Ruck türkçesi Ruck nedir

Ruck ile ilgili cümleler

English: A big tree in the field was struck by lightning.
Turkish: Alandaki büyük bir ağacı yıldırım çarptı.

English: A good idea struck her.
Turkish: Onun aklına iyi bir fikir geldi.

English: A dog was run over by a truck.
Turkish: Bir köpek bir kamyon tarafından ezildi.

English: 'Round the corner came a large truck.
Turkish: Büyük bir kamyon köşeye vardı.

English: What's all the ruckus?
Turkish: Bütün gürültü nedir?

Ruck ingilizcede ne demek, Ruck nerede nasıl kullanılır?

Ruck up : Buruşmak. Kırışmak. Buruşturmak. Kırıştırmak.

Rucked : Kırışıklık. Kırıştırmak. Örselemek. Nal toplayanlar. Sıradan insanlar. Geride kalan atlar. Kırışmak. Buruşturmak. Örselenmek. Buruşmak.

Rucks : Buruşturmak. Kırıştırmak. Kırışmak. Buruşmak.

Rucksack : Arka çantası. Sırt çantası.

Rucksacks : Sırt çantası. Arka çantası.

Air truck : Hava taşıtı. Tenek taşıtı.

Be struck : Vurulmak. İsabet almak.

Ruckus : Arbede. Çıngar. Patırtı. Kargaşa. Velvele. Kıyamet. Gürültü. Hengame. Şamata. Karışıklık.

Autotruck : Motorlu kamyon.

Awe struck : Hayran kalmış. Ağzı açık kalmış. Hayret kalmış.

 

İngilizce Ruck Türkçe anlamı, Ruck eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ruck ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Flexure : Belverme. Bir çubuğun, ışığın yay biçiminde eğilmesi, yol değiştirmesi. bk. ışık bükülmesi. Dirsek. Eğinti. Bükülme. Eğrilik. Katlanma. Katmanların tek yanlı kıvrımı (monoklinal kıvrım). Uzay, jeoloji alanlarında kullanılır. Büküntü.

Crumple : Düşmek. Çökmek. Devirmek. Çökertmek.

Tumbles : Anlamak. Yıkılmak. Takla. Tepetaklak olmak. Karıştırmak. Devrilmek. Düşürmek. Dağıtmak. Yere yuvarlanmak.

Crinkle : Kırışık. Hışırdamak. Kıvırmak. Hışırdatmak. Karıştırmak. Katlamak.

Multitude : Çokluk. Halk yığını. Kat. Kalabalık. İzdiham. Çok sayı.

Crimp : Yapağı lifinin doğal dalgası. Zorla askere almak. Mani. Askere almak. Engel. Lüle lüle saç. Engellemek. Kıvırmak. Asker toplamak.

Bunching : Deste yapmak. Yığılma. Derleniş. Toplanmak. Öbekleşme. Gruplaşma. Dermek. Tel çekme imalatında çok telli malzemelerin toplanarak tek tel gibi sarılması. Bükme.

Seam : İki tahtanın yan yana birleştiği çizgi. Dikmek. Yara izi. Tırmıklamak. Yatak (maden). Dikiş. Damar. Bağlantı yeri. Faça yapmak. Tabaka.

 

Bunch : Dermek. Bağlam. Deste. Bir araya toplamak. Bir araya toplanmak. Toplamak. Takım. Toplanmak. Demet. Demet yapmak.

Mussed : Kavga. Karışıklık. Boğuşma. Bozmak. Dağınıklık. Kargaşa. Karmakarışık etmek. Karıştırmak.

Ruck synonyms : tumble, crumples, rugosity, crumple up, carry on, wrinkliness, crumpled up, musses, throng, buffet, cockle, crease, wrinkle, contract, contort, ruga, muss, contorts, corrugating, crinkling, commonalty, creases, crinkles, crinkled, furrow, plication, fold, rumple, rumples, bat the eyes, seams, mussing, become wrinkled.

Ruck ingilizce tanımı, definition of Ruck

Ruck kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A wrinkle or crease in a piece of cloth, or in needlework. To crease. To draw into wrinkles or unsightly folds. As, to ruck up a carpet. To huddle together. To squat. A rick. To sit, as a hen on eggs. To cower. A roc. A heap.