Roman nedir, Roman ne demek

Roman; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de özel olarak kullanılır. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

"Roman" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bu, ihtiyar kitapçıdan alıp evde bayıla bayıla okuduğu küçük hissî romanlardan biriydi." - O. C. Kaygılı

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

(Ortaoyunu): Ortaoyunu'nda çingeneye verilen ad.

Edebi terim anlamı:

Nesrin hikâyeleme türlerinden, bir veya birkaç kitap meydana getirecek uzunlukta büyük hikâye. bk. Hikâye (ROMANIMSI, Romanesque).

Tiyatro'daki terim anlamı:

(Ort. O.): Orta oyununda çingeneye verilen ad.

Bilimsel terim anlamı:

Halk yazınında, ortaoyununda çingene rolündeki oyuncuya verilan ad.

Genellikle, insanların serüvenlerini, karakterlerini (ıralarını), düşünce ve duygularını -imgesel ya da gerçek olaylara dayanarak-ayrıntılarıyla kendine özgü bir biçimde öyküleyen açıklayan uzun düzyazı sanatı.

Fransızca'da Roman ne demek?:

roman

Roman hakkında bilgiler

Roman, bir kişi ya da bir grup insanın başından geçenleri, onların iç ve dış yaşantılarını belli bir kronolojik, mantıksal, duygusal ya da sanatsal ilişkiyi gözeterek öyküleyen uzun kurgusal anlatı. Hikayeye kıyasla daha uzun ve olaydan ziyade kişi merkezli bir yazı türüdür. Japon edebiyatının başyapıtlarından Genji'nin Hikâyesi dünyanın ilk romanı kabul edilir.

 

Roman büyük oranda düzyazıyla yazılır ancak nazım da içerebilir. Anlatılan olaylar kahramanlık öyküleri değil, sıradan insanların günlük yaşantılarıdır. Anlatılan olaylar, kendinden önceki türler gibi yalnızca saraylar ve savaş alanları gibi destansı mekanlarda değil, genellikle sokaklar, evler, meyhaneler gibi sıradan mekanlarda geçer. Kullanılan dil, nazım türlerinde olduğu gibi ağdalı değil günlük ve sıradandır.

Roman tarihe en bağlı edebiyat türüdür. Toplumsal, politik olaylar gelişmelerle de yakın ilişkidedir.

Roman, felsefe ve sanattan boş inançları kovmak ve bunların yerine akıl ve gerçeği geçirmek isteyen bir kültürel dönüşümün ürünüdür. Bu nedenle toplumların gelişimine, yani tarihe kopmaz biçimde bağlıdır. İnsanı, öncelikle toplumsal ve tarihsel bir varlık olarak konu alan ilk sanat türüdür.

Roman ile ilgili Cümleler

  • Roman onun ölümünden sonra basıldı.
  • Bu çok romantik bir öpücüktü.
  • Bu roman Fransızca olarak da yayınlandı.
  • Tom'un yeni romanını satın aldım.
  • Roman okumayı mı yoksa film izlemeyi mi tercih edersin?
  • Roman bir kahramanın ölümü ile sona erer.
  • Roman çok heyecan verici.
  • Roman okuyarak bütün gün evde kaldım.
  • Bu romanın Fransızca dilindeki edisyonu da yayınlandı.
  • En iyi satan romanı yazarak bir servet yaptı.
  • Roman okuyarak bütün gece oturdu.
  • 90'lı yıllarda; İrlanda, Macaristan, Romanya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, İsviçre ve Gürcistan'da ölüm cezası kaldırıldı.
  • Ne zaman bu romanı okusam bana hep çok ilginç gelir.
  • Roman neredeyse 20.000 nüsha satmıştı.
 

Roman anlamı, kısaca tanımı:

İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı.

Olay : Önemli tarihsel olgu, fenomen. Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka.

Romanı yazılmak : Romanlaşmak.

Çizgi roman : Konuyu ve olaylar zincirini kesintisiz olarak resimleme yöntemiyle okuyucuya sunan roman.

Irmak roman : Bir olayın, geniş bir zaman diliminde geçtiği çağı, bir toplumun geniş bir görünümünü veren çok uzun roman, nehir roman.

Nehir roman : Irmak roman.

Polisiye roman : Konusunu polisin görev alanına giren olaylardan seçen roman.

Resimli roman : Konusu bir dizi resimle anlatılan roman veya hikâye.

Tarihi roman : Başlıca kişileri ve olayları tarihten alınan roman, tarihsel roman.

Tarihsel roman : Tarihî roman.

Tefrika roman : Süreli yayınlarda her gün bir bölümü yayımlanan roman.

Köy romanı : Konusunu köyün ve kırsal hayatın özelliklerinden alan roman.

Romancı : Roman yazarı.

