Renk nedir, Renk ne demek

Renk; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Renk" ile ilgili cümleler

  • "İşin rengi değişti."
  • "Birisi sütsüz çikolata renginde, uzun boylu, geniş omuzlu Amerikan boksörlerine benziyordu." - A. Gündüz

Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: boya]

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Algılamanın niteliğinde, ışığın görüntüsel bileşim ayrımlarının doğurabilecekleriyle aynı türden olan ayrımları gözlemeyi ve ayırt etmeyi sağlayan, görsel bir algılanmanın belirtisi. Renk bir dalga uzunluğudur. Örnek ; kırmızı, görüntüsü açısından en uzun, mor ise en kısa dalga uzunluğu içindedir.

Kimya'daki anlamı:

1.Işığın sebep olduğu görme duygusu. 2.Bir nesne tarafından yayılan, yansıtılan, kırılan veya geçirilen belirli bir dalgaboyu veya dalgaboyları grubu (400 ile 800 nm arasındaki dalgaboylarındaki ışığın görünümü).

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Belirli dalga uzunluğundaki elektromıknatıs ışınımın gözün ağkatında yarattığı etkinin, merkez sinir dizgesince yorumundan doğan durum.

Bilimsel terim anlamı:

"1" de tanımlanan görsel duyulanmayı doğuran ışık uyartılarının (ışık kaynağı ya da nesne) ıralayıcı niteliği.

 

'1" ya da "2" de tanımlanan ama, siyah, gri, beyaz gibi görüler dışında kalan ve bir renksel doymuşluğu olan kırmızı, yeşil, mavi ve benzeri görülerle sınırlanan ıralayıcı nitelik, bk. algısal renk, ruhfiziksel renk.

Duyulanmanın niteliğinde, ışığın tayfsal bileşim ayrımlarının doğurabilecekleriyle aynı cinsten olan ayrımları gözlemeyi ve ayırt etmeyi sağlayan, görsel bir duyulanmanın belirtisi, ıralayıcı niteliği.

Açınıklar bazen bir takım renk sıfatlarıyla anılırlar: A parlak, Ü koyu, E duru, ö donuk açınık adını alır.

Halkbilimin en önemli konularından biri olan, insanlık çapında geniş bir uygulama alanı bulan, her toplumun kendi anlayış, yaşantı, gelenek ve göreneklerine göre doğa, doğaüstü ve kültürel olayları simgeleştirmekte kullanılan doğal oluşum, bk. halkbilim, gelenek, görenek, doğa, simge.

Doğrudan ya da üzerine düştüğü nesnelerde yansıma, kırılma, soğurulma gibi olaylar sonucu göze ulaşan ışığın, dalga boyuna göre bilinçte uyandırdığı imge.

Belli bir dalga boyundaki elektromıknatıssal ışınımın niteliği.

İngilizce'de Renk ne demek? Renk ingilizcesi nedir?:

colour, color, color; colour, colour (abd: color)

Fransızca'da Renk ne demek?:

 

couleur

Renk hakkında bilgiler

Renk, ışığın gözün retinasına değişik biçimde ulaşması ile ortaya çıkan bir algılamadır. Bu algılama, ışığın maddeler üzerine çarpması ve kısmen soğurulup kısmen yansıması nedeniyle çeşitlilik gösterir ki bunlar renk tonu veya renk olarak adlandırılır. Tüm dalga boyları birden aynı anda gözümüze ulaşırsa bunu beyaz, hiç ışık ulaşmazsa siyah olarak algılarız. İnsan gözü 380nm ile 780nm arasındaki dalgaboylarını algılayabilir, bu sebepten elektromanyetik spektrumun bu bölümüne görünür ışık denir. Renkler için genel olarak kulağımızla duyduğumuz ince ve kalın ses analojisi yapılsa da, ses algısının aksine aynı anda gelen ışık frekansları değişik kanallardan algılanamaz (başka bir deyişle göz frekans analizi yapamaz), dolayısıyla aynı anda ince ve kalın sesleri birbirine karıştırmadan duymamıza karşın gözümüz için bu "çok seslilik" söz konusu olmadığından değişik ışık frekanslarının sadece kombinasyonlarını algılayabiliriz. Bu prensibi açıklamak veya pratik uygulamalarda kullanmak için çeşitli renk modelleri geliştirilmiştir.


Renk modelleri toplamsal ve çıkarımsal renk sistemleri olarak iki ayrı prensibe dayanır. Toplamsal ile kastedilen değişik ışık frekanslarının birleşerek gözümüze ulaşmasıdır.

