Sözlü nedir, Sözlü ne demek

Sözlü; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Sözlü" ile ilgili cümleler

  • "Bu konuda sözlü bir mutabakat yoktu aralarında, sözsüz bir uzlaşmaydı yalnızca." - Ü. Dökmen

Hukuki terim anlamı:

şifâhî (karş. yazılı).

Diğer sözlük anlamları:

Söyleyecek sözü olan.

Sözlü kısaca anlamı, tanımı:

Sözlü film : Oyuncuların yalnız davranışlarını değil, konuşmalarını da veren film.

Sözlü kültür : Sözlü olarak aktarılan kültür ögelerinin tamamı.

Sözlü saldırı : Kişi veya kişileri rahatsız etmek amacıyla söz ile sataşma, laf atma.

Sözlü soru önergesi : Türkiye Büyük Millet Meclisinde sözlü olarak cevaplandırılması istenen soru.

Sözlü tarih : Olayların, durumların veya gelişmelerin yaşayanlardan, dinleyenlere aktarılması yoluyla oluşturulan tarih bilgisi.

Açık sözlü : Her şeyi olduğu gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen.

Çok sözlü : Tatlı dilli, konuşkan.

Sazlı sözlü : Saz çalınarak yapılmış olan (eğlence).

Tatlı sözlü : Tatlı dilli.

Tok sözlü : Hatır ve gönül dinlemeden, hiçbir şeyden çekinmeden konuşan.

Sözlük : Bir dilin bütün veya belli bir çağda kullanılmış kelime ve deyimlerini alfabe sırasına göre alarak tanımlarını yapan, açıklayan, başka dillerdeki karşılıklarını veren eser, lügat.

 

Sözlük bilgisi : Sözlükçülük.

Sözlük birimi : Sözlükte madde başı olarak yer alacak anlamlı söz varlığı.

Sözlükçe : Herhangi bir bilim dalının söz varlığını içeren sözlük.

Sözlükçü : Sözlük yazan ve hazırlayan kimse, lügatçi, leksikograf.

Sözlükçülük : Bir dilin veya karşılıklı olarak daha fazla dilin söz varlığını sözlük biçiminde ortaya koymak üzere yöntemleri araştırma; sözlük hazırlama, yazma ilkelerini, kurallarını geliştirme ve uygulama alanına çıkarma işi, sözlük bilgisi, lügatçilik, leksikografi.

Açık sözlülük : Açık sözlü olma durumu.

Ansiklopedik sözlük : Alfabetik sıraya göre kelimelerin karşılıklarını geniş bir biçimde veren, özel adları da içine alan sözlük türü.

Cep sözlüğü : Cepte taşınabilecek ve günlük gereksinime cevap verebilecek nitelikte küçük sözlük.

Eğri sözlü : Sözü kötü olan.

El sözlüğü : Elde ve cepte taşınabilen küçük sözlük.

Tok sözlülük : Tok sözlü olma durumu.

Konuşma : Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans. Görüşme, danışma, müzakere. Konuşmak işi.

 

Biçim : Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Tarz. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Biçme işi.

Şifahi : Sözlü, tahrirî karşıtı.

Yazılı : Geçerli olan, nominal. Üzerinde yazı bulunan, yazısı olan. Yazılı sınav. Yazılmış olan, muharrer, sözlü karşıtı.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Evlenmek : Erkekle kadın, aile kurmak için yasaya uygun olarak birleşmek, izdivaç etmek.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Sözlü bildirim : İlgili yasada belirtilen tecim niteliğinden yoksun kimi mallara ilişkin gümrük işlemleri için, gerekli bilgilerin gümrüğe ağızdan bildirilmesi. Gümrük Kanununda belirtilen durumlarda sözlü olarak yapılan bildirim.

Sözlü boşinanç : Konuşma yoluyla çağdan çağa, kuşaktan kuşağa aktarılan boşinanç. bk. boşinanç. krş. sözlü gelenek, sözlü görenek.

Sözlü : Öbür seslerin (müzik, doğal sesler) yanı sıra konuşmaları da veren film. Oyuncuların yalnız davranışlarını değil, konuşmalarını da veren film.

Sözlü gelenek : Yazılı olmayan, ağızdan ağıza, anlatım yoluyla kuşaktan kuşağa geçen halk öykücülüğü. Konuşma yoluyla çağdan çağa, kuşaktan kuşağa aktarılan halk kültürü, bk. gelenek, halk kültürü, krş. sözlü görenek, sözlü boşinanç.

Sözlü görenek : Konuşma yoluyla çağdan çağa, kuşaktan kuşağa aktarılan görenek, bk. görenek, krş. sözlü gelenek, sözlü boşinanç.

Sözlü gözdeğmesinden korunma : Canlı ya da cansız nesneleri, özel yöntemlerle söylenen dinsel ve büyüsel sözler yardımıyla gözdeğemesinden koruma, bk. gözdeğme.

Sözlü halk geleneği : Halk kültürünün sözlü ürünlerden oluşan kesimi, bk. halk kültürü, sözlü gelenek.

Sözlü halkbilim : Gelenek, görenek ve inançların dışında kalan halkbilim ürünlerinin tümüne verilen ortak ad. bk. bilmece, atasözü, halk dili, masal, masalcık.

Sözlü imler : Sözlü yayınlarda kullanılan imler.

Sözlü iş testleri : Bir kimsenin belli bir iş ya da meslek üzerinde bilgisini sözlü olarak ölçen testler.

Sözlü ile ilgili Cümleler

  • Sözlüğü alacak param yok.
  • Bir sözlük olmadan bu cümleyi çevirmek imkansız.
  • Masanın üzerinde bir sözlük var.
  • Sözlüğe ihtiyacım var.
  • Bu sözlüğü almak için param yok.
  • Sözlüğe başvurmalısın.
  • Sözlüğe yeni atasözleri ekliyoruz.
  • Bu sözlük çok yararlıdır.
  • Bilmediğim tüm kelimelere sözlükte baktım.
  • Ödünç alabileceğim bir Fransızca sözlüğün var mı?
  • Sözlüğe bak.
  • Neden bu pahalı sözlüğü aldın?
  • Sözlüğü alacak kadar param yok.
  • Sözlü sınavında sana başarılar diliyorum! Sınavı yapan kişi Fransız mı?

Diğer dillerde Sözlü anlamı nedir?

İngilizce'de Sözlü ne demek? : adj. verbal, oral, nuncupative, parol, verbatim, viva, viva voce, vocal, word of mouth

n. oral, oral examination, fiancee

n. word, say, saying, expression, talk, term, verbalism, promise, faith, commitment, committal, statement, assurance, engagement, pledge, plight, sentence, spiel, vocable, voice

Fransızca'da Sözlü : oral/e, verbal/e, parlant/e, parlé/e

Almanca'da Sözlü : adj. mündlich, oral

Rusça'da Sözlü : n. жених (M), обрученный (M)

adj. устный, вербальный