Radyo nedir, Radyo ne demek

Radyo; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Elektriksel imleri, telsiz olarak yaymak amacıyla elektromıknatıs ışınımdan yararlanma.

[Bakınız: almaç]

İngilizce'de Radyo ne demek? Radyo ingilizcesi nedir?:

radio (broadcasting), broadcasting

Fransızca'da Radyo ne demek?:

radio

Radyo hakkında bilgiler

Radyo, elektromanyetik radyo dalgalarındaki ses modülasyonunu önce elektronik ortama sonra da sese çeviren elektronik alet. Türk Dili dergisinde Kırgız Türkçesinde radyo anlamında kullanılan үналгы /ünalgı/ sözünün Türkiye Türkçesinde kullanılması da gündeme getirilmiştir.radyoyu Marconi icat etmiştir.

Radyolar (radyo alıcıları) elektromanyetik tayfın belli bir aralığını dinlemek üzere tasarlanır. Radyonun seçicilik ve hassaslık faktörlerine göre kalitesini değerlendirmek mümkündür - Q faktörü.

Popüler radyolar iki tür modülasyonu almak üzere dizayn edilmişlerdir: AM (Genlik Modülasyonu) ve FM (Frekans modülasyonu)

Genlik modülasyonunun; taşıyıcılı yayın, SSB (Single side bant- Tek bantlı yayın) ve CW (Continuous Wave- Daimi dalga) olmak üzere alt bölümleri vardır.

 

Radyo ile ilgili Cümleler

  • Radyo bozuktur.
  • O radyo senin mi?
  • Tom'un bir radyosu var.
  • Saat dokuzda haberi radyoda dinleyebilirsin.
  • George, radyoyu dinlemiyorsan o zaman kapat.
  • Çalışırken radyo dinledim.
  • Radyo açıktı.
  • Eğer radyoyu dinlemiyorsan kapat.
  • O hep radyodaki haberleri dinler.
  • Radyo biraz gürültülü.
  • Radyo açık.
  • Radyo bozuk.
  • Radyo bozuldu.
  • Radyo açıkken uykuya daldı.

Radyo tanımı, anlamı:

Dalga : Arka arkaya gelen kriz vb. olayların her biri. Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genellikle rüzgâr, deprem vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket. Geçici sevgili. Sıcak, soğuk, moda için belli bir süre etkili olan dönem. Titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi. Dalgınlık. Geçici aşk ilişkisi. Gizli iş, dalavere. Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu. Bir yüzeydeki kıvrım. Saçların kıvrım genişliği.

Yayın : Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete vb., neşriyat. Radyo ve televizyon aracılığıyla halka sunulan, duyurulan, iletilen eser, program, neşriyat.

Radyo etkinliği : Işın etkinlik, radyoaktivite.

Radyoevi : Radyo yayınlarının gerçekleştirildiği yapı.

Radyo gazetesi : Radyo aracılığıyla yayımlanan haber, yorum ve röportajların tümü.

 

Radyo istasyonu : Radyo vericilerinin bulunduğu merkez. Radyoda alınan veya bulunan her bir yayın.

Radyo muhabiri : Radyo haberlerini ve röportajlarını hazırlayan gazeteci.

Radyo oyunu : Radyoda seslendirilmek üzere yazılan oyun, radyofonik piyes.

Radyo taksi : Telsiz telefon ağı ile bir şirkete veya durağa bağlı olarak çalışan taksi.

Radyo yayını : Doğrudan kamuya seslenen ve sesli programları yayan iletişim aracı.

Özel radyo : Kişi veya kuruluşlara ait radyo istasyonu.

Yerel radyo : Belli bir bölgeye yayın yapan düşük frekanslı radyo istasyonu.

Radyoaktif : Işın etkin.

Radyoaktif izotoplar : Bazı hastalıkların tanısında ve iyileştirilmesinde yararlanılan radyoaktif maddeler.

Radyoaktifleştirme : Bir elementi radyoaktif duruma getirme.

Radyoaktiflik : Radyoaktif olma durumu.

Radyoaktivite : Işın etkinlik.

Radyobiyoloji : X ışınlarının canlı dokular üzerindeki etkisini inceleyen bilim, radyofizyoloji.

Radyobiyolojik : Radyobiyoloji ile ilgili.

Radyocu : Radyo yapan, onaran veya satan kimse. Radyo yapılmış olan veya onarılan yer. Radyoda görevli kimse.

Radyoculuk : Radyo kuruluşlarını işletme ve yönetme işi. Radyo yapma, onarma veya satma işi.

Radyoelektrik : Fiziğin elektromanyetik dalgaların araştırılması ve uygulanması ile ilgili bölümü.

Radyoelektriksel : Radyoelektriğe ilişkin.

Radyoelektronik : Elektroniğin radyoelektriğe uygulanması.

Radyofizik : Radyoelektriğe ilişkin olayları inceleyen bilim dalı.

Radyofizyoloji : Radyobiyoloji.

Radyofoni : Elektromanyetik dalgaların özelliklerinden yararlanarak sesleri ileten sistem.

Radyofonik : Radyo ile ilgili, radyo ile yayımlanan.

Radyofonik piyes : Radyo oyunu.

Radyofonik ses : Radyoda konuşma yapmaya uygun ses.

Radyofoto : Bu sistemle alınan fotoğraf. Fotoğraf, yazı vb. görüntülerin radyo dalgalarıyla uzaktan iletilmesini sağlayan sistem.

