Süre nedir, Süre ne demek

Süre; Dil Bilimi, Hukuk, Maliye alanlarında kullanılan bir terimdir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Gelin giysisi yapılan bir çeşit kumaş : Sürenin arşınını iki kaymeye aldım.

1.Yüreklilik, yiğitlik. 2.Dayanıklılık : Şu adamın süresi yok.

Arapça kökenli sûre: sure.

Hukuk terimi olarak sözlük anlamı:

müddet.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

[Bakınız: gösterim süresi].

[Bakınız: yayın süresi].

Teknik terim anlamı:

Bir sesin çıkarılmasına verilen zaman.

Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün.

Bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre.

Süre ile ilgili Cümleler

  • Sürekli özelden yazabiliyor musun?
  • Sürekli nostaljik düşüncelerin içinde kayboluyor.
  • Üç şey uzun süre gizli kalamaz: güneş, ay ve gerçek.
  • Onu sürebilir miyim?
  • Sürekli kavga çıkarmaya çalışırdı.
  • Tom'un annesi Tom'u çalışması için sürekli teşvik etti.
  • Sürekli özelden yazamıyorsun.
  • İngilizcede akıcı olmak için ne kadar süre İngiltere'de yaşamalıyım?
  • “Hekimler ne bilirmiş? Kelin medarı olsa kendi başında olur. Onlar ölmeyecek mi?”
  • O aradığında bir süredir kitap okuyordum.
  • Mucize eseri olarak, tüm yolcular üç dakikadan daha az süre içinde yanan uçaktan ayrılmayı başardı.
  • Sürekli özelden yazamıyor.
  • Sürekli onun hakkında düşünüyorum.
  • Neden Tom'un bir süre kalmasını istemiyoruz?
  • “Hükümdar gibi davrandığınız sürece hükümdar sayılırsınız.”
 

Süre ile ilgili Atasözü veya Deyim

kelin merhemi olsa başına sürer (veya kelin medarı olsa kendi başında olur) : “kendi işini halledemeyen kişiden aynı durum için yardım alınamaz” anlamında kullanılan bir söz.

Süre kısaca anlamı, tanımı

Açındırma süresi : Filmin, açındırma banyosunda kalma süresi

Aksaklık süresi : Bir dizgenin herhangi bir nedenle kullanılamaz durumda bulunduğu toplam süre.

Al dal süreci : Dökme demir ve çelikleri, erimiş alüminyuma daldırarak alüminyum ile örtmede uygulanan özel bir süreç (Alüminyuma daldırma = aldal).

Al kaplama süreci : Çelik yüzeyleri, 1000°C'da hidrojen ile doyurduktan sonra erimiş metale daldırarak, alüminyum, berilyum ve mağnezyum ile kaplama işleminde uygulanan bir süreç.

Alan boşluğu süresi : Resim bilgisi taşımayan satırların yer aldığı alan boşluğunun süresi.

Algı süresi : Algının gerçekleşmesi için beyin süreçlerinin gerektirdiği süre.

Alt yarı sürekli fonksiyonel : Koşulu altındaeşitsizliğini sağlayan f fonksiyoneli.

Alzac süreci : Alüminyum yansıtıcıların parlaklaştırmak için uygulanan, özel bir elektrikli parlaklaştırma süreci.

Ana sağım süresi : Ana sağım için geçen süre. Ana sağım süresi, sağım makineleriyle inek cinsine bağlı olarak 4-6 dakika arasında değişmektedir.

Arı olasılıksal süreç : [Bakınız: olasılıksal süreç].

Arı rasgele süreç : [Bakınız: olasılıksal süreç].

 

Artık emek süresi : Emekçinin artık değer üretimi için çalıştığı süre.

Bachelier süreci : [Bakınız: Brown devinim süreci].

Bağışlanan hakkın süresi : Bulgucuya verilen koruma hakkını içine alan süre (5, 10 ya da 15 yıl. Bizde en son süre 15 yıldır).

Barff süreci : [Bakınız: subuğulu karartma].

Basit sürekli dikiş : Yaranın başlangıcına basit ayrı dikiş konulduktan sonra iğnenin yara dudaklarına eşit uzaklıktan ve birbirine eşit aralıklarda batırılarak işlemi yaranın diğer ucuna kadar sürdürülerek son bir düğümle sonlandırıldığı dikiş çeşidi.

Beklenimli yaşam süresi : Belli bir yaştaki insanların belli bir zaman noktasında, ortalama daha kaç yıl yaşıyacağını gösteren ve sayılama yoluyla saptanan sayı.

Belgit süresi : Belgitin yazılımı ile ödeme günü arasındaki süre.

Bere süren : Koyunu sağılmak üzere sağıcıya götüren kimse.