İki ana rengin karışımıyla ortaya çıkan ara renk, karışıma katılmayan ana rengin tamamlayıcısı olur. Kırmızı için yeşil, mavi için turuncu, sarı içinse mor tamamlayıcı renk işlevi görür. Aynı zamanda birbirlerine karşıt olan bu renkler birlikte kullanıldıklarında da denge oluştururlar.

Renk ile ilgili Cümleler

  • Ali bugün mavi renkli bir kazak giyiyor.
  • Renk tüm görünen şeylerin en kutsal unsurudur.
  • Renk gerçekten önemli mi?
  • Renk koordinasyonu ile ilgili Kelly'nin raporunda sunulan bilginin alternatif bir teori oluşturmada faydalı olacağı anlaşilmaktadır.
  • Ben yeşil renkten hoşlanırım.
  • Bizde sizin ölçünüz var o renkte değil.
  • Renk pembeden daha çok mor.
  • Renk körüyüm; kırmızıyı yeşilden ayıramam.
  • Renk, onun saçlarıyla güzel gitti.
  • Ben sarı renkten hoşlanırım.
  • Karının gözleri ne renk?
  • Renk pembeden ziyade mordur.
  • Ali renkleri seçti.
  • Alex "renk!" diye cevap verecektir.

Renk anlamı, kısaca tanımı:

Çeşitlilik : Çeşidi çok olma durumu, izge, yelpaze, tenevvü, spektrum.

Renk almak : Yeni bir renk kazanmak.

Renk gelmek : Renklenmek, canlanmak.

Renk katmak : Çeşitlilik kazandırmak, farklılık yaratmak.

Renk vermek : Neşe, canlılık veya değişiklik kazandırmak. açık etmek. çamaşır rengi solmak.

Renk vermemek : Duygularını, düşüncelerini veya başka bir durumunu belli etmemek, bir şeyi bildiği hâlde bilmez gibi görünmek.

Rengi atmak : Korku, heyecan vb. sebeplerle benzi sararmak. solmak.

Rengi solmak : Rengi atmak. yüz, hastalık sebebiyle beyazlaşmak.

Rengini belli etmek : Yandaşlığını açıklamak, düşüncesini, eğilimini açığa vurmak.

Renkten renge girmek : Korkudan veya utançtan yüzünün rengi değişmek, sıkılmak.

Renk bilimi : Rengi ve renk olaylarını inceleyen bilim dalı.

Renk cümbüşü : Türlü renklerin oluşturduğu karışım.

Renkgideren : Bazı maddelerin rengini yok etmekte kullanılan kimyasal madde.

Renk körü : Renk körlüğüne tutulmuş kimse.

Renkölçer : Bir sıvının renk derecesini ölçmeye yarayan araç, kolorimetre.

Renk ölçme : Sıvı, dağıtıcı yüzey, canlı vb.nin renklilik derecesini ölçme, kolorimetri.

Renk yuvarı : Güneş'in ışık yuvarını saran, yaklaşık 10.000 kilometre kalınlığındaki atmosfer katmanı, kromosfer.

Basit renk : Prizmadan geçen beyaz ışığın ayrıldığı renklerden her biri.

Metalik renk : Parlak renk.

Ölü renk : Parlaklığı olmayan, donuk renk.

Pastel renk : Soluk, mat olan renk.

Sağır renk : Değişik renklerin veya boyaların karışmasından ortaya çıkan ve kesin bir adı olmayan renk.

Şekerrenk : Sarıya çalan renk. İki kişi arasında dostluk ilişkilerinin bozuk olması. Bu renkte olan.

Açık kahverengi : Kahverenginin bir veya birkaç ton açığı, sütlü kahve, kestane rengi, kestane dorusu. Bu renkte olan.

Alev rengi : Bu renkte olan. Alev kırmızısı.

Altın rengi : Altın sarısı, dore. Bu renkte olan.

Bakır rengi : Kızıla yakın kahverengi. Bu renkte olan.

Bal rengi : Kahverengiye çalan sarı renk. Bu renkte olan.

Barut rengi : Bu renkte olan. Koyu gri renk.

Buğday rengi : Açık esmer renk. Bu renkte olan.

Çivit rengi : Bu renkte olan. Bir tür koyu mavi renk, çividî.

Demir rengi : Bu renkte olan. Gri.

Duman rengi : Koyu kül rengi, füme. Bu renkte olan.

Erguvan rengi : Eflatunla kırmızı arası renk, erguvani. Bu renkte olan.

Fes rengi : Koyu kırmızı renk. Bu renkte olan.

Fildişi rengi : Fildişi.

Gurup rengi : Turuncuya çalan kırmızı. Bu renkte olan.

