Relict plant türkçesi Relict plant nedir

  • Geçmiş dönemlerde dünya florasında yaygın halde bulunurken, günümüzde bu özelliklerini kaybetmiş, yer yer bulunan bitkiler. relikt bitki.
  • Kalıntı bitki.
  • Biyoloji alanında kullanılır.

Relict plant ingilizcede ne demek, Relict plant nerede nasıl kullanılır?

Relict : Dul kadın. Soyu tükenmekte olan canlı. Değişmeden kalan şey. Cinsi tükenmekte olan tür (hayvan veya bitki). Kalıntı. Daha önce faal olan fakat evrim sırasında fonksiyonunu kaybeden herhangi bir organ ya da yapı.

Plant : Yapımevi. Dikmek. Ağaç olmak. Saklamak. Adam koymak. Kök salmak. Gizlemek. Yüklemek. Yeşillendirmek. İndirmek.

Relicts : Cinsi tükenmekte olan tür (hayvan veya bitki). Soyu tükenmekte olan canlı. Değişmeden kalan şey. Dul kadın.

A going plant : Başarılı fabrika.

Air conditioning plant : Havanın istenilen iklim koşullarına getirildiği merkez. İklimleme merkezi. İklimlendirme tesisatı. İklimlendirme santrali. Havalandırma tesisi. Klima santralı.

Alliaceous plant : (soğanlı) kokulu bitki.

İngilizce Relict plant Türkçe anlamı, Relict plant eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Relict plant ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acacia : Salkım ağacı. Arap zamkı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Akasya sakızı. Mimoza. Akasya.

 

Aardwolf : Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Yeleli sırtlan.

Abacus bodies : Abacus cisimcikleri. Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. A proteini.

Abiotic environment : Abiyotik çevre. Cansız çevre. Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.

A cells : Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

 

Aardvark : Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yerdomuzu. Borudişli. Yer domuzu. Karınca yiyen.

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

Abramis zone : Abramis zonu. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Akarsuların durgun akan bölgeleri.

Abo blood groups system : Abo kan grupları sistemi. Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi.

Relict plant synonyms : aardvarks, abiotic factor, a chromosome, a cell, abductor muscle, a site.