Romancılık : Roman yazma sanatı.

Romanesk : Romanla ilgili olan. Duygusal, düşçü. Roman özelliği olan.

Romanımsı : Romansı.

Romanist : Romanolog.

Romanlaştırma : Romanlaştırmak işi.

Romanlaştırmak : Bir konuyu roman biçiminde yazmak.

Romanoloji : Romen dilleri bilimi.

Romans : Şarkı türünde ve piyano için hazırlanmış, genellikle kıtalar biçiminde beste. Sekiz hecelik dizelerden oluşmuş bir İspanyol şiir türü.

Romansı : Romanı andıran, romana benzeyen, roman gibi, romanımsı.

Romantik : Davranışlarında duygu ve coşkunun aşırı ölçüde etkisi bulunan. Romantizm ile ilgili. Romantizm akımından olan yazar.

Romantiklik : Romantik olma durumu.

Romantizm : Duygusal eğilim. XVIII. yüzyıl sonunda başlayan, duygu, coşku ve sembole aşırı yer veren sanat akımı. Romantik ortam veya durum.

Romanyalı : Rumen.

Çevren : Ufuk, göz erimi. Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü.

Karakter : Bir eserde duygu, tutku ve düşünce yönlerinden ele alınan kimse. Bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen, üstün ana özellik, öz yapı, ıra, seciye. Basımda harf türü. Ayırt edici nitelik. Bireyin kendi kendine egemen olmasını, kendi kendisiyle uyum içinde bulunmasını, düşünüş ve hareketlerinde tutarlı, sağlam kalabilmesini sağlayan özellikler bütünü. Bir kimsenin veya bir insan grubunun tutumu, duygulanma ve davranış biçimi.

Görenek : Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı, âdet.

İnce : Zayıf. Hafif, gücü az. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Ayrıntılı. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Tiz (ses), pes karşıtı. Taneleri ufak, iri karşıtı.

Serüven : Macera.

Duygu : Önsezi. Duyularla algılama, his. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği.

Tutku : Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç. İrade ve yargıları aşan güçlü bir coşku, ihtiras. Aşırı düşkünlük.

Kişi : Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Eş, koca. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Erkek. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs.

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

Eser : Yayın, kitap, yapıt. Soyut kavramlarda belirti. İz, işaret, im. Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt.

Çingene : Bu topluluktan olan kimse, Çingen, Kıpti, Roman. Hindistan'dan çıktıkları söylenen, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan bir topluluk, Çingen, Kıpti, Roman.

Roman dizgesi : (Mimarlık) Roman kiliselerinde, yapı tasarını çizerken, ölçü olarak koro kesidini alan dizge.

Roman üslubu : İlk hıristiyaniarda kullanılan bazilika biçimine çapraz sahının, koronun, haçtonozun, eklendiği, Roma yapı süslerinin, cücedalızların yapı dış duvarlarında yalın bir bezeme meydana getirdiği, yapıların kale görünüşü taşıdığı Orta Çağ mimarlık üslûbu.

Romanlaşma : Romanlaşmak durumu.

Romanlaşmak : Roman durumuna gelmek.

Romanolog : Roman dilleri uzmanı, Romanist.

Romanov koyunu : Rusya’nın Volga bölgesinin dağlık kesimlerinde yetiştirilen, vücudu siyah gri, baş, bacaklar ve kuyruk siyah parlak kısa kıllarla örtülü, ağızda, bacaklarda ve kuyruk ucunda beyaz lekeler görülen kürkçü koyun ırkı.

Romanovsky boyası : Kan frotilerinin boyanmasında kullanılan, eozin-metilen mavisi içeren bir boyama yöntemi. Benzer nitelikteki Gimsa, Wright ve Leishman boyaları için ilk örnek olma niteliğindedir.

Romansero : Romans dergisi.

Romansı olumluk : Gerçekten uzaklaşmamak şartiyle roman kılığına sokulmuş olumluk.

Romantik akım : (Resim) Klasikçiliğe bir tepki olarak doğan, hayal ve aşırı duygululuğa önem veren, resimde meleksi bakışlı kişileri, efsane insanlarını, tiyatro kahramanlarını gösteren, heyecan verici konulu, yabancı havalı, renkçi, abartmacı bir sanat akımı.

Diğer dillerde Roman anlamı nedir?

İngilizce'de Roman ne demek? : [Roman] n. member of the Roman Catholic Church; citizen of ancient or modern Rome

adj. Catholic; pertaining to the Roman Catholic Church; pertaining to ancient or modern Rome; pertaining to the culture and art of ancient Rome

n. male first name

Fransızca'da Roman : Latinceden türeme (dil); Roman sanatı

Almanca'da Roman : adj. romanisch

Rusça'da Roman : n. роман (M)

adj. романский