Fındık rengi : Fındıkkabuğu.

Fıstık rengi : Sarıya çalan açık yeşil renk. Bu renkte olan.

Filiz rengi : Bu renkte olan. Asma filizinin rengi, açık yeşil renk, filizi.

Gül rengi : Gül çiçeğinin rengi. Bu renkte olan.

Gümüş rengi : Bu renkte olan. Gümüş parlaklığında, gümüşü andıran renk, gümüşi.

Hardal rengi : Bu renkte olan. Kirli sarı renk.

Kahverengi : Kavrulmuş kahvenin rengi. Bu renkte olan.

Kemik rengi : Bu renkte olan. Beyaz ile krem rengi arasında olan renk.

Kestane rengi : Bu renkte olan. Açık kahverengi.

Kimyon rengi : Kahverengiye çalan yeşil renk, kimyoni. Bu renkte olan.

Kiremit rengi : Bu renkte olan. Kahverengiye çalan kızıl kırmızı renk.

Koyu kahverengi : Karaya yakın kahverengi, kahverenginin bir veya birkaç ton koyusu. Bu renkte olan.

Kurşun rengi : Bu renkte olan. Kurşunun rengi, koyu kül rengi.

Kül rengi : Odunun yanmasıyla oluşan, külün akla kara arasındaki rengi, gri. Bu renkte olan.

Leylak rengi : Leylak çiçeğinin rengi, leylaki. Bu renkte olan.

Lila rengi : Bu renkte olan. Açık eflatun.

Limon rengi : Yeşile çalan açık sarı, limoni.

Menekşe rengi : Bu renkte olan. Menekşe çiçeğinin mor rengi.

Nohut rengi : Kirli veya donuk sarı renk, nohudi.

Pas rengi : Bu renkte olan. Kırmızıyla kahverengi arasındaki renk.

Portakal rengi : Portakal kabuğunun rengi. Bu renkte olan.

Saman rengi : Bu renkte olan. Açık, soluk sarı renk, saman sarısı.

Sincap rengi : Kahverengi ile kurşun rengi arasında olan renk, sincabi. Bu renkte olan.

Saz rengi : Bu renkte olan. Soluk, uçuk sarı.

Şarap rengi : Kırmızı şarabın rengi. Bu renkte olan.

Tahin rengi : Kirli, koyu sarı renk, tahinî. Bu renkte olan.

Tarçın rengi : Bu renkte olan. Sarı ile kahverengi arası bir renk, tarçıni.

Ten rengi : İnsan teninin rengi. Bu renkte olan.

Toprak rengi : Bu renkte olan. Toprağın sarı veya yeşile çalan rengi.

Tütün rengi : Bu renkte olan. Taba.

Zeytin rengi : Koyu gri ve siyah arası bir renk. Bu renkte olan.

Sıcak renkler : Sarı, kırmızı ve turuncu renk ve bu renklerin tonları.

Soğuk renkler : Mavi, lacivert, mor ve bu renklerin tonları.

Renk körlüğü : Bütün renkleri veya birkaç rengi, özellikle kırmızı ile yeşili birbirinden ayırt etmeye engel olan görme bozukluğu, daltonizm, akromatopsi (Akromatopsi).

Renkçi : Işığı, gölgeyi ve biçimleri renk yoluyla veren ressam. Renklendiren kimse.

Renkleme : Renklemek işi.

Renklemek : Boyamak, renk vermek.

Renklendirici : Renk veren madde. Fotoğrafçılıkta renk yaratma işlemini yapan alet. Şeker, pasta, dondurma vb. besinlere organik veya inorganik olarak eklenen madde.

Renklendirme : Renklendirmek işi. Kimyasal işlemlerle tek renkli pozitif görüntüde değişik renkli sonuçlar elde etme.

Renklendirmek : Neşelendirmek, canlılık ve hareket kazandırmak. Bir şeyin renkli olmasını sağlamak.

Renklenme : Renklenmek işi.

Renklenmek : Renkli duruma gelmek. Canlılık, hareket kazanmak.

Renkli : Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse). Neşeli, canlı, ilgi çekici. Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan.

Renkli basın : Boyalı basın.

Renkli devrim : Eski Sovyet coğrafyasında Batı'dan destek alan iktidar değişikliği, kadife devrim.

Renkli film : Renkleri yansıtan film.

Renkli işitme : Ses duyumu sırasında göze birtakım renklerin görünmesi durumu.

Renkli televizyon : Renkleri olduğu gibi ekrana yansıtan televizyon sistemi veya aleti.

Renklilik : Renkli olma durumu.

