Reklam nedir, Reklam ne demek

Reklam; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

"Reklam" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Şehirde canlı reklam dolaştırmak hiçbirimizin aklına gelmemişti." - R. N. Güntekin

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Tüketicilerin zevk ve tercihlerini etkileyerek kendi malına yönelik istemi artırmak amacıyla firmanın yaptığı satış artırıcı etkinliklerden biri. zıt anlamlısı ikna edici reklam, bilgi verici reklam

Tiyatro'daki terim anlamı:

Bir oyuna çok seyircinin gelmesi için afiş, radyo ve gazetede kısa haber vermeler ve rejisörlerle konuşmalar gibi baş vurulan çeşitli yollar. (Tanıtma).

İngilizce'de Reklam ne demek? Reklam ingilizcesi nedir?:

advertisement, advertising, publicity

Reklam hakkında bilgiler

Reklam "insanları gönüllü olarak belli bir davranışta bulunmaya ikna etmek, belirli bir düşünceye yöneltmek, dikkatlerini bir ürüne hizmete, fikir ve kuruluşa çekmeye çalışmak, onunla ilgili bilgi vermek, ona ilişkin görüş ve tutumlarını değiştirmelerini veya belirli bir görüşü ya da tutumu benimsemelerini sağlamak amacıyla oluşturulan; iletişim araçlarından yer ya da süre satın almak yoluyla sergilenen ya da başka biçimlerde çoğaltılıp dağıtılan ve bir ücret karşılığı oluşturulduğu belli olan (diğer bir deyimle parasal destek sağlayan kişi ya da kuruluşların kimliği açık olan) duyuru"dur .

 

Reklam, pazarlama nın dört bileşeninden biri olan tutundurmanın içinde yer alır. Pazarlamanın diğer bileşenleri ürün, fiyatlandırma ve dağıtımdır.

Günümüzde Philip Kotler sayesinde Satışa dayalı anlayışı (ürün-fiyat-yer-tanıtım), Kotler'in müşteriye odaklı anlayışı, 4C'ye (müşteri için değeri-müşteriye maliyeti-kolaylık-iletişim) kaymıştır.

Reklam ile ilgili Cümleler

  • Şirket reklama çok para harcıyor.
  • Bu web sitesi hileli reklamlar ve tık tuzaklarıyla dolu!
  • Coca Cola reklamları tüm dünyada izlenebilir.
  • Reklam, insanları ihtiyacı olmayan şeylere, sahip olmadıkları paraları harcamaya ikna etme sanatıdır.
  • Reklam yapmayız.
  • Reklamın maliyeti arttı.
  • Sitemde hiç reklam istemiyorum.
  • Reklam için yeterli param yok.
  • Reklam kampanyası şirket için bir sürü iş üretti.
  • Çocuklara yönelik amaçlanmış reklamı yasaklamalıyız.
  • Reklam yapmak zorundasın.
  • Gazetedeki reklamınıza yanıt vermek için geldim.
  • Gazeteye evimin satılık olduğunu söyleyen bir reklam koydum.
  • Reklamdaki ürün zaten tükendi mi?
 

Reklam anlamı, kısaca tanımı:

Sağlamak : Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Elde etmek, sahip olmak. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek.

Reklam etmek : Herhangi bir kimseyi veya olayı, durumu açığa vurmak, ilan etmek, afişe etmek, ifşa etmek.

Reklam yapmak : Her türlü aracı kullanarak bir şeyi halka tanıtmak, ünlenmesini sağlamak.

Reklam ajansı : Bir ticari kuruluşu tanıtan, onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağlayan iş kolu.

Reklam filmi : Herhangi bir ürünü tanıtmak amacıyla çevrilen kısa metrajlı film.

Reklam kuşağı : Reklamların yayımlandığı belirli zamanlar.

Reklam levhası : Herhangi bir ürünü tanıtan, duvara, özel hazırlanmış çerçevelere veya yerlere yapıştırılan, asılan veya tutturulan ilan.

Bilinçaltı reklam : İzleyicilerin bilinçaltıyla algılayabilecekleri kadar kısa görüntüler kullanılarak yapılmış olan tanıtım.

Gizli reklam : Yayıncı tarafından programlarda sezdirme yoluyla herhangi bir unvan veya markayı çağrıştırabilecek biçimde yapılmış olan tanıtım.

Sanal reklam : Gerçek mekânda bulunmadığı hâlde elektronik görüntü sistemleri kullanılarak görüntü üzerine yansıtılan reklam.

Tanıtıcı reklam : Tanıtılacak ürünün kullanımını ve etkilerini değişik ögeler yardımıyla ayrıntılı olarak haber biçiminde anlatan reklam.

Reklamcı : Reklam işi ile uğraşan kimse.

Reklamcılık : Reklamcının işi.

Halka : Yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan 18 santimetre çapında, 28 milimetre kalınlığında tahta veya deri kaplı iki demir halkadan oluşan asılma araçlarından her biri. Çember biçiminde dizilmiş topluluk. Değerli metallerden yapılmış olan çember biçimindeki süs eşyası. Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim. Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı. Bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit. Çember biçiminde olan. Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember. Uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü vb. sebeplerle göz altında beliren koyuluk.

Tanıtmak : Bir kimsenin veya bir şeyin tanınmasını sağlamak. Bir kişinin kim olduğunu başkasına bildirmek, tanıştırmak, takdim etmek, prezante etmek.

Beğendirmek : Beğenilmesini, hoş görünmesini sağlamak.

Sürüm : Devletçe para, senet ve tahvil çıkarma, piyasaya sürme, emisyon. Bir konuyla ilgili değişik metinlerden her biri, versiyon. Bir ticaret malının satılır olması, revaç. Bir paranın geçer olması, tedavül. Değişik biçim, versiyon.

Türlü : Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif. Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek.

Amaç : Gaye. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon. Ulaşmak istenilen sonuç, maksat. Hedef.

Resim : Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat. Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç. Açık gösterge, kesin sonuç. Tören. Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılmış olan biçimleri. Fotoğraf.

Gönüllü : Bir işi yapmayı hiçbir yükümlülüğü yokken isteyerek üstlenen. Çok istekli. Seven kimse veya sevgili.

Reklam araçları : Reklam yaparken kullanılan gazete, radyo, televizyon, mesleki süreli yayınlar, el ilanları gibi her türlü araç.

Reklam esnekliği : Satış gelirlerindeki oransal değişmenin reklam harcamalarındaki oransal değişmeye oranını gösteren katsayı, diğer bir deyişle satış gelirlerinde ortaya çıkan oransal değişmenin reklam harcamalarına gösterdiği duyarlılık.

Reklam görevi : Markanın görevlerinden biri.

Reklam harcaması : Firmanın reklam etkinlikleri için yaptığı harcama.

Reklam kampanyası : Mal satışını artırmak için belli bir sürede düzenlenen her türlü reklam etkinliği.

Reklam şirketi : Müşterileri adına reklamın planlanması, hazırlanması ve sunulması etkinliklerini belirli bir ücret veya komisyon karşılığında gerçekleştiren şirket.

Reklam yoğunluğu : Firmanın toplam satış gelirleri içerisinde reklam harcamaları payı.

Diğer dillerde Reklam anlamı nedir?

İngilizce'de Reklam ne demek? : [reklâm] adj. advertising, promo, promotional

n. advertisement, commercial, promotion, publicity, promo, build up, canvassing, ballyhoo, spot, advert

Fransızca'da Reklam : réclame [la], publicité [la]

Almanca'da Reklam : n. Reklame, Werbung

Rusça'da Reklam : n. реклама (F)

adj. рекламный