Bileşik dayanma süresi yötemi : Bir işletmedeki durağan değerlerin herbiri için ayrı ayrı dayanma süresi saptanmayıp tümüne uygulanmak üzere tek bir sürenin uygulanması yöntemi.

Boş sürey etkinlikleri : İnsanların, çalışma, uyuma ve yemek saatleri dışında kalan, boş süreylerini hoşça geçirmeleri, dinlenmeleri, eğlenmeleri, ve artakalan süreyleri iyice değerlendirebilmeleri için yapabilecekleri işler.

Boşaltma süresi : Kiralayanın yükün boşaltılması için ödence isteminde bulunmaksızın beklemekle zorunlu olduğu süre.

Boşinançsal süreklilik : Tarihsel ve çağdaş boşinanç ya da boşinanç öğeleri arasındaki bağ. bk. boşinanç, öğe. karşılığı geleneksel süreklilik, göreneksel süreklilik.

Boşluk süresi : Satır başı ya da alan başı yapılması için boşluğa verilen süre.

Bower barff süreci : Subuğulu karartma işleminden sonra, 150°C'da tutulan bezir yağına daldırılarak, yağın çelik yüzeyde yükseltgenmesine dayanan yüzey işlem süreci.

Bozma süresi : Yaptıkları sözleşmeye göre haklarını sağlayamayan yanlardan birisine bağıt bozma için verilmiş olan süre.

Bozundurma süreçleri : Metal ve alaşımlara, bozunum için uygulanan mekanik süreçler.

Bulamaçlı süreç : Önce bulamaca daldırılıp, sonra yüksek sıcaklıklarda ısıtarak uygulanan örtme işlemi.

Bulgu belgesi süresi : Belgenin geçerli olduğu süre.

Büyüme süreci : [Bakınız: doğum süreci].

Cantor düzgün süreklilik teoremi : "Kapalı [a,b] aralığında sürekli fonksiyon bu aralıkta düzgün süreklidir," önermesi.

Cantor köşegen süreci : Alt alta sıralanmış sayılabilir sonsuz çokluktaki diziler dizgesinin n-inci dizerinden n-inci öğeyi seçerek oluşturulan köşegenel diziye dayanarak, gerçek sayıların sayılamadığını kanıtlamaya yarayan süreç.

Cezalarda süre aşımı : Vergi suçlarına ilişkin cezaların; doğduğu takvim yılından sonra gelen yılın birinci gününden başlamak üzere kaçakçılıkta beş yıl, kusurda üç yıl, usulsüzlükte olaydan sonra gelen yılın birinci gününden başlayarak iki yıl; kaçakçılık ile usulsüzlüğün birleşiminde beş yıl, kusur ile usulsüzlüğün birleşiminde üç yıl içinde kesilebileceğini yargıya bağlayan süre aşımı sınırı.

Çalışma süresi : İşyerlerinde yasalara göre belirlenip sınırlandırılan günlük ve haftalık çalışma saatleri. İşçinin yasada belirtilen sınırlar içinde iş başında çalışarak geçirdiği süre.

Çalışma süresi sonrası : Çalışma saatlerinin bitimi ve kapılar kapandıktan sonra içerde yapılan işlem.

Çarpımsal süreç : [Bakınız: dallanma süreci].

Çevrimsel süreç : Belli bir süre sonra önceki yere, duruma gelme özelliğindeki süreç. Bir dizgenin, türlü değişimlerden geçerek başlangıç durumuna döndüğü süreç.

Çoklu fiyat sürekli müzayede yöntemi : Bir taşınır değer için verilen alım satım emirlerinin fiyat ve zaman önceliği kurallarına uygun olarak tek tek karşılaştırılmasıyla oluşan fiyatlardan alım satım işleminin gerçekleştirilmesi.

Çoklu markov süreci : (Olasılık kuramı) Geçiş olasılıklarının önceki değerlere birden çok noktada bağlı olduğu olasılıksal süreç. Çoğunlukla özbağlanımsal süreçle eşanlamda kullanılır.

Dağıtım süresi : Bir filmin piyasaya sürülüşünden başlayıp piyasadan çekilişine kadar geçen süre. Dağıtımcıya verilen dağıtım hakkının süresi; genellikle beş yıldan on yıla kadar değişir.

Daldırma süresi : Yağ, tuz ve kurşun yunaklarında yapılan ısıl işlemler için gerekli süre.

Dallanma süreci : (Olasılık kuramı) Her öğenin yeni öğeler oluşturabildiği bir evrenin büyümesini açıklayan olasılıksal süreç. anlamdaş çarpımsal süreç.

