Primitive economy türkçesi Primitive economy nedir

  • Tekniğin çok az gelişmiş olması nedeniyle doğaya üstünlük sağlama olanaklarının yetersizliği, uzmanlaşmanın bulunmayışı, ekonomik birliğin küçüklüğü gibi başlıca özelliklerle belirlenen ekonomi biçimi.
  • İlkel ekonomi.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Balıkçılık, avcılık ve toplayıcılık gibi üretim etkinliklerinin geçerli olduğu iktisadi ortam.

Primitive economy ingilizcede ne demek, Primitive economy nerede nasıl kullanılır?

Primitive : Yapmacıksız ve kendi kendini yetiştirmiş ressam. Kültürel evrimin alt basamaklarında bulunan, doğaya büyük ölçüde bağlı olan, geleneklerle göreneklerin oluşturduğu bir düzen içinde yaşamını sürdüren ve tarihöncesi insanınkine benzer kültürel ve toplumsal bir yapıda varlığını yönlendiren birey. bk. ilkel toplum. İlk çağa ait. Pirimitif. Basit. Önceki. Kaba. Yabanıl. Evvelki. İlk insan.

Economy : Tutumluluk. Artırım. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Kişilerdeki gereksemeleri karşılamak amacıyla yapılan davranış ve uygulamaları düzenleyen ve yöneten yasaları inceleyen bilim dalı. Ekonomik jüye. İktisat. İdare. Ekonomik. Örgüt. Ekonomi.

Primitive accumulation : İlkel birikim. İlkel birikme. İlk birikim. Üretim araçlarının emekten ve üreticiden ayrılmasıyla sermayenin tarihsel doğuşunu hazırlayan, emeği ücretli emeğe dönüştürerek sermayeye bağımlı kılan, kapitalist üretim için gerekli temeli sağlayan ve karl marx tarafından tanımlanan tarihsel süreç.

 

Primitive architecture : Damsız kulübelerden, direkler üzerine kurulan barakalara; tek duvardan ibaret gölgeliklerden, içinde yüzlerce kişiyi barındıran büyük evlere; mağaralardan çadır-evlere; bunların yanı sıra teknik bakımdan kusursuz, güzelduyusal yönden değerli olan yapılara kadar değişen bir tablo gösteren; toprak, çamur, ahşap, taş, kerpiç, kiremit, ağaç kabuğu, deri, post, çayır, yaprak, sarmaşık vb. gereçlerle yapılan barınak, yapı, ev ve konutların tümü. İlkel mimarlık.

Primitive art : İlkellerin, güzelduyusal amaçtan çok dinsel ve toplumsal amaca yönelik, görevsel nitelikteki sanatı. İlkel sanat.

Primitive cell : İlkel göze. Kristal bileşimindeki bütün atom türlerinin, olanaklı bütün yerlerini aldıkları ve içinde bütün bakışım özelliklerinin bulunduğu en küçük ağcık.

İngilizce Primitive economy Türkçe anlamı, Primitive economy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Primitive economy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

 

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu.

Primitive economy synonyms : ability rent, a shift in individual demand, a change in demand, a change in individual demand, abnormal budget receipts, abolition of forced labour convention.