Redif nedir, Redif ne demek

Redif; bir edebiyat terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Şiirde uyaktan sonra tekrarlanan, aynı harflerden oluşan kelime veya ek, yedek.
  • Son dönem Osmanlı ordusunda, askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er

Tarih'teki anlamı:

Son dönem Osmanlı ordusunda altı yıllık nizamiye hizmetini tamamladıktan sonra, daha 14 yıl süre ile yedek asker durumunda olanlara verilen ad.

Redif hakkında bilgiler

Redif, şiirlerde mısra sonlarında, görevleri aynı olan eklerin ya da anlamları aynı olan sözcüklerin tekrarlanmasına denir. Redifler daima mısranın en sonunda bulunur, yani kafiyeden sonra gelir.

Eş görevli eklerin tekrarlanmasıyla oluşan rediflerdir. Türkçedeki yapım ve çekim eklerini kavramadan, ek halindeki redifleri kavramak mümkün olamayacaktır. Ek halindeki rediflerin çoğu, sözcüğe bağlanan ekler olduğundan bu konudaki genel kaide: "sözcüğün köklerinde kafiye, eklerinde ise redif vardır." şeklindedir. Bu kural bilinerek mısraya bakılırsa ek halindeki rediflerin yüzde doksanı mısrada tahmin edilebilir. Ancak bu kaide her zaman geçerli olmadığından yine de "ekler"konusunda bilgi sahibi olunması konunun kavranması açısından gereklidir.Redifler gibi cümleye anlam katan birçok kelime vardır.

Yukarıdaki beyitte, "ı" sesleri, ismin -i hali olduğundan yani, her ikisinin de görevi aynı olduğundan rediftir. Sözcüğün köklerinde ise "ark" sesleri benzeştiğinden bunlar da zengin kafiyeyi oluşturur. Bu beyite pratik yoldan yaklaşırsak: Beyitin birinci mısrasında, kafiyeye söz konusu olan sözcüğün kökü "çark", ikinci mısrada ise sözcüğün kökü "fark"tır. Dolayısıyla, "ı" seslerinin ek olduğu için redif olduğunu pratik yönden söylenebilmektedir. Sözcüğün köklerinde kafiye bulunduğundan "ark" seslerinde de zengin kafiye vardır.

 

Redif tanımı, anlamı:

Şiir : Düş gücüne, hayale, imgeye, gönle seslenen, anı, duygu, coşku uyandıran, etkileyen şey. Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan, hece ve durak bakımından denk ve kendi başına bir bütün olan edebî anlatım biçimi, manzume, nazım, koşuk.

Aynı : Aralarında ayrım olmayan. Eski durumunda kalmış, değişmemiş. Benzer. Başkası değil, yine o.

Kelime : Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük.

Görev : Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. Resmî iş, vazife. Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. İşlev. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş.

 

Uyak : Şiirde dizelerin sonunda tekrarlanan ve aynı ahengi veren heceler veya aynı görevde olmayan ancak benzeşen sesler, kafiye.

Harf : Dildeki bir sesi gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlerden her biri, kod.

Yedek : Hayvanı yedeğe alan ip, yular. Gereğinde kullanılmak için elde bulundurulan, asıl karşıtı. Redif. Yularından çekilerek götürülen boş binek hayvanı. Gereğinde kullanılmak için fazladan bulundurulan, ayrılmış olan.

Dönem : Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki süre, devre. Yarıyıl. Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre. Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot.

Osmanlı : XIII. yüzyılda Osman Gazi tarafından Anadolu'da kurulan ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılan büyük Türk imparatorluğunun uyrukları. Düşündüğünü çekinmeden, açıkça söyleyen, bulunduğu toplulukta yetki sahibi olan.

Ordu : Bu topluluğun başlıca bölümlerinden her biri. Çok sayıda insan, kalabalık. Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri. Amaç, nitelik vb. yönlerden benzeyen insanların bütünü. Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü.

Askerlik : Asker olma durumu, askerlik hizmeti, bayrakaltı, askeriye.

Mısra : Dize.

Redifler : Düzce ili, Yığılca ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.