Değişkenlerden birine göre süreklilik : Çok değişkenli fonksiyon verildiğinde, değişkenlerden biri dışında öbürleri sabit tutularak elde edilen tek değişkenli fonksiyonun sürekliliği.

Deneme süresi : Sürekli hizmet bağıtlarında, işçinin işe, işçi ve işverenin birbirine uyabilmeleri için yasanın öngördüğü süre.

Denetlenmiş süreç : (Nitelik denetimi) Ürünün ortalamasının ve değişiminin kararlı kaldığı süreç.

Devir süresi : Devirsel bir olayda, bağımsız değişkenin; aynı belirtilerin yeniden olması için gerekli en ufak aralığı. Not: Işınım olayında bağımsız değişken zaman'dır. [Bakınız: dönüm].

Dizisel sürekli gönderim : X,Y ilingesel uzayları verildiğinde, her gönderimi.

Doğum ölüm süreci : (Olasılık kuramı) Öğelerinin ölmesi ya da yeni öğelerin doğması nedeniyle evrendeki azalma ya da çoğalmayı açıklayan olasılıksal süreç.

Doğum süreci : (Olasılık kuramı) Evren öğelerine yeni öğelerin katılımını açıklayan olasılıksal süreç, anlamdaş büyüme süreci.

Dolanma süresi : Bir kez dolanma için gerekli zaman.

Dönemsel süreç : (olasılık kuramı) Dönemsel bir dizi veren durağan olasılıksal süreç.

Döner imbikli sürekli fırın : Karbonlama işlemleri için kullanılan, işlemin sürekliliğini sağlayan ve boyunca bir döner burgusu olan fırın.

Dönme süresi : Dönen bir cismin bir kez dönmesi için gerekli zaman.

Dönüş süresi : Bir dönüş'ün gerçekleştiği süre. Bir bilgisayarın işlem hızını etkileyen, en küçük öğesel donanım işleminin yapılabileceği bilgisayar iş saat birimi.

Dönüşüm süre sıcaklık çizgeleri : Çeliklerin eşısıl dönüşümlerini ve oluşan fazlarını, dönüşüm, süre ve sıcaklık değişkenlerine göre özetliyen çizge.

Durağan ortakdeğişkeli süreç : [Bakınız: durağan süreç].

Durağan süreç : (Olasılık kuramı) Tüm olasılıksal değişkenlerinin birleşik olasılık işlevinin h'den bağımsız olduğu olasılıksal süreç. Eğer, tüm yalnızca h'ye bağlı ise, olasılıksal sürece geniş anlamda durağan süreç ya da durağan ortakdeğişkeli süreç denir, anlamdaş, kararlı süreç.

Durağan süreli yatırımlar : Belirli bir süre ile ve durağan bir üremle bağımlı yatırım.

Duralama süresi : Bağlı bir eksiciğin en üst erke düzeyindeyken daha alt bir düzeye düşerek, aradaki erke çıkaranını ışıması için geçen süre.

Duruş süresi : Fotoğraf plağının ışığa açık bırakıldığı süre.

Düşüncel süre : İşletme içindeki bir durağan değerin üretimde yararlı olarak kullanılabileceği umulan süre.

Düzgün sürekli gönderim : [Bakınız: düzgün sürekli işlev].

Düzgün sürekli işlev : Anlamdaş. düzgün sürekli gönderim.

Düzgün süreklilik : Düzgün sürekli olma durumu.

Eckman süreci : Silisyum karbürle fırınlara doldurulmuş parçaların üzerinden, 1000°C da silisyum dörtklorür geçirme temeline dayanan bir silisyumlama süreci.

Efko virgo süreci : Parçaların, özel bir tuz yunağında 480°-540°C sıcaklıklarda 2-20 dakika süreyle işlem görüp suya daldırılmaları yoluyla, çelikleri kabuksuzlamada uygulanan bir kabuk giderme süreci.

Ekolojik yaşam süresi : Belirli çevre koşulları altında bir popülasyonun veya buna bağlı bir bireyin yaşam süresi. Belirli çevre şartları altında bir popülasyonun veya buna bağlı bir bireyin yaşadığı hayat süresi.

Ekonomide süreklilik : Siyasi değişmelerden bağımsız olarak iktisat politikalarının değişmeden sürdürülmesinin gerekli olduğunu ileri süren görüş.

Ekonomik kullanım süresi : Bir yapının yıkılması ya da yeniden yapılması yerine onarılıp kullanılmasının daha verimli olabildiği süre.

Emek süreci : Gereksinimlerini karşılamak amacıyla insanın doğayla arasındaki karşılıklı etki ve tepkiyi başlattığı, düzenlediği ve denetlediği süreç.

