Ribonükleosit nedir, Ribonükleosit ne demek

Ribonükleosit; Biyoloji, Veteriner alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

D-riboz bulunan nükleosit. Örnek: Adenozin.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Pürin veya pirimidin bazlarının riboz şekerine bağlanmasıyla oluşan nükleosit.

Ribonükleosit kısaca anlamı, tanımı

Pirimidin bazları : Kimyasal yapı olarak pirimidine benzeyen sitozin, timin ve urasil bazları

Nükleosit : Riboz ya da deoksiriboz şekerine bağlı bir pürin ya da pirimidin bazından (adenin, guanin, sitozin, timin ya da urasil) oluşan herhangi bir grup bileşik. Adenozin, sitidin, üridin, timidin, guanidin gibi. Bir pürin veya pirimidin bazının riboz veya deoksiriboz şekerine bağlanmasıyla oluşan bir bileşik.

Pirimidin : Nükleik asitlerin nükleotitlerinin yapısına giren ve pürinlerle çiftler oluşturan, bazıları fosfat verici ve enerjice zengin bileşikler olarak da metabolizmaya giren, canlı hücrelerde sitozin, urasil ve timin gibi çeşitleri bulunan azotlu bazlar. Nükleotit ve nükleik asitlerde bulunan azotlu ve altıgen pirimidin halkasına sahip sitozin, timin, urasil bazından biri.

Adenozin : Bir pürin bazı olan adeninin riboz ya da deoksiriboz şekerine bağlanması ile oluşan nükleosit. Bir pürin bazı olan adeninin riboz veya deoksiriboz şekerine bağlanmasıyla oluşan nükleosit. Bir pürin bazı olan adeninin riboz şekerine bağlanmasıyla oluşan nükleosit.

 

Bağlanma : Bağlanmak işi veya durumu.

Şekeri : Çok tatlı, ufak bir çeşit armut.

Bağlan : “Sev, sevdiğine bağlı kal” anlamında kullanılan bir isim “. Diyarbakır şehri, Kayacık nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Iğdır şehri, Tuzluca ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Bazlar : Hidrojen iyonlarını alan kimyasal maddeler.

Örnek : Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey, model. En iyi biçimde olan. Bir şeyin benzeri, tıpkısı, kopyası, misil. Durum ve niteliği benimsenmeye değer kimse veya şey, model, paradigma. İncelemek veya denemek üzere insan ve hayvan vücudunun, bitkinin veya nesnenin herhangi bir yerinden alınan doku parçası, numune. Bir düşünceyi, kuralı, gözlemi veya savı desteklemek ve açıklamak amacıyla ileri sürülen söz, yapılmış olan davranış, misal.

Pürin : Azotlu organik baz. Canlı hücrelerde bulunan çeşitleri olan adenin ve guanin nükleik asitlerin nükleotitlerinin yapısına girer ve pirimidinlerle çift oluştururlar. Ayrıca pürin nükleotitler fosfat verici ve enerjice zengin bileşikler olarak metabolizmaya girerler. (purine) Nükleotitler ve nükleik asitlerde bulunan azotlu bir heterosiklik baz. Nükleotitler ve nükleik asitlerde bulunan azotlu, altıgen pirimidin halkasıyla beşli bir imidazol halkasına sahip baz. En sık rastlananı adenin ve guanindir.

Riboz : Ribonükleik asitlerin ve ribonükleotitlerin yapısında bulunan beş karbonlu şeker. Formülü CH2OH(CHOH)3CHO, mol kütlesi 150,1 g olan, D-riboz; bazı nükleik asit ve koenzimlerin bileşiminde furanozit ve piranozit şeklinde bulunabilen bir pentoz şeker. D-2-deoksiriboz; Formülü HOH2C(CHOH)2CH2CHO, mol kütlesi 134,1g olan deok-siribonükleik asit ve hücreye ait çekirdekte bulunan bir bileşik şeker. Beş karbonlu aldoz yapısındaki monosakkaritlerden biri. RNA, FAD, NAD, NADP ve koenzim A’nın bir bileşeni.

 

Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).

Şeker : Şeker kamışı, şeker pancarı, patates, havuç, mısır, buğday vb. bitkilerin sap ve köklerinin öz suyundan veya nişastasından çıkarılan, birleşiminde karbon, oksijen ve hidrojen bulunan, beyaz, suda eriyen, mayalanabilen ve çoğu tatlı olan maddelerin genel adı. Bu madde katılarak yapılmış lokum, akide, çikolata vb. tatlı yiyeceklerin genel adı. Şeker hastalığı. Sevimli, cana yakın ve güzel.

Pirim : Çürük, bere.

Oluş : Olma işi, vuku. Oluşma, teşekkül, tekevvün. Bir durumdan öteki duruma geçiş.

Şeke : Üzüm suyunun pekmez toprağı ile kestirilerek, leğende biraz kaynatıldıktan ve süzüldükten sonraki durumu.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Piri : Küçük çivi. Küçük köpek. Kastamonu ilinde, Çatalzeytin ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Aden : Salgı yapan organ, bez.

Diğer dillerde Ribonükleosit anlamı nedir?

İngilizce'de Ribonükleosit ne demek ? : ribonucleosid, ribonucleoside