bir tiyatro oyununun ilk temsili. Başbakan. Asıl. Baştaki.

Fundamental colour : Esas renk.

Elementary : Başlayanlar için. Saf. Doğa güçleri ile ilgili. Elemanter. İlkel. Başlangıç. Öğesel. Öz.

Base : Altlık. Kelime kök ve gövdelerinin çekim eki almamış yalın durumu: taş, işçi, bilgili, terbiye, ciltle-, ayakkabı, aktualite, planlama vb. Başlangıç ya da temel sayılan yer ya da nesne. transistorun salgıcı ile toplacını ayıran kesimi. Dayanak. Üs. Saha kenarı. Taban. İlkyazı. Aşınma taban düzeyi.

Arch : Nazlı. Cilveli. Şen. Kubbelenmek. Yay. Eğmeç. Taban çukuru. Kabartmak (hayvan sırtını). En yüksek düzeyde.

Pivotal : Eksensel. Mile ait. Mihvere ait. Çok önemli. Odak. Asıl. Merkezi. Esas. Eksen.

Backdrops : Zemin. Sahne arka perdesi. Perde arkası. Fon. Arka perde. Uygun ortam. Sahnede arka perde.

Primary synonyms : underived, firsts, abecedarians, preliminary, predecessor, anas, capital, course of study, before time, first, primary color, prelusive, archest, initial, archimedean point, of primary importance, arterial, main colour, primaries, fundamental, elementals, fundamental colors, baselines, in chief, baseline, of top priority, back drop, underlying, inceptive, main, backbones, preferred, gilt edged.

Primary zıt anlamlı kelimeler, Primary kelime anlamı

Last : Çekmek. En son. Sürmek. Son. Ayakkabı kalıbı. Yetmek. Sonuncu kimse. Bozulmamak. Son şey. Tutmak.

Unoriginal : Sade. Sahte. Başlangıçta olmayan. Sıradan. Bayağı. Orijinal olmayan. Basit. Olağan.

Inessential : Gereksiz şey. Lüzumsuz. Önemsiz. Önemsiz şey. Gereksiz.

Primary antonyms : secondary, derived.

Primary ingilizce tanımı, definition of Primary

Primary kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Primitive. First in order of time or development or in intention. Fundamental. Original. That which stands first in order, rank, or importance. A chief matter.