Endurion süreci : Çelik yüzeylerin fosfatlanmasında uygulanan ve kaynar çözeltiye daldırma yoluyla yapılan bir fosfatlama süreci.

Enflasyon geri besleme süreci : Fiyatlar genel düzeyindeki artışın iktisadi karar birimlerinin beklentilerini değiştirmesiyle enflasyonda artış eğiliminin ortaya çıktığı çevrim.

Erişim süresi : Ana bellekte ya da doğrudan erişimli yardımcı bellekte adresi bilinen bir sözcük ya da tutanaktaki veriyi elde etme süresi.

Eşitleme süresi : Eşitleme işleminin, başından sonuna dek geçen süresi.

Etkin satır süresi : Satır süresinden, satır boşluğu süresi çıktıktan sonra kalan süre.

Evrimsel süreç : (Olasılık kuramı) Olasılık dağılımlarının zamandan bağımsız olmadığı herhangi bir durağan olmayan olasılıksal süreç.

Fink süreci : Sürekli olarak bir hidrojen atmosferinden geçirilen çelik şerit ya da telin, erimiş alüminyuma daldırılarak alüminyum ile kaplanması süreci.

Furry süreci : (Olasılık kuramı) Bir tür doğum-ölüm süreci.

Gauss süreci : (Olasılık kuramı) X olasılıksal değişkenlerinin, her sonlu doğrusal birleşimi olağan dağılımlı olan olasılıksal süreci. Bu süreçte, her , olağan dağılımlı ve dur.

Gebelik süresi : Döllenmeden doğuma kadar geçen süre.

Gece süresi : İş yasasıyla sınırlanan ve en geç saat 20 de başlayarak en erken sabah 6 ya kadar geçen ve en çok 11 saat süren dönem.

Geçici türdeş süreç : (Olasılık kuramı) Geçiş olasılıklarının, t uzunluğundaki herhangi bir zaman aralığı için aynı olduğu olasılıksal süreç.

Geçiş süresi : Bir veri kümesi üzerinde uygulanan bir iş geçişinin gerçekleşme süresi. Bir eksiciğin verilen belirli bir ilki üşek çifti arasını aşmak için geçirdiği süre. Süre-potansiyel eğrilerinde elektrot tepkimesi veren yükün türü derişiminin sıfıra yaklaşmasıyla, potansiyelin hızla değiştiği süre. Potansiyel-zaman eğrilerinde elektrot tepkimesi veren iyon türü derişiminin sıfıra yaklaşmasıyla potansiyelin hızla değiştiği süre.

Geleneksel süreklilik : Tarihsel, çağdaş gelenek ya da gelenek öğeleri arasındaki bağ. bk. gelenek, öğe. karşılığı göreneksel süreklilik, boşinançsal süreklilik.

Gensel süreklilik kuramı : Ruhsal gelişimin her aşamasının, ondan önceki aşamanın sonuç ya da ürünü olduğunu savunan görüş.

Gerçek süre : Bir sürenin incelenmesinde, söz konusu işin yapılması için, o işi yapanın gerçekten kullandığı süre.

Geri ödeme süresi : Yatırımın sağlayacağı net nakit girişlerinin yatırım tutarına eşitlendiği, yıl, ay ve gün olarak hesaplanan süre olup yatırım projelerinin değerlendirilmesinde kullanılan bir ölçüttür.

Gevşeme süresi : Bir doğabilimsel yapının ya da dizgenin bir özelliğinde dış etki ile değişim oluşturulursa, etki kalktıktan sonra tepkinin de kalkmasında gözlenen gecikmenin ölçüsü.

Göreneksel süreklilik : Tarihsel ve çağdaş görenek ya da görenek öğeleri arasındaki bağ. bk. görenek, öğe. karşılığı geleneksel süreklilik, boşinançsal süreklilik.

Görme sürerliği : Gözün ağ katmanının bir görüntüyü, uyarının kesilmesinden 1/16 sn. sonrasına değin koruyabilmesi.

Görüşme süresi : Yanıtlayıcının ilgi ve yoğulumunun uyanık kaldığı sürenin sınırlı olması nedeniyle görüşmenin aşmaması gereken dönümcül zaman sınırı.

Gösterim süresi : Bir filmin başından sonuna kadar geçen aralıksız gösterim zamanı. Filmin zaman birimiyle uzunluğu.

Günlük çalışma süresi : Yasalara göre belirlenen ve işin niteliğine göre değişen bir gün için ençok çalışılabilecek süre. Yasasına göre işçinin bir gün içinde çalıştırılabileceği 8 saatlik süre.

Haftalık iş süresi : Bir haftada ya da altı iş gününde iş yasası ile saptanan 48 saatlik çalışma süresi.

