Ruh nedir, Ruh ne demek

Ruh; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Dinlerin ve dinci felsefelerin insanda vücuttan ayrı bir varlık olarak kabul ettiği öz, tin, can kuşu.
  • Esans.
  • En önemli nokta, öz.
  • Duygu.
  • Bedeni etkin kılan canlılık ilkesi, bedenin hayat gücü

"Ruh" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bazısı ruh koklatır, bazısı alnına sirke sürer, bazısı kollarını, bileklerini ovuşturur." - H. R. Gürpınar
  • "Nesri gibi güzel bir ruhu olan Falih Rıfkı, Türk gazeteciliğini bir vatan hizmeti telakki etmiş ve kutsi bir vazife gibi ifa ediyor." - Y. K. Beyatlı
  • "Lakin oyunun ruhunu anlamak mümkün değil." - M. Ş. Esendal

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Dinlerin ve birtakım ikici felsefe öğretilerinin bedenden ayrı ve ölümsüz bir yaşamı olduğunu ileri sürdükleri varlık.

Felsefi anlamı:

Bilinç olaylarının toplamı; ben'in birliği.

Töz olarak: a. Ölümsüz ruh. (Beden yalnızca onun tutsak yeri sayılır.) b. Usun, düşüncenin, tinin yeri. c. Yalın, özdeksel olmayan tinsel töz.

Dolaysız, bilinçaltından gelen yaşam itkilerinin, yaşama durumlarının taşıyıcısı. (Özellikle modern yaşama felsefesinde tin ve bilince karşı duran bir şey olarak ortaya çıkar (Klages).

Doğal-canlı yaşam ilkesi; Aristoteles'te bedeni canlandıran ilke, bedenin -> entelekhia'sı.

 

Öznel ilke olarak: a. Usa karşı gönül ve isteme ilkesi, b. Bireysel kişilik çekirdeği.

(Bilimsel anlamda) organizmaya sıkı sıkıya bağlı yaşantıların -özellikle duygu ve itkilerin- toplamı (tinin karşıtı olarak).

Bedeni etkin kılan canlılık ilkesi, bedenin yaşama gücü, yaşama soluğu.

İngilizce'de Ruh ne demek? Ruh ingilizcesi nedir?:

soul, spirit

Ruh hakkında bilgiler

Ruh, din ve felsefede, insan varlığının maddi olmayan tarafı ya da özü olarak tanımlanır ve genellikle bireysellikle (zât) eşanlamlı olarak ele alınır. Teolojide ruh kişinin ilahîliğe iştirak eden kısmı olarak tanımlanır ve genellikle bedenin ölümünden sonra kişinin varlığını sürdüren kısmı olarak ele alınır. Birçok kültür insan yaşamının ya da varlığının cismani olmayan kaynağını ruh ile özdeş tutmuş ve birçok kültür tüm canlıları ruhlara dayandırmıştır. Tarih-öncesi halklarda bile vücut ile onu canlı kılan arasında bir ayrım yapıldığı görülmektedir. Birçok dini ve felsefi akımda, her canlının bir unsuru olan, var olması için fiziksel maddeye ihtiyaç duymayan, madde-dışı, algılanamaz, tezahürleriyle kendini gösteren, aşkın, yaşama yeteneğine sahip, değişen ve gelişen, maksatlı bir öncül (kaynak) ya da bir güç olarak tanımlanan ruh, birçok dini ve felsefi akımda da ebedi, yetenekler sahibi, insan davranışlarının motoru, hata (günah) ile sevap işleme iradesine sahip bir varlık ya da varlığın saklı yüzü olarak kabul edilir.

Bununla birlikte ruh kavramının kültürden kültüre, dinden dine, felsefeden felsefeye geniş ölçüde çeşitlilik gösterdiği görülmektedir. Çeşitli dinler ve filozoflar, ruhun doğası (yapısı), beden ile ilişkisi, kökeni ve ölümlü olup olmayışı konularındaki farklı görüşleriyle bir sürü teori ortaya koymuşlardır. Birçok dini ve felsefi gelenekte ruhun her canlı oluşumun içteki özünü içeren, kendine özgü bir varlık olduğu ve insanın temel unsurunun -beyninden veya organizmasının herhangi bir kısmından ziyade- ruh olduğu kabul edilir. Buna karşılık diğer bazı din ve felsefelerde ise ruhun beden ile kendisi arasında aracılık görevi görecek maddi bir elemanı bulunduğu kabul edilir. Ruh ile can kavramları arasında kimi kültür, din ve felsefelerde bir ayrım yapılmamış, kimilerinde ise bir ayrım yapılmış olmasına ve bu kavramları belirten iki ayrı ya da birkaç terim olmasına rağmen, söz konusu terimler, sık sık aynı kavramı belirtmek üzerine birbirlerinin yerine kullanılagelmişlerdir.

