Resim nedir, Resim ne demek

Resim; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Resim" ile ilgili cümle

  • "Türkiye'de resim bir müddetten beri soysuz bir sanat hâline gelmeye başladı." - O. S. Orhon
  • "Konulu resim parçaları kendiliğinden ve doğru olarak yan yana gelivermiş, hikâye ortaya çıkmıştı." - T. Buğra
  • "Osmanlı Devleti'nin birçok vergi ve resimleri bu yüzden doğrudan doğruya yabancı alacaklıların cebine gider." - Y. K. Karaosmanoğlu
  • "Güzel İnebolu kızı, duvara yapıştırılan Gazi'nin resmine uzun uzun baktı." - A. Gündüz

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Öğrencilere gözlem, izlenim ve imgelemleri ile duygu ve tasarımlarını resimle anlatabilme bilgi, beceri ve yetisini kazandırmak; sanat yapıtlarını değerlendirmek için gerekli ölçüleri kavramaları konusunda onlara yardımcı olmak; boş zamanlarını yararlı biçimde geçirmelerini sağlayacak güzel bir uğraşı alanını sevdirmek amacıyla türlü okul programlarında yer alan ders.

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

 

(Resim) Boya ya da çizim yoluyla kurulmuş yapıt. a. bk. boyaresim, çizim.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Belirli bir işin veya hizmetin yapılması için yetkili makamlar tarafından verilen izin karşılığında elde edilen vergi benzeri bir gelir.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Almaç görüntülüğünde, görüntülüğün üst satırdan alt satıra değin taranması sonunda oluşan görüntü.

İzleyicinin almaç görüntülüğünde gördüğü, izlediği görüntünün en ufak birimi.

Film üzerinde çerçeve içinde yer alan fotoğraflardan her biri.

Bir canlıresim için çizilen resimlerin her biri.

İngilizce'de Resim ne demek? Resim ingilizcesi nedir?:

picture, drawing, duty, impost, frame, image, photographie image, film image, single frame, cartoon, television picture (image)

Resim hakkında bilgiler

Resim, herhangi bir yüzey üzerine çizgi ve renklerle yapılan, hatta günümüzde kavramsal bir boyutta ele alınması açısından hemen her tür malzemenin de kullanılabileceği bir anlatım tekniğidir. Resim yapma sanatıyla ilgilenen kişiye ressam denir.

Bulunan ilk resimler; mağara duvarlarına çizilmiş hayvan resimleri, av sahneleri ve mağara duvarlarına basılmış el izleridir. Bunlar, insanoğlunun soyut düşünme yeteneğini bu dönemlerde bile geliştirmiş olduğunu ispatladıkları için ayrıca değer taşırlar.

 

İçerik açısından ilk resimler; kötü ruhları uzak tutmak, bereket getirmek gibi dini inançlarla yapılmış oldukları tahmin edilir. Mısır, Çin ve Hindistan'da milattan önce yapılmış resimler gündelik hayatı betimlerler, hikâyeler anlatırlar ve kılavuz nitelikleri taşırlar.

Resim yapmakta kullanılan teknoloji; malzemeleri de geliştirmiş, bitki yağlarıyla elde edilen ve öylece kullanılan pigmentlerin yerini sentetik pigmentlerle yapılmış, sağlığa daha az zararlı, daha kalıcı, kullanımı daha kolay boyalar almıştır. Tarih boyunca duvarlara, taşa, tahtaya, deriye, metallere, kumaşlara, kanvasa, kağıda (ve çeşitlerine), cama, sentetik malzemelere resim yapılmıştır.

Resim ile ilgili Cümleler

  • Onun resimlerinden herhangi birini görmedim.
  • Alice nehir kıyısında kız kardeşinin yanında oturmaktan sıkılmaya başlamıştı ve yapacak da bir şeyi olmadığından bir iki kez kız kardeşinin okuduğu kitaba çaktırmadan bakıverdi fakat kitapta resim ya da diyalog yoktu, Alice de "resimsiz ve diyalogsuz bir kitap ne işe yarar" diye kendi kendine düşündü.
  • O sana resimlerini ne zaman gönderdi?
  • Resim bir iğne ile tutturuldu.
  • Resim bir imza örneği midir?
  • Görmekle ilgilenebileceğini düşündüğüm bazı resimlerim var.
  • Resim bu kitaptadır.
  • Bu resimdeki kişiyi tanıyor musunuz?
  • Resim baş aşağı asılı idi.
  • Uzay sondaları tarafından çekilen resimler, Jüpiter'in etrafındaki ince halkaları gösterdi.
  • Resim bir sürü anıyı geri getirdi.
  • Bana bir resim gönderebilir misin?
  • Resim baş aşağı asılı.
  • Resim bana İskoçya'yı hatırlattı.