Renksemez : Beyaz ışığı çözümlemeden veren, akromatik. Hücrede boyayı kabul etmeyen.

Renkser : Renklerle ilgili olan, kromatik.

Renksiz : Solgun görünen, soluk. Davranış ve düşünce yönünden belli bir niteliği olmayan. Rengi olmayan.

Renksizlik : Renksiz olma durumu. Kendini belirtecek, göze çarpıcı niteliği olmama durumu.

Renktaş : Aynı renkte olanlardan her biri.

Renktaşlık : Aynı renge bağlı olma veya aynı rengi taşıma, renktaş olma durumu. Bir hayvanla yaşadığı ortamda renk benzerliği sağlayarak hayvanın görülmesini, hiç değilse insan gözüyle görülmesini zorlaştıran renk özdeşliği.

Bukalemun gibi renkten renge girmek : Sürekli düşünce değiştirmek.

Çiğ renkçi : Çiğ renkçilik anlayışında resim yapan sanatçı.

Çiğ renkçilik : XX. yüzyılın başlangıcında ilk defa izlenimciliğin renklerini bırakıp gereğinden çok saf renkler kullanarak abartılmış tabiat biçimlerini gösteren resim anlayışı.

Tek renkli : Tek rengi olan. Yalnız basit bir renk veren (ışık).

Cisim : Gövde, beden, vücut. Doğada element, bileşik veya bunların karışımları hâlinde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, duyularla algılanabilen şey.

Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Yön, yan, doğrultu. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer.

Yansı : Bilgisayar veya tepegözle hazırlanan saydamın yansıtılmasıyla perdede ortaya çıkan görüntü. Akis. Işığın parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi, inikâs. Tepke.

Duyum : Duyu. Doğruluğu kesin olarak bilinmeyen haber, istihbarat. Kişinin duyular yoluyla elde ettiği izlenim, ihsas.

Nitelik : Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite. Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet. Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçülebilen özellik, keyfiyet.

Retina : Ağ tabaka.

Değişik : Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk. Alışılmışın dışında bir özelliği bulunan. Değiştirilmiş, muaddel. Yedek iç çamaşırı, giyecek. Farklı.

Renk açıcı : Ağacın rengini açmada kullanılan kuzukulağı asidi, tuz asidi, kükürt dioksit, sodyum peroksit, perhidrol vb. gereçlere verilen ad.

Renk açılma alopesisi : Kimi ırk genç-erişkin köpeklerde kıl folikülerinde gelişme bozukluğu, normal dışı melanin üretimi, sebore, folikülitis ve hipotrikozisle belirgin kıl dökülmesi. Mavi ve kırmızı Dobermanlarda, açık kahve-sarımsı renkli İrlanda setter köpeklerinde görülür, renk mutant alopesisi, mavi Doberman sendromu, kahverengi İrlanda Seter sendromu.

Renk açkılaması : Çok ince örtülü ve parlak bir dış yüzey elde etmek için yapılan açkılama işlemi.

Renk adı : Renk gösteren kelime. al, yeşil, sarı, kara, kızıl, mavi vb.

Renk algılaması : Görülen biçimi, boyutu, yapısı ve dokusu aynı olan iki nesne arasında gözlemciye ayırt etme olanağını sağlayan görsel algı öğesi.

Renk anotlaması : Anotlama işleminden geçmiş bir parçaya, tıkama işleminden önce, örgensel ya da madensel bir renklendirme özdeğine batırarak renk verme işlemi.

Renk artığı : Bir yıldızın gözlenen renk ölçeğinin, içinde bulunduğu tayf sınıfının ortalama renk ölçeğinden farkı. Yıldızlararasi maddenin etkisiyle yıldızların renkleme niceliğini gösteren bir ölçü.

Renk atlası : Renkleri görsel karşılaştırmayla değerlendirmeye yarayan boyalı örnekler dizisi.

Renk bileştirici : Renkli televizyonda, alıcıdan gelen üç birincil renkle ilgili imleri, bileşik im biçimine sokarak yayına hazırlayan aygıt.

Renk bilgisi : Rengi ve renklerle ilgili olayları inceleyen bilgi dalı.

Diğer dillerde Renk anlamı nedir?

İngilizce'de Renk ne demek? : [Renk] adj. coloring, colouring [Brit.]

n. color, colour [Brit.], complexion, coloring, colouring [Brit.], tint, tincture, hue, flush

Fransızca'da Renk : couleur [la], coloris [le], face [la]

Almanca'da Renk : n. Farbe, Färbung

Rusça'da Renk : n. цвет (M), окраска (F), краска (F), пигмент (M), масть (F), оттенок (M), колорит (M), толк (M)