Relative purchasing power parity türkçesi Relative purchasing power parity nedir
- Göreli satınalma gücü değerdeşliği.
- Belli bir dönemden diğerine döviz kurundaki değişmenin söz konusu dönem boyunca gerçekleşen iç ve dış enflasyon oranlarındaki değişmeye eşit olması gerektiğini ileri süren yaklaşım.
- İktisat alanında kullanılır.
Relative purchasing power parity ingilizcede ne demek, Relative purchasing power parity nerede nasıl kullanılır?
Relative : Nispi. Akraba. Bağlı. Bir olayın başka olaylarla ilişkili, bağlantılı ve onlara bağımlı olması niteliği. Hısım. Karşılaştırmalı. İlişkin. Bağıntılı. Oranlı. Bilgisayar, fizik, sosyoloji alanlarında kullanılır.
Purchasing : Seçilmiş alan elektron kırınımı. Mübayaa. Satınalma. Satın alma. İştira. Alış.
Power : Vekaletname. İş yapma hızı; birim zamanda yapılan iş. görsel bir aygıtın ayrıntıları seçme yeteneği. Yetenek. Bir bireyin, bir toplumsal kümenin, bir toplumun başka birey, küme ya da toplumları egemenliği, baskısı ve denetimi altına alma, özgürlüklerine karışma ve onları beli biçimlerde davranmaya zorlama yetkisi ya da yeteneği. Çok. Derman. İktidar. Güç. Hızla gitmek. Enerji.
Parity : Tam eşitlik. Parite. Eşlik. Eşlem. Değişim oranı. Bilgisayar, fizik, kimya, iktisat alanlarında kullanılır. Müsavat. Başa baş olma. Değerdeşlik. Değer ya da miktarda eşitlik farklı piyasalardaki mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki eşitlik bk. döviz kuru.
Purchasing power parity : Ppp. Satın alma kuvvet paritesi. Satınalma gücü paritesi. Ekonomi, iktisat alanlarında kullanılır. Satın alma gücü paritesi. Satınalma gücü değerdeşliği. İki ülke parası arasındaki denge döviz kurunun söz konusu ülke paralarının yurtiçi satın alma güçlerine göre belirleneceğini açıklayan ve gustav cassel tarafından geliştirilen yaklaşım. Satın alma paritesi.
Absolute purchasing power parity : Mutlak satınalma gücü paritesi. İki ülke parası arasındaki denge döviz kurunun söz konusu ülke paralarının yurtiçi satın alma güçlerine göre belirleneceğini açıklayan ve gustav cassel tarafından geliştirilen yaklaşım. Satınalma gücü değerdeşliği. Denge döviz kurunun iki ülkenin fiyat indeksleri oranına eşit olduğunu varsayan hipotez.
Purchasing power parity hypothesis : Satınalma gücü paritesi önsavı.
İngilizce Relative purchasing power parity Türkçe anlamı, Relative purchasing power parity eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Relative purchasing power parity ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.
Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.
Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.
A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.
A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.
Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.
Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.
A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.
A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiyede kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.
Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.
Relative purchasing power parity synonyms : a pass through certificate, a shift in supply, abnormal budget, ability to pay principle, a change in demand, a shift in individual demand.

Bu kısımda Relative purchasing power parity kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Relative purchasing power parity ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Relative purchasing power parity anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Relative purchasing power parity ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.