Real wealth tax türkçesi Real wealth tax nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Bir defaya özgü alınan servet vergisi.
  • Gerçek servet vergisi.

Real wealth tax ingilizcede ne demek, Real wealth tax nerede nasıl kullanılır?

Real : Cidden. Real (finlandiya terimi). Sahiden. Samimi. Maddi. Harbi. Nesnel olan ve olanağın gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan (nesne, koşul, durum). Bilgisayar, sosyoloji alanlarında kullanılır. Hakiki. Gerçek.

Wealth : Bolluk. Çokluk. Servet. Para. Ülke, topluluk, hanehalkı veya bireylerin, belli bir ana kadar birikmiş varlıklarının o anki toplam değeri. sahibine gelir akımı sağlayabilen taşınır değer ve taşınmaz değer. Varlık.

Tax : -e vergi koymak. Yük olmak. Vergilemek. İş görme vergisi. Yük. Devlete ilişkin genel giderleri karşılama amacı ile yükümlülerinden çeşitli adlarla alınan para. Yormak. Mahkeme masrafını belirlemek. Vergi koymak. Külfet.

Wealth tax : Varlık vergisi. Servet vergisi.

General wealth tax : Mükelleflerin tüm servet unsurları üzerinden alınan servet vergisi. Genel servet vergisi.

Net wealth tax : Net servet vergisi. Servet sahiplerinin net servetleri üzerinden artan oranlı olarak alınan vergi.

Specific wealth tax : Özel servet vergisi. Mükelleflerin bina veya arsa gibi tek bir servet unsuru üzerinden alınan servet vergisi.

 

Nominal wealth tax : Cari yılda alınan servet vergisi. Nominal servet vergisi.

İngilizce Real wealth tax Türkçe anlamı, Real wealth tax eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Real wealth tax ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

 

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Real wealth tax synonyms : abnormal budget, a shift in supply, abolition of forced labour convention, a group shares, abnormal budget expenditures, a pass through certificate.