Halkbilimsel süreç : Halk kültürü yapısında art arda görülen değişim, bk. halkbilimsel yasa, halkbilimsel yapı, halkbilimsel değişim, karşılığı yayılım, dağılım, halkbilimsel durağanlık.

Hausner süreci : Yüksek frekanslı değişen akım kullanılarak yapılan, bir sert krom kaplama süreci.

Hayat süresi : Hayatın devam ettiği süre; canlı varlık olarak bulunabilme süresi. Hayatın devam ettiği süre; canlı varlık olarak bulunma süresi.

Hazırlık süresi : Karşılaşmalardan önce yapılacak çalışmaları kapsayan süre. Yayına başlamadan önce işlikteki araç ve gereçlerin ısınma, düzenlenme, denetimi için gerekli süre; genellikle yayından önceki 30-60 dakikalık süre.

Hiposülfit süreci : Kavrulmuş cevherlerin sodyum ditiyonit çözeltisi ile özütlenmesi ve gümüşün sodyum sülfitle çöktürülmesi süreci.

Isıl yük süren kuvvet : Bir ısılçift ekleminin ısıtılmasıyla oluşan yük-süren kuvvet.

Isılmekanik süreç : Isıl ve mekanik işlemleri birlikte yaparak, metallerde, istenilen özellikleri gerçekleştiren süreç.

Isıtma süresi : Isıl işlem için gerekli olan ısıtmayı, ısıtma sıcaklığında tutma süresi.

Işıklama süresi : Bir konunun görüntüsünün tam ve başarılı olarak duyarkata saptanması için gerekli ışıklamanın devam ettiği süre.

İhrig süreci : Demir ve çelik yüzeyleri, silisyum ile örtmede uygulanan özel bir süreç.

İki kızgınlık arası süre : Kızgınlığın bitiminden gelecek proöstrüse kadar olan süre.

İkilenme süresi : Jenerasyon aralığı.

İkiyanlı süreklilik : Fonksiyonun bir noktada hem sağdan, hem de soldan sürekliliği.

İleti süresi : Uyarıyla cevap arasındaki süre.

İnceleme süresi : Yapılan başvurmayı incelemek üzere, yasalarda belirtilen süre.

İş süreleri : [Bakınız: çalışma süresi]. Genel olarak iş yerlerinde yasalarına göre sınırlandırılmış ve hükme bağlanılmış günlük ve haftalık çalışma süreleri.

İş sürelerinin birleştirilmesi : Verilecek yıllık izinlerde işten ayrılma öncesine dayanak olmak üzere işçinin çeşitli iş yerlerinde özenek ödeyerek çalıştığı sürelerin birleştirilmesi. İşçiye ve yetimlerine bağlanacak yaşlılık ya da yetim aylıklarına dayanak olmak üzere işçinin emeklilik ve iş yasasına göre çeşitli yerlerde özenek ödeyerek çalıştığı sürelerin birleştirilmesi.

İş süresi sayılan durumlar : Eylemli olarak çalışılmadığı halde iş yasası yönünden çalışılmış gibi sayışıma alınan ve günle ölçümlenen durumlar.

İterli sürekli fırın : Isıl işlem süreci, parçaların fırın içinden sürekli geçmesi temeline dayanan iterli fırın.

İyi süreklilik yasası : (Biçim ruhbilimi) Düz bir çizgi ya da çemberin kıvrımının algılanan durumca belirlenmiş yönde sürüp gideceği yasası.

İzinsiz çeviri süresi : Bir dilden başka bir dile yapılacak izinsiz çeviri için yasalarda belirtilen süre (5846 sayılı yasamıza göre bu süre 10 yıldır; bak. mad. 28).

Jenerasyon süresi : Jenerasyon aralığı.

Kaldırılabilir süreksizlik : Noktasında süreksiz olan f işlevi için, iken f(z) ye bir erey varlayan süreksizlik türü.

Kaldırılabilir süreksizlik noktası : Bir işlev için, soldan ve sağdan ereylerin var ve eşit olduğu süreksizlik noktası.

Karalaştırma süreci : Çelik yüzeylere, güzel kara renkli bir görünüş kazandırmak için uygulanan ısıl işlem süreci.

Karantina süresi : Karantina için gerekli olan ve öngörülen süre.

Kararlı süreç : [Bakınız: durağan süreç].

Karbonlama süreci : Karbonlama işlemini gerçekleştirmek için uygulanan süreç.

Karbonlama süresi : Karbonlama işleminin sonuçlanması için gerekli süre.

Karşı yük süren kuvvet : Bir çevrimde bulunan alıcılarda oluşan ya da çevrimden geçen akımın yeğinliğinde bir değişim olunca, özirkilim ile uyarılan ve akıma karşı gelen erkil.