Radyografi : Bu teknikle alınan fotoğraf. Bir organ veya cismin biçimini X ışınlarından yararlanarak görüntüleme.

Radyogram : Telsiz telgrafla verilen haber ve bunun yazılı olduğu kâğıt.

Radyoizotop : Doğal bir elementin radyoaktif izotopu.

Radyokimya : Radyoaktif cisimleri ve onların kimyasal özelliklerini inceleyen bilim dalı.

Radyolink : Radyo, telefon, televizyon, teleks vb. iletişim araçlarının kablo bağlantısı olmaksızın, istasyonlar arasında veya stüdyo ile verici istasyon arasında yüksek frekanslı radyo dalgaları ile bağlantı kurmasına yarayan sistem.

Radyolog : Işın bilimci.

Radyoloji : Işın bilimi.

Radyolojik : Radyoloji ile ilgili.

Radyometre : Işınölçer.

Radyometri : Işıma şiddetinin ölçümü.

Radyometrik : Radyometri ile ilgili.

Radyoskopi : Bir organ veya cismin her türlü açıdan biçiminin ve hareketlerinin ışınlar altında incelenmesini sağlayan muayenesi.

Radyoteknoloji : Elektro filmi çekme tekniği.

Radyotelefon : Telsiz telefon.

Radyotelgraf : Telsiz telgraf.

Radyoterapi : Işın tedavisi.

Elektrik : Fiziğin, bu enerji ile oluşan olaylarını inceleyen kolu. Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi. Bu enerjiden elde edilen aydınlanma. Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü. Çarpıcılık, cazibe, canlılık.

Yarar : Yarayan, elverişli, uygun. Çıkar. Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj.

İletilme : İletilmek işi.

Sistem : Bir aracı oluşturan düzen, düzenek, tertibat. Model, tip. Düzen. Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni. Yol, yöntem. Dizge.

Düzenli : Düzeni olan, yerli yerinde, kararlı, tertipli, muntazam. Sistemli, nizamlı, metodik.

İstasyon : Satış, bakım, aşı vb. işler yapılmış olan kuruluş veya yer. Araştırma kuruluşu. Tren, metro durağı.

Program : Okullarda, haftanın belli günlerinde, belli saatlerde verilecek dersleri gösteren çizelge. Radyo ve televizyonda sunulan, haber, müzik, eğlence gibi kendi başına bir bütün oluşturan yayınlardan her biri. Bilgisayara bir işlemi yaptırmak için yazılan komutlar dizisi. İzlence. Tören, gösteri, gezi vb.nin öngörülen ayrıntılarını gösteren basılı kâğıt. Yapılacak bir işin bölümlerini, bölümlerin sırasını ve zamanını gösteren tasarı, yetişek. Siyasi partinin, toplumsal örgütün veya hükûmetin açıkladığı ana ilkelerin tümü.

Elektromanyetik : Elektromanyetizması bulunan veya bununla ilgisi olan.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Alan : İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Bir çalışma çevresi. Yüz ölçümü.

Araç : Taşıt. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne.

Radyo dalgaları : Radyo yayınlarına (ses ve resim) ayrılan, yinelenimi 150 kHz'den 960 MHz'ye, dalga uzunlukları 2.000 m'den 0,31 m'ye kadar uzanan elektromıknatıs dalgalar.

Radyo gökbilimi : Irakgörür görevini yapan radyo ırakgörürleri yardımıyla yıldızlar ve yıldız dizgelerinden gelen radyo ışınlarını alan, onları inceleyip değerlendiren bir bilim dalı.

Radyo ırakgörürü : Evrenden gelen radyo ışınlarını alan ve ölçen, anten özelliğinde araç. (bk. Resim R. 8)

Radyo ışınımı : Genellikle X = 1 cm. ile 20 m. dalgaboyu aralığındaki elektromagnetik dalgalar.

Radyo ışıtacı : İçi boşaltılmış ya da özel bir gazla doldurulmuş camdan bir kap içinde, ısıtılan bir elektrikucunun (eksiuç) serbest bıraktığı elektronların pozitif yüklü bir başka elektrikucuyla (artıuç) toplandığı ışıtaç çeşidi.

Radyo ile eğitim : Okul içi ya da okul dışı eğitimi tamamlamak, zenginleştirmek gibi düşüncelerle radyo yayınlarından amaçlı ve planlı biçimde yararlanma. Öğrenciler için hazırlanan özel radyo programlarıyla yapılan eğitim.

Radyo ile yayım : Bir yapıtın im, ses ya da resim taşıyan Herzt dalgaları ile radyo ve benzeri araçlar aracılığı ile yayımı.

Radyo ile yayım hakkı : Radyo ile yayım için yapıt iyesine tanınan hak.

Radyo iletişimi : Elektromıknatıslı dalgaların uzayda yayılmasıyla sağlanan iletişim.

Radyo yankı gözlemleri : Gökcisimlerine radyo dalgaları gönderip onların yankılarını alma.

Diğer dillerde Radyo anlamı nedir?

İngilizce'de Radyo ne demek? : n. radio, wireless, wireless set

Fransızca'da Radyo : radio [la]

Almanca'da Radyo : n. Funk, Hörfunk, Radio, Radioapparat, Radiogerät, Rundfunk, Rundspruch

Rusça'da Radyo : n. радио (N), приемник (M)