Rüzgar nedir, Rüzgar ne demek

Rüzgar; Coğrafya, İsim alanlarında kullanılan bir sözcüktür. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Havanın yer değiştirmesiyle oluşan esinti, yel, bad
  • Rüzgâr çizelgesinde hızı 17-21 deniz mili olan ve kuvveti 5 ile gösterilen esinti.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yemeniye benzer bir çeşit ayakkabı.

Coğrafya'daki terim anlamı:

Havayuvarında ayrımlı basınç altındaki yöreler arasında oluşan, yatay yönde, esiş yönü, süresi ve biçimleriyle ayrımlı hava devinimi.

Rüzgar isminin anlamı, Rüzgar ne demek:

Zaman, devir. Dünya. Yel. Rüzgar ismi; Farsça kökenli olup bir Erkek ismidir.

Rüzgar ile ilgili Cümleler

  • O adam gerçek bir rüzgar gülü: O sürekli fikrini değiştirir.
  • Bulutlar rüzgar tarafından uzaklaştırılıyordu.
  • Satürn'ün atmosferinin saatte 1800 kilometrenin üzerinde esebilen rüzgarları var.
  • Rüzgar hala sert esiyor.
  • Rüzgar ağaçları hışırdatıp usulca etrafımı sararken duyduğum hissi seviyorum.
  • Bu ev çok rüzgâr alıyor.
  • Benim en sevdiğim çocuk kitabı Söğütlerdeki Rüzgar.
  • Rüzgar hala güçlü esiyor.
  • Bugün boğucu sıcak. Hiç rüzgar yok.
  • Rüzgarlı günleri sevmiyorum.
  • “Rüzgâr gibi geçip giden gençliğimin tanıkları / Şu yıpranmış fotoğraflar, soluk renkli, siyah beyaz”
  • Herkesin gidebileceği bir evi, sığınabileceği bir yuvası var. Benim evim çöllerdir, yurdum çorak topraklar. Kuzey rüzgarı ışığım, yağmurda bir tek paklanırım.
  • Rüzgar yön değiştirebilir.
  • Bugün neredeyse hiç rüzgar yok.
  • Bazen rüzgar kadar hızlı koşabiliyorum.
  • “Rüzgâr tutmayan yerlerinde dadılar, çocuklar ve ihtiyarlar güneşlenirler.”
 

Rüzgar ile ilgili Atasözü veya Deyim

hangi rüzgar attı : bir yere uzun süre uğramamışken beklenmedik bir zamanda gelenlere sitem yollu söylenen bir söz.

her zaman gemicinin istediği rüzgar esmez : “olaylar herkesin istediği biçimde meydana gelmez” anlamında kullanılan bir söz.

rüzgar almak : yel esen bir yerde bulunmak.

rüzgar ekip fırtına biçmek : yaptığı bir kötülüğün çok daha kötüsü ile karşılaşmak.

rüzgar gelecek delikleri tıkamak : istenmeyen bir durum veya gelişmeye karşı her türlü önlemi almak.

rüzgar gibi : çabucak.

rüzgar tutmamak : rüzgâra açık ve kapalı bulunmak.

rüzgardan nem kapmak : en küçük bir şeyden alınmak, çok alıngan olmak.

rüzgarlı havanın kuytusu, yağmurlu havanın uykusu : “rüzgârlı havada kuytu bir yer, yağmurlu bir havada da uyku tercih edilir” anlamında kullanılan bir söz.

Rüzgar anlamı, kısaca tanımı

Akça rüzgar : [Bakınız: akyel]. Kuzey batıdan esen yel. Batıdan esen yel

Alçalan rüzgar : Yüksek basınç alanlarında yukardan aşağıya düşey yönde inen rüzgârlarla, dağlardan alçak ovalara doğru eserek sıkışıp ısınan "fön" gibi kimi rüzgârlara verilen ad.

Çevrimsel rüzgarlar : Mevsim ve meltem rüzgârları gibi düzenli, ancak yönleri ya altı ayda ya da bir gün içinde ters yönde değişen rüzgârlar.

Değişken rüzgarlar : Sürekli bir yönü olmayan, esiş süreleri ve biçimleriyle kararsız kimi yerel rüzgârlara verilen ad.

 

Egemen rüzgar : Herhangi bir bölgede, yıl boyunca ya da belli bir mevsimde esiş yönü, ötekilere göre daha sık yinelenen rüzgâr.

Hakim rüzgar : O an için geçerli olan şey, durum.

Mevsim rüzgarları : Örneği güney Asya kıyılarıyla Hint anadenizi arasında görülen düzenli, ancak yönleri yaz ve kış mevsimlerinde çevrimsel olarak değişen rüzgârlar.