Katman sürekliliği : Katmanların birbiri üzerinde kat sırası ile bulunması.

Kefalet süresi : Kusur bildirme süresi.

Kemick süreci : Isıl işlem görmüş yüzeylere güzel görünüşlü bir gri renk kazandırmak için, bu yüzeyleri, kara bir boya ile boyuyarak uygulanan özel bir pas önleme süreci.

Kendiliğinden olan süreç : Çekirdek bölünmesi, sıcak cisimden soğuk cisime ısı akışı gibi, iş yapabilen tersinmez süreç. Bu tür süreçlerde daima Gibbs fonksiyonu azalır ve entropi artar.

Kesikli değiştirgeli süreç : [Bakınız: olasılıksal süreç].

Kesikli süreç : Bir dizgenin giriş ve çıkış akımlarını bir süre durdurup amaçlanan fiziksel kimyasal değişimlerin gerçekleşmesi için yeterli süre bırakılarak yapılan işlem ya da işlemler dizisi.

Kesiksiz süreç : Bir dizgeye giren özdeklerin niteliklerini fiziksel ve kimyasal yollarla değiştirmek için gerekli süreyi , giren ve çıkanların akış hızlarını ayarlayarak sağlayıp dizge içinde geçen sürede amaçlanan değişimleri gerçekleştirme.

Kesin süre : Yasasında belirtilen ya da yargıç tarafından kesin olarak verilen; yapılması gereken işin yapılmaması halinde hakkı düşüren yönteme ilişkin süre.

Kesintisiz süreklilik : Gelişme süreci içinde eski ile yeni arasındaki nesnel ve zorunlu bağlılık; her yeni şeyin yerine geçtiği eski şeyleri ortadan kaldırmayıp, onları içermesi ve kendine bağımlı kılması.

Kısa süreli : Uzun olmayan süre.

Kısa süreli besi : Genellikle yaşlı sığırlar ve süt danalarının kullanıldığı, yaşlı sığırlardan düşük kaliteli etlerin elde edildiği, süt danalarının 2-4 ay süreyle yalnızca süt ve süt ikameleriyle beslenildiği, ortalama 3-4 ay süren besi.

Kısa süreli borç : Borcun kısa önelli olması.

Kısa süreli borçlanım : Hazinece çıkarılan kısa önelli borç belgiti.

Kısa süreli güvence ödeği : Güvence ödeğinin kısa önelli olması.

Kısa süreli ödek : İşleme konulma günü ile öneli arasında en çok üç aylık bir süre bulunan ödek.

Kısa süreli tecimsel belgit : Buyruklusuna yazılı kısa önelli belgit.

Kısa süreli yabancı kaynaklar : Belirli bir günde var olan ve oldukça kısa bir sürede (normal olarak bir yıl) dönen varlıklardan ya da o dönemin gelirinden ödenecek borç kaynakları.

Kısa süreli yatırım : Geçici olarak kâr sağlamak için yapılan kısa süreli yatırım.

Kısa süresi : Kısa bir sesi söylemek için verilen zaman.

Kolene süreci : Çeliklerin kabuksuzlanma işlemlerinde kullanılan, sodyum hidroksit yunağında 450°C'da uygulanan elektrikli özel bir süreç.

Koruma süresi : Bulgular ya da markalar için yasalarda belirtilen koruma süresi (Bizde bu süre markalar 10, bulgular için 15 yıldır).

Kullanma süresi : Markanın kütüğe yazılmadan kullanıldığı süre.

Kullanmama süresi : Markanın asıl iyesinin iyeliğinden çıkması için, yasalarda belirtilen süre (Bu süre geçince bir başkası o markayı kullanabilir).

Kuluçka süresi : Hastalık yapan virüs, bakteri ya da diğer etkenlerin bulaşması ile arazların görülmesi arasında geçen süre. Döllenmeden itibaren embriyonun çıkışına kadar geçen yumurta evresi. İnkübasyon periyodu. Bireşısıl dönüşümde, işlemin başlamasından dönüşümün başlamasına dek geçen süre. Yumurtanın, döllenmeden itibaren embriyonun çıkışına kadar geçen gelişim everesi. Bir mikroorganizmanın gelişmesini tamamlaması için belirli sıcaklık ve belirli atmosfer ortamında tutulma süresi. Kuluçkada yumurtaların çıkması için gerekli süre. (karşılık: inkubasyon),Asılak organizmaların meydana getirdiği hastalık belirtilerinin bulaşma ve meydana çıkması arasında geçen zaman; doğal ya da yapma sıcaklık ile yumurtaların açılmasına kadar geçen süre.