 

Ruhlar genellikle ölümsüz olarak kabul edilirler. Birçok inanışa göre ruh, enkarne olmadan (ete bürünme, doğma) önce de mevcuttu. Maddeciliğin reddettiği ruh, Jean-Paul Sartre gibi bazı çağdaş yazar ve filozoflara göre “özden önce gelen varoluş”tur. Ölüm olayında bedenin hareket özelliklerini yitirmesi ruhun beden üzerindeki hakimiyetini, yani bedeni etkilemeyi bırakması olarak açıklanır. Ruh kavramı ölümden sonra yaşam kavramlarıyla yakından ilişkili olmakla birlikte, bu konudaki görüşler son derece çeşitlilik göstermektedir, özellikle bedenin ölümünden sonra ne olup bittiği konusunda. Halihazırda bilimsel araştırma, genel kabule göre, konusu olan maddi evrenin dışında kaldığından, ruhun var olduğunu ya da var olmadığını ortaya koyamamaktadır. Psikoloji ekollerinin de ruh konusundaki görüş ve yöntemleri birbirinden farklı olup çeşitlilik göstermektedir.

Bazı eski uygarlıklarda ruh kavramı konusunda benzerlikler ve ruh ile ilgili ortak bir anlayış bulunmaktadır. Bu ortak anlayış ruhun ya da “canın ölümsüzlüğü” olarak adlandırılabilir. Farklı uygarlıklarda rastlanan söz konusu benzerlikler, bu anlayışın toplumların birbirleriyle etkileşimleri yoluyla birbirlerine geçip yayıldığı fikrini doğurmaktadır. Fakat ana kaynağın yeri hakkındaki görüşler farklıdır.

Ruh ile ilgili Cümleler

  • Yanıtı onun ruh haline bağlıdır.
  • Ruh doktorları bilgi almada da çok başarılı değil.
  • Arkadaş nedir? İki bedende yaşayan bir ruh.
  • Ruh isteklidir fakat beden güçsüzdür.
  • Onun ifadesine bakılırsa, o kötü bir ruh hali içinde.
  • Kötü bir ruh hali içinde misin?
  • Vücut için uygun bir cenaze yap böylece ruh cennete ulaşabilir.
  • Ruh doktorları bilgi vermede çok başarılı değil.

Ruh anlamı, tanımı:

Ruh gibi : Durgun, çevresiyle ilgilenmeyen, kendi hâlinde olan. çok zayıf.

Ruh gibi dolaşmak : Hiçbir şeyin farkında olmadan yaşamak.

Ruh kazandırmak : Herhangi bir yeri veya şeyi canlı, hareketli, neşeli bir duruma getirmek.

Ruhu duymamak : Haberi olmamak, anlamamak.

Ruhu karartmak : Sıkıntıya sokmak, bunaltmak.

Ruhu şad olsun : "ölüler sevinsin, mutlu olsun" anlamında kullanılan bir söz.

Ruhunda güneş açmak : Sevinmek, neşelenmek, coşmak. rahatlamak, huzura ermek.

Ruhu okşamak : Duygulara hoş gelecek biçimde konuşmak veya davranmak. hoşa gitmek.

Ruhunu şad etmek : Ölmüş bir kimseyi anmak.

Ruhunu teslim etmek : Ölmek.

Ruh bilgini : Ruh bilimi uzmanı.

Ruh bilimi : Duyum, heyecan, düşünme vb. olguları ve bunların yasalarını inceleyen bilim, ruhiyat, psikoloji.

Ruh doktoru : Ruh hekimi.

Ruh göçü : Ruhun bir bedenden başka bir bedene geçerek varlığını sürdürdüğü inancı, tenasüh, reenkarnasyon.

Ruh hastası : Zaman zaman saldırgan davranışlar gösterebilen kimse. Akıl hastalığına tutulmuş kişi.

Ruh hekimi : Ruh hekimliği ile uğraşan uzman.

Ruh karmaşası : Ruhsal sıkıntı.

Ruh ölçümü : Ruhsal süreçlerin ölçülmesinde kullanılan, araçları ve yöntemleri gerektiren bir ruh bilimi dalı, psikometri.