Resim anlamı, kısaca tanımı:

Yapmak : Davranmak, hareket etmek. Salgılamak, çıkarmak. Yol almak. Gerçekleştirmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Olmak. Düzenli bir duruma getirmek. Üretmek. Edinmek, sahip olmak. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Olmasına yol açmak. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Evlendirmek. Dışkı çıkarmak. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Onarmak, tamir etmek. Bir durum yaratmak.

Sanat : Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü. Zanaat. Bir şey yapmada gösterilen ustalık. Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım. Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık.

Resim almak : Vergi ödetmek. bir şeyin resmini yapmak. resim çekmek.

Resim çekmek : Fotoğraf makinesiyle bir şeyin biçimini kâğıda geçirmek.

Resim gibi : Çok güzel.

Resim yazı : Eski çağlarda, bazı uygar uluslarca kullanılan, nesnelerin yalınlaştırılmış resimlerine dayanan yazı, hiyeroglif.

Resmetmek : Bir şeyin resmini çizmek. İz yapmak, işlemek, nakşetmek.

Resmigeçit : Geçit töreni.

Resmikabul : Kabul töreni.

Baskı resim : Gravür tekniği ile yapılmış olan resim, kazıma resim.

Cam resim : Renkli camların kesilip birbirlerine kurşun çubuklarla bağlanması ile yapılmış olan süs veya resim.

Canlı resim : Bir hareketi parçalarına ayırıp bunların elle yapılmış olan resimlerinin alıcıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniği.

Çıplak resim : Resim sanatında çıplak insanı konu alan bir resim türü, nü.

Çizgi resim : Yalnız çizgilerle yapılmış resim.

Dağlama resim : Tahta üzerine kızgın demirle yapılmış olan bir resim türü, yakma resim, pirogravür.

Gölgeli resim : Gölge ile hacim etkisinin verildiği resim.

Istampa resim : Ağaç, bakır vb. yüzeylere oyulan ve tuvale basılan resim sanatı.

Kazıma resim : Bu teknikle yapılmış olan resim, gravür. Ağaç, metal veya taş bir yüzeye ayrı katlar hâlinde değişik renkli boyalar sürüldükten sonra, üstteki katları yer yer kazıyarak alttaki renklerden yararlanma tekniği, gravür.

Net resim : Genellikle 1/10 ölçeğinde çizilen ve işin, önden, yandan, üstten görünüşünü veren teknik resim.

Nevresim : Torba biçiminde dikilmiş, yorgana geçirilen kılıf.

Robot resim : Adli olaylarda tanığın tarifiyle şüphelinin görünümünü yansıtan çizgi resim.

Saydam resim : Kolay anlaşılabilen resim.

Temsili resim : Tahayyülde canlandırılmış resim.

Vesikalık resim : Vesikalık fotoğraf.

Yakma resim : Dağlama resim.

Atölye resmi : Bir işin ayrıntılarını gösteren ve atölyede yapım sırasında kullanılan 1/1 ölçüdeki teknik resim.

Demir resmi : Geminin bir limanda demirlemek için ödediği vergi.

Duvar resmi : Duvar yüzeyi üzerinde mum boyası, sulu boya, yağlı boya, mozaik, kazıma vb. tekniklerle yapılmış olan resim.

Geçit resmi : Geçit töreni.

İşgaliye resmi : Pazar yerlerinde, toplu ticari iş yerlerinde satıcının işgal ettiği yer için ödediği ücret veya kira bedeli.

Kabul resmi : Kabul töreni.

Mağara resmi : Tarih öncesi insanların mağara duvarlarına yaptıkları resim.

Palamar resmi : Palamar parası.

Tellaliye resmi : Yerel yönetimlerde duyuru işi için alınan ve yönetmeliklerle belirlenmiş vergi.

Resimci : Resim öğretmeni. Nakkaş. Fotoğrafçı.

Resimcilik : Resimci olma durumu.

Resimleme : Resimlemek işi. Resimlerle süsleme, illüstrasyon. Kitap içindeki bir yazıyı açıklayan veya süsleyen resim, illüstrasyon.

Resimlemek : Bir yazının konusu ile ilgili resimleri o yazının uygun yerine koymak. Herhangi bir konuyu resimlerle anlatmak.

Resimlendirme : Resimlendirmek işi.

Resimlendirmek : Resimlemek.

Resimleşme : Resimleşmek işi.

Resimleşmek : Resim durumuna gelmek.

Resimli : İçinde resimler bulunan, musavver.

Resimli roman : Konusu bir dizi resimle anlatılan roman veya hikâye.

Resimlik : Albüm. Resim takmaya yarayan çerçeve.

Resimsi : Durumu ve görünüşü resim konusu olmaya değer (görünüş), pitoresk. Resmi andıran, resme benzeyen, resim gibi.

Varlık : Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey. Var olan her şey. Ömür, hayat. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı, popülasyon. Para, mal, mülk, zenginlik, variyet. Önemli, yararlı, değerli şey. Var olma durumu, mevcudiyet.