Kusur bildirme süresi : Bir ayıbın anlaşılabilmesi için, asli ayıplarda kanunen, mukavele ayıplarında mukaveleyle belirlenen süre, kefalet süresi.

Kültür süreci : Kültür yapısının ya da içeriğinin birbirini izleyen değişikliği.

Kültürel süreç : Kültür içerik ya da yapısının sürekli değişimi, bk. kültür, yaratı, buluş. karşılığı kültürel güç, halkbilimsel süreç, halkbilimsel güç, halkbilimsel yaratı, duruk halkbilim.

Küme süreci : Kümenin, ortak sorununa karşı yaklaşım ve çözüm yolları geliştirmesi. Bir toplumsal kümede bir araya gelen kişilerin karşılıklı etkileşmelerinden oluşup gelişen sürekli eylemler dizisi.

Kütük yazım süresi : [Bakınız: koruma süresi].

Kütükleme süresi : Sonaşamların kütüklenmesi için, tanınan bir aylık süre.

Letal süre : Öldürücü süre.

Lipschitz sürekli fonksiyon : Lipschitz koşulunu sağlayan fonksiyon.

Lipschitz sürekliliği : Verilen fonksiyonun Lipschitz koşulunu sağlama özelliği.

Madsenell süreci : Çelik yüzeylerden, karbon isini ve soğurulmuş hidrojeni gidermek için yapılan, elektrikli özel bir paklama süreci.

Makara süresi : Mıknatıslı film, mıknatıslı ses kuşağı, mıknatıslı görüntü kuşağı gibi kuşakların bir makarasının süresi.

Mekanik bozunum süreci : Metalleri istenilen biçime sokmak için uygulanan ve mekanik bozunum temeline dayanan süreç.

Menevişleme süresi : Menevişleme sıcaklığında tutma süresi.

Metalbilimsel süreç : Metalbilimin kapsadığı konularla ilgili olan süreç.

Mezat süreci : Walrasgil denge modelinde görünmez elin işlevini mezat tellalının üstlendiği ve yanlış fiyattan değişimin olmadığı piyasaların dengeye gelme süreci.

Mıknatıslal yük süren kuvvet : [Bakınız: mıknatıssal erkil].

Mohoroviçiç süreksizliği : Kıtaların altında, yerkabuğu ile Manto arasındaki geçit yüzeyi.

Nicelik veya süre vurgusu : Çıkışı epeyce uzun sürdüğü sezilen sesin vurgusu.

Nicemsel sürem : Erkeleri, tamsayılara göre değil, sürekli sayılara bağlı olarak değişen nicemsel duruların tümü.

Niyet süresi : Stanislavski yönteminden: Oyuncunun "niyet" inin başlangıcından bitimine dek geçen süre.

Olay süresi : Tiyatro yapıtına özgü süre. Bu süre genel olarak bir olayın gerçekteki süresinden daha kısadır. Sıçramalar ve atlamalarla daha yoğun biçimde süre kısaltılır. Kimi kez olayın gerçek süresiyle eşit de olabilir.

Oluşma süresi : Bir fisyondan çıkan nötronların, başka fisyonlar oluşturabilmesi için gerekli olan ortalama süre.

Orsalama erkin süre : Öğecik, özdecik gibi mini parçacıkların erkince devindikleri bir ortam içinde, iki çarpışma arasında geçen ortalama süre.

Orta süreli besi : Bir, iki yaşlı genç sığırların besi materyali olarak kullanıldığı, elde edilen etin kalitesi kısa süreli besiden daha iyi olan, karkastan daha yüksek oranda değerli etler elde edilen, yaklaşık 4-7 ay kadar süren besi.

Osişleme süresi : Osişlemede geçen süre.

Osmenevişleme süresi : Osmenevişleme sıcaklığında tutma süresi.

Ostenitleme süresi : Ostenitleme sıcaklığında tutma süresi.

Oyun süresi : Bir oyunun gerektirdiği oynanış süresi. Bir oyunun başlamasından sonuna kadar geçen süre.

Ödek süresi uzatımı : Ödege ilişkin ödeme gününün, ödeme süresinin uzatılması.

Ödeme süresi : Konut edinmek amacıyla bir konut bankasından ödünç almış olan kimsenin ödeme koşullarından biri.

Ödeme süresinin uzatılması : Borcun ödenmesi için önceden belirlenen sürenin uzatılması.

Ödenekliğin süresini sınırlama ilkesi : Ödeneklik yasasına ilişkin işlemlerin akçalı yıl denilen ve genellikle on iki ayı kapsamakta olan bir dönemle sınırlı olarak uygulanması ileksi.

Ödeneklik süresi : Ödenekliklerin çeşitli evrelerine göre yapım, inceleme, onaylama ve uygulama dönemi gibi bölüm ve ayrıntılarını kapsayan süre.