Ruhötesi : Ruhlarla ilişki kurma, gelecekten haber verme gibi ruh biliminin kapsamına girmeyen ve onun dışında incelenen olayları kapsayan (alan), metapsişik.

Ruh sağlığı : Ruhsal bakımdan sağlıklı olma.

Ruhumücerret : Katışık ve karışık olmayan ruh.

Afyon ruhu : Yatıştırıcı olarak kullanılan afyon tentürü.

Katran ruhu : Kayın katranının damıtılmasıyla elde edilen ve hekimlikte kullanılan renksiz, keskin kokulu ve yakıcı bir sıvı.

Lokman ruhu : Eter.

Melisa ruhu : Baygınlığa karşı iyi gelen oğul otu özü.

Nane ruhu : Nane yapraklarından çıkarılan esans.

Nişadır ruhu : Amonyak.

Sirke ruhu : Asetik asit.

Tesviyeruhu : Su terazisi.

Tuz ruhu : Hidroklorik asit.

En : Hayvanlara veya eşyaya vurulan damga, işaret. Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik, boy, uzunluk karşıtı. Başına geldiği sıfatların üstün derecede olduğunu gösteren kelime.

Önemli : Önemi olan, mühim, ehemmiyetli. Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemi olan, stratejik.

Nokta : Sınır, derece, radde. Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret. Nöbetçi, gözcü, bekçi. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm. Orta nokta. Nöbetçi bulunan yer. Çok küçük boyutlarda işaret, benek. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.). Yer. Hiçbir boyutu olmayan işaret.

Öz : Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. Sulak, verimli yer. Dere, çay. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. Kendi, zat. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre. Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı.

Esans : Bitkilerden türlü yollarla çıkarılan veya kimyasal yöntemlerle yapılan, kokulu ve uçucu sıvı.

Duygu : Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Duyularla algılama, his. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Önsezi. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik.

Ruh argınlığı : Saplantılar, yılgılar, tikler edinme ve nedensiz korkulara kapılma gibi belirtileri olan karmaşık ruh durumu.

Ruh çözümlemesi : Bilinçaltında, karmaşa olarak bulunup birtakım ruhsal ve bedensel rahatsızlıklara yol açan anı, istek ve imgeleri bilinç alanına çekmek yoluyla ruh hastalarını iyileştirmeyi amaç edinen ve ilkeleri Freud'ca saptanan bir hekimlik yöntemi. (Not: Fr. psychanalyse, ing. psychoanalysis karşılığı Ruhbilim Terimleri Sözlüğü'nde ruhsal çözümleme terimi önerilmiştir. )

Ruh durumu : Kimi zaman kısa, kimi zaman uzun süren duygusal koşul ya da tutum.

Ruh düşümü : Bedensel ve ruhsal gücü yitirme, umutsuzluk duygusuna kapılma durumu.

Ruh hastalıkları bilimi : Her türlü ruh ve kişilik bozukluklarının tanılanması ve iyileştirilmesiyle uğraşan, ortaya koyduğu bulgu ve yöntemler ile davranış sorunları olan çocukların eğitimine katkıda bulunan hekimlik dalı. Ruh hastalıklarını, nedenleri ve belirtileri açısından düzenli olarak inceleyen bilim dalı.

Ruh kazandırmak : herhangi bir yeri veya şeyi canlı, hareketli, neşeli bir duruma getirmek.

Ruh ölçümcüsü : Ruhbilim testlerini uygulayan, puanlayan ve yorumlayan ölçme uzmanı.

Ruh ötesi : Ruhlarla ilişki kurma, gelecekten haber verme gibi ruh biliminin kapsamına girmeyen ve onun dışında incelenen olayları kapsayan (alan), metapsişik.

Ruh yazımı : Yetenek, başarı ve kişisel nitelikler gibi ölçülebilen ruhsal özelliklerin çizgesel olarak belirtilmesi.

Diğer dillerde Ruh anlamı nedir?

İngilizce'de Ruh ne demek? : [Ruh] v. lie, rest, repose, relax, sleep, remain, stay; suspend, postpone, delay

n. spirit, soul, astral body, esprit, aura, psyche, shade, ghost, essence, essential oil, genius, heartbeat, inner man, manes, pith, pith and marrow

Fransızca'da Ruh : âme [la], essence [la], esprit [le], vie [la]

Almanca'da Ruh : n. Geist, Gemüt, Innere, Psyche, Seele

Rusça'da Ruh : n. щека (F), тура (F), душа (F), дух (M), сущность (F), экстракт (M), эссенция (F), окись (F)

adj. душевный