Rastlantı nedir, Rastlantı ne demek

  • Bilgiye, isteğe, kurala veya belli bir sebebe dayanmaksızın oluveren karşılaşma, tesadüf

"Rastlantı" ile ilgili cümleler

  • "Bir gün Sahaflar Çarşısı'nda amaçsızca dolaşırken rastlantıyla eline bir kitap geçmiş." - İ. Aral

Felsefi anlamı:

Açıklanamayan, beklenilmeyen, önceden kestirilemeyen bir olayın ortaya çıkışı.

Sosyoloji'deki anlamı:

Olayların özünde yer almayıp, başka olayların belli bir olay üzerindeki etkisinde yer alan ve ortaya çıkabileceği gibi çıkmıyada bilen özellik.

İngilizce'de Rastlantı ne demek? Rastlantı ingilizcesi nedir?:

chance, hazard

Rastlantı hakkında bilgiler

Rastlantı, determinizmi ve nedensellik kuralını kabul etmeyen görüşe göre, yani her olayın muhakkak bir nedeni olmadığını ya da olayların bir neden-sonuç zinciriyle meydana gelmediğini varsayan görüşe göre, olayların nedensiz, gelişigüzel bir şekilde meydana gelişine verilen addır.

Buna karşılık, nedensellik kuralını benimsemiş tüm fikri akım ve sistemler evrende “rastlantı “ diye bir fenomenin var olmadığı konusunda görüş birliğindedir. Ortak görüşe göre, her olay, determinizm (“her olayın birtakım nedenlerin sonucu olduğunu kabul eden felsefi görüş”) çerçevesinde,”nedensellik kuralı”nın (“her olayın birtakım nedenlerin zorunlu sonucu olması kuralı”) işleyişiyle yani bir neden-sonuç ilişkisiyle meydana gelir. “Rastlantı” insanların nedenlerini bilemediği veya anlayamadığı olaylara yaptığı bir yakıştırmadır. Konuyla ilgili olarak Albert Einstein şu ünlü sözünü söylemiştir: "Tanrı zar atmaz"

 

Rastlantı, iki veya daha fazla olayın aynı anda herhangi bir bilgiye, isteğe, kurala ya da kararlaştırılmış belirli bir sebebe dayanmaksızın gerçekleşmesidir. Bu olaylar beklenmedik ve birbirinden bağımsız paralellerde gelişirler, örnek olarak birini düşünüyorken o kişiden telefon gelmesi gibi, iki olay konuşulmadan, tesadüfi olarak gerçekleşmiştir.

Rastlantı ve zorunluluğun ne olduğu felsefeci ve dilbilimcilerin bir hayli uğraştığı konulardan biridir. Genellikle rastlantının gelişen bütün olayların zorunlu sonucu olduğu, sadece bu sonuçların aynı anda gerçekleşme ihtimalinin düşük olduğu söylenir.Garip diye tabir edilen rastlantılar kimi zaman parapsikoloji tezlerini ve komplo teorilerini ortaya çıkarır.

Rastlantı ile ilgili Cümleler

  • Bu sadece bir rastlantı.
  • Bu tamamen rastlantısaldı.
  • Tamamen rastlantısaldı.
  • Üçüncü caddede rastlantı sonucu onunla karşılaştım.
  • Rastlantı sonucu caddede Bay Smith'le karşılaştım.
  • Bu keşif tamamen rastlantıydı.
 

Rastlantı kısaca anlamı, tanımı:

Bilgi : İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Bilim. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam.

Kural : Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke. Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam.

Dayanmak : Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Yetişmek, yeter olmak. Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Varmak, ulaşmak.

Rastlantısal : Rastlantı ile ilgili, tesadüfi.

Karşılaşma : Karşılaşmak işi. İki sporcu veya iki takım arasında, karşılıklı olarak kazanmak amacıyla yapılmış olan yarışma, maç.

Tesadüf : Rastlantı, rast geliş. Yalnız ihtimallere bağlı olduğu düşünülen olayların kesin olmayan, değişebilen sebebi.

Determinizm : Belirlenimcilik.

Nedensellik : Nedensel olma durumu, illiyet.

Kuralı : Kurasını çekmiş, askere gitmeyi bekleyen (asker).

Kabul : Akseptans. Sunulan bir şeyi, armağanı alma. Bir öneriyi uygun bulma, onaylama. Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma. Konukları veya işi olanları yanına, katına alma. Bir yere alınma.

Görüş : Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret. Gözle bir şeyi algılama yetisi. Görme işi.

Rastlantı : Belli bir yönde etkide bulunabilecek yanlılık öğelerinin elenmesi koşuluyla bir çok kez yinelenen bir işlemin vereceği sonuç ya da bir olayın salt kazanıya bağlı olarak uzun dönemde alacağı biçimi belirleyen sayılgılı etmen (etmene ilişkin).

Rastlantılama : Bir ölçümde, belirebilecek kazanı etkenlerinin, belli bir yönde işlemekten alıkonarak, birbirlerini götürecek biçimde dağılımını sağlama.

Rastlantılı düzen : Dizgeli örnek seçme işleminde, yanlı seçmelere yol açmamak üzere, seçme yapılacak evren dizelgesine verilen düzen.

Rastlantılı küme yordamı : Bir deneylemede deney ve denetim kümelerini denkleştirmek üzere her iki kümenin rastlantılı seçilmiş bireylerden oluşmasını öngören yordam.

Rastlantılı örnekleme : Bir örneklemede, örneğe girecek birimlerin seçimini rastlantı ya da olasılık kuralına bırakan ve her birime örneğe girmek bakımından eşit kazanı tanıyan örnekleme.

Rastlantılı sayılar çizelgesi : Rastlantılı seçimler yapmak üzere başvurulan, 0'la 9 arasındaki tam sayılardan tümüyle rastlantılı olarak seçilip beşli kümeler biçiminde sıralanmış sayılar dizisi.

Rastlantılı yanılgılar : Bir ölçümde, durumsal etkenlere bağlı olarak beliren ve çeşitli yönlerde sapmalara yol açtığı için sonunda birbirini götüreceği varsayılan yanılgılar, bk. dizgeli yanılgılar.

Rastlantısal konakçı : Parazitin asıl konakçısı olmayıp tesadüfen yerleştiğinde yaşamını sürdürebildiği konakçı.

Rastlantısal öğrenme : Önceden planlanıp amaç edinilmeyen bir etkinlik ya da yaşantı sonucu oluşan öğrenme. Tasarlama ve belirli bir güdü söz konusu olmadan rasgele koşullar içinde gerçekleşen öğrenme.

Diğer dillerde Rastlantı anlamı nedir?

İngilizce'de Rastlantı ne demek? : n. coincidence, fortuity, accident, contingent, encounter, hap, happenstance, incidence, irony, concurrence, conjunction

Fransızca'da Rastlantı : rencontre [la], accident [le], aléa [le], chance [la], hasard [le], occurrence [la]

Almanca'da Rastlantı : n. Zufall

Rusça'da Rastlantı : n. случайность (F)