Söbü nedir, Söbü ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yumurta biçimi, oval.

Saklambaç oyununda belirlenen yere ebenin ya da oyunculardan birinin önce gelmesi.

1.Uzun, dar, ince.

[Bakınız: söbe].

Kabaca, biraz kaba : O tahtayı biraz daha rendele söbü duruyor.

Ekşi, ham (meyve ve benzerleri için).

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: söbek].

Söbü kısaca anlamı, tanımı

Söbü söbü : İş yapmadan, boy göstererek

Söbücealan : Balıkesir ili, Ilıca nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Söbücek : El değirmenlerinde alt taşın ortasındaki ağaç çivi.

Söbüçimen : Karabük şehri, Eskipazar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Söbük : İbrik ve benzerleri şeylerin emziği.

Söbülaki : Yumurta biçimi, oval. 1.Çok uzun, yadırganan boyda (insan, ağaç ve benzerleri için). [Bakınız: söbe].

Söbüldek : Sivri, sivrice.

Söbülemek : Saklambaç oyununda kaleye ebeden önce gelmek.

Söbüler : Sivas şehri, Doğanşar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Söbüleşmek : Yumurta biçimi olmak, ovalleşmek.

Söbüsülek : Yenilen bir cins sivrice mantar.

Saklambaç : Oyunculardan birinin ebe olması ve saklanan arkadaşlarını bulması temeline dayanan bir çocuk oyunu.

Yumurta : Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre. Er bezi. Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp. Tavuk yumurtası. Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi.

 

Kabaca : İrice, büyükçe. (kaba'ca) Yaklaşık olarak. (kaba'ca) Kaba bir biçimde.

Oyuncu : Herhangi bir oyunda oynayan kimse. Sinema, perde veya bir gösteride rol alan sanatçı, aktör, aktris. Çok oyun yapan, oyundan oyuna geçen (kimse). Düzenci, hileci. Oyunu seven.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Meyve : Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş. Ürün, sonuç, kâr.

Rende : Tahta yüzeyleri pürüzsüz duruma getirmek, biçim vermek için marangozların kullandığı araç. Üzerinde küçük delik ve kesici çıkıntıları bulunan, peynir, soğan, havuç vb.ni ufak parçalara ayırmak için kullanılan mutfak aleti. Bu aletle ufak parçalara ayrılmış şey.

Tahta : Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu ağaçtan yapılmış. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Kara tahta.

Diğer dillerde Söbe pencere anlamı nedir?

İngilizce'de Söbe pencere ne demek ? : oval window