Görünüş : Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey. Gerçeğe uymayan dış görüntü, zevahir. Bulunulan bir yerden görülebilen alan, görünüm, manzara. Fiillerin belirttiği oluşların süresi, gelişmesi ve bitmesiyle ilgili bütün biçimleri kapsayan dil bilgisi kategorisi. Görünme işi.

Kalem : Bazı deyimlerde yazı. Yazar. Çeşit, tür. Resmî kuruluşlarda yazı işlerinin görüldüğü yer. Yontma işlerinde kullanılan ucu sivri veya keskin araç. Yazma, çizme vb. işlerde kullanılan çeşitli biçimlerde araç.

Fırça : Bir şeyin tozunu, kirini gidermekte veya bir şeye boya, cila sürmekte kullanılan, bir araya getirilerek bağlanmış kıl vb.nden yapılmış olan araç. Resim yapma sanatı ve biçimi. Çökmeyi engelleyen bağların oynamasını veya kaymasını önlemek için aralara yerleştirilen direk parçası. Paylama.

Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Taşıt. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta.

Biçim : Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Biçme işi. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Tarz.

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.

Fotoğraf : Görüntü. Bu yöntemle aktarılarak çoğaltılan resim, foto. Çeşitli araç ve malzeme kullanarak görüntüyü özel bir yüzey üzerinde sabitleme.

Tören : Bir toplulukta, üyelerin belli bir olayı, kişiyi veya değeri ayırt edip sembolleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi, merasim. Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılmış olan toplantı, merasim, seremoni.

Açık : Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Kolay anlaşılır, vazıh. Çalışır durumda olan. Belirgin bir biçimde. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen. Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Belli bir yerin biraz uzağı. Boş. Örtüsüz, çıplak.

Gösterge : Bir gelişimi gösteren nicelikler veya değerler arasındaki ilişki, endeks, indeks. Bir şeyi belirtmeye yarayan şey, belirti, im, işaret. Bir aracın işlemesiyle ilgili bazı ölçümlerin sonucunu kendiliğinden gösteren araç, müşir, indikatör. Bir durumla ilgili çeşitli aşamaları gösteren liste, icmal. Anlamla biçimin, gösterenle gösterilenin kaynaşmasından oluşan dil birimi, belirtke.

Kesin : Kesinlikle. Şüphe ve duraksamaya yer bırakmayan veya geri dönülmeyen, değişmez, mutlak, kati, maktu.

Sonuç : Öz, özet. Yazının veya sözün bitim bölümü. Sürmekte olan veya biten bir yarışmanın veya spor karşılaşmasının sayı bakımından durumu, skor. Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey. Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice.

Resim altlığı : (Resim) Bir resmi çevreleyen düz karton ya da mukavva altlık.

Resim ara yinelenim yükselteci : Almaçta resim ve ses imleri ayrıldıktan sonra, resim ara yinelenimini güçlendiren yükselteç.

Resim ara yinelenimi : Ara yineleniminin resim imiyle ilgili olanı.

Resim başı : Tarayıcı demetin yukarıdan aşağıya kadar resmin bütün satırlarını taradıktan sonra, yeni bir resim taramasına başlamak üzere döndüğü nokta; resmin başlama noktası.

Resim bezi : Resim kasnağına gerilen, üzerine üstübeç, tutkal ve beziryağı karışımı astar boya çekilen keten bezi. a. bk. resim kasnağı, astar boya.

Resim boyu : Film üzerindeki resmin, çerçeveyle sınırlanan boyu.

Resim bozukluğu : Merceklerin verdiği resimlerin aslına göre bir parça bozuk olması.

Resim bölümü : Göstericinin, görüntüleri yansıtmaya yarayan bölümü. Ses bölümünün karşıtı.

Resim bulucu : Resim imleri için bulma işini gerçekleştiren bulucu.

Resim çekmek : fotoğraf makinesiyle bir şeyin biçimini kâğıda geçirmek.

Diğer dillerde Resim anlamı nedir?

İngilizce'de Resim ne demek? : adj. pictorial

n. picture, figure, drawing, painting, photo, image, illustration, tableau, tablature, dues, tax, effigy, likeness

Fransızca'da Resim : image [la], dessin [le], peinture [la], photogramme [le], tableau [le], photogramme [le]

Almanca'da Resim : n. Abbild, Abbildung, Auflage, Aufriss, Bild, Bildnis, Dessin, Figur, Gebühr, Gemälde, Illustration, Impost, Malerei, Photo, Photographie, Zeichnung

adj. bildhaft

Rusça'da Resim : n. рисунок (M), узор (M), чертеж (M), картина (F), картинка (F), живопись (F), иллюстрация (F), портрет (M), фотография (F), кадр (M), снимок (M), пошлина (F), торжество (N), обряд (M)

adj. картинный