Rüzgar altı : Boca, orsa karşıtı.

Rüzgar aşındırması : Sürekli bitki örtüsünden yoksun kurak ve yarı kurak bölgelerde, rüzgârların yerden kaldırıp savurduğu ya da sürüklediği katı özdeklerin de yardımıyla, yeryüzünde oluşturdukları kendine özgü biçimlerin tümü.

Rüzgar aygıtı : Rüzgâr sesi veren aygıt. Rüzgâr yapan aygıt.

Rüzgar gücü : Yeryüzünün biçimlenmesinde payı bulunan, denizlerde dalga ve akıntılar gibi devinimleri yaratan bir dışetken.

Rüzgar makinesi : Oyunda, rüzgar etkisi yapan makine.

Rüzgar süpürmesi : Üzerinde sürekli bitki örtüsü bulunmayan çıplak ve kuru yereylerde, rüzgârın gevşek özdekleri yerinden söküp, sürüklemesi.

Rüzgar üstü : Orsa, boca karşıtı.

Rüzgar yanı : Dağlık bir yörede, bir kıyıda, egemen rüzgârlara açık yüz. bk. rüzgâraltı yanı.

Rüzgaraltı yanı : Dağlık bir yörede, bir kıyıda egemen rüzgârların siperinde kalan yüz. bk. rüzgâr yanı.

Rüzgarlama : Rüzgârlamak işi.

Rüzgarlamak : Yel vermek. Esmek, savurmak.

Rüzgarlanma : Rüzgârlanmak işi.

Rüzgarlanmak : Yel esmeye başlamak. Yele karşı durmak.

Rüzgarlar : Bolu kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Rüzgarlı : Rüzgâr alan, rüzgâra açık. Batman şehri, Gercüş ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Rize şehrinde, İkizdere ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Rüzgarlık : (Mimarlık) bk. kapı sundurması. Kapı üstlerine konulan eğik saçak biçimindeki örtme. Rüzgârdan korunmak için giysilerin üstüne giyilen bir tür üstlük. Yelkesen. Geminin dengesini sağlayan direk.

Rüzgarsız : Rüzgârı olmayan, rüzgâr tutmayan, yel esmeyen.

Rüzgarsızlık : Rüzgârsız olma durumu.

Sürekli rüzgarlar : Kalıcı alçak ve yüksek basınç alanları arasında esmeleri nedeniyle, süreklilik niteliği taşıyan hava devinimleri. bk. alize.

Yanık rüzgar : Çabuk dinen yel.

Yarıyıllık rüzgarlar : [Bakınız: mevsim rüzgarları, çevrimsel rüzgârlar].

Yerel rüzgarlar : Lodos, hamsin, bora gibi, esiş biçim ve nedenleri ayrımlı, kendilerine göre etkileri olan rüzgârlar.

Yıllık rüzgarlar : [Bakınız: sürekli rüzgârlar].

Dik rüzgar : Geminin yoluna karşı esen yel.

Fırtınaya yakın rüzgar : Rüzgâr çizelgesinde hızı 28-33 deniz mili olan ve kuvveti 7 ile gösterilen rüzgâr.

Hafif rüzgar : Rüzgâr çizelgesinde hızı 7-10 deniz mili olan ve kuvveti 3 ile gösterilen rüzgâr.

Kuvvetli rüzgar : Rüzgâr çizelgesinde hızı 22-27 deniz mili olan ve kuvveti 6 ile gösterilen rüzgâr.

Mutedil rüzgar : Rüzgâr çizelgesinde hızı 11-16 deniz mili olan ve kuvveti 4 ile gösterilen rüzgâr.

Rüzgar çizelgesi : Rüzgâr hızının deniz miline göre sınıflandırılmasını gösteren çizelge.

Rüzgar erozyonu : Aşırı rüzgâr esen yerlerde yüzey toprağının kaybı.

Rüzgar yükü : Bir bölgede görülen rüzgârın binalarda oluşturduğu sarsma gücü.

Rüzgaraltı : Boca, orsa karşıtı.

Rüzgargülü : Rüzgârların yönünü ve adını gösteren levha. Kâğıdın özel bir biçimde katlanmasıyla yapılmış olan ve rüzgârın etkisiyle dönen bir oyuncak.

Rüzgarölçer : Yelölçer.

Rüzgarüstü : Orsa, boca karşıtı.

Saba rüzgarı : Sabah yeli.

Yıldız rüzgarı : Kuzeyden esen yel.

Diğer dillerde Rüzgar anlamı nedir?

İngilizce'de Rüzgar ne demek ? : wind