Öğrenmenin süreksizliği kuramı : Öğrenmenin sürekliliği kuramına karşıt olarak ileri sürülen ve denek hayvanının ayırt etme öğreniminde temel ipucu ve öğeyi kavrayıncaya dek bir ilerleme sağlayamadığını savlayan görüş.

Ölçek süre : Orta aşamada bir işçinin, belli bir işi, olağan koşullar altında ve kendini zorlamadan yapabilmesi için gereken zaman.

Ölçme süreci : Bir ölçme aracının ölçüm dizgesinden türeyen ve ölçüm konusuna uygulanmasına ilişkin işlemlerin tümü.

Ölçün süre : Toplu iş sözleşmelerinde belirtilmiş olan bir iş günü ya da iş haftası.

Öldürücü süre : Zehir etkisi gösteren bir maddenin öldürücü dozunun organizmaya girdikten sonra organizmaların yarısının ölümü için geçen süre, letal süre.

Öncelik hakkı isteme süresi : Öncelik hakkı istemek için verilen bir yıllık süre.

Özbağlanımsal süreç : (olasılıksal süreç, zaman dizileri).Rasgele dış etkilerin yarattığı içsel güçlerce salınım yaptırılan bir dizgeyi tanımlayan olasılıksal süreç. Bu süreç, genellikle zaman ekseni üzerinde birbirinden eşit uzaklıktaki noktalardan oluşan bir zaman dizisiyle, biçiminde belirtilir. Burada e,bir olasılıksal değişken ve f, işlevsel bir bağıntıdır, ay. bk. çoklu Markov süreci, yürüyen toplama süreci.

Özürsüz sürekli işe gelmeme : İşçilerin bir işe özürsüz sürekli olarak gelmemeleri.

Özütleme süreci : Özütlenmeyi gerçekleştirmek için uygulanan süreç.

Parçalı sürekli işlev : Tanım kümesi, üzerinde ayrı ayrı sürekli ve sınırlı olduğu sorulu çoklukta altkümeye ayrılabilen işlev.

Parçalı sürekli türevlenebilir fonksiyon : Türevi parçalı sürekli olan fonksiyon.

Parçalı süreklilik : Bir fonksiyonun parçalı sürekli olması özelliği.

Penetrol kara süreci : Yükseltgeyici bir özdek kullanarak, alkali çözeltilerde, çelik yüzeylere kara oksit kazandıran özel bir işlem.

Pişirme süresi : Pişirme sıcaklığında tutma süresi.

Plazma tutulma süresi : Açığa çıkan füzyon enerjisinin, plazmanın tutulması ve ısıtılması için harcanan enerjiden daha fazla olacak biçimde plazma içinde tutulduğu minimum süre.

Polya süreci : (Olasılık kuramı) a bir değişmez olmak üzere,(t)değiştirgesi, (t) = (1+an)/(1+at) ile verilen özel bir doğum süreci.

Rasgele süreç : [Bakınız: olasılıksal süreç].

Salt sürekli ölçüm : Ölçülebilir her E kümesi için olmasını gerektirdiğinde, p, ölçümüne göreceli olmak üzere, ye verilen ad.

Satır boşluğu süresi : Satır eşleme imlerinin yer aldığı ve yayın ölçünlerine göre değişen, satır boşluğu süresi.

Satır süresi : İçinde resim iminin bir satırı ile satır boşluğu süresi bulunan, tek bir satır bilgisinin süresi.

Sendzimir süreci : Çelik saçları önce yükseltgeyip sonra indirgeyerek uygulanan, daldırmalı alüminyum örtme süreci.

Sermayenin dolaşım süreci : Marksist yaklaşımda para sermayenin üretici sermayeye, üretici sermayesinin meta sermayeye ve meta sermayenin de tekrar para sermayeye dönüşüm süreci.

Sertleştirme süreci : Sertleştirme işlemi için izlenen süreç.

Servar süreci : Çelik yüzeyleri, önce kadmiyum, sonra alüminyumla örtme işlemlerinden oluşan özel bir sıcak daldırmalı süreç.

Sherard süreci : [Bakınız: çinko emdirme].

Sıcak daldırma süreci : Erimiş metallere daldırılarak yapılan yüzey örtme işlemi.

Sıçrama ve süreklilik : Toplumun birbirine karşıt, ama birbiriyle bağlantılı temel özellikleri, bk. sıçrama, süreklilik.

Sodyum hidrür süreci : 370°C-400°C arasındaki sıcaklıklarda uygulanan kabuksuzlama işlemlerinde uygulanan ve çözelti bileşiminde, tepkime sağlayıcı olarak sodyum hidrür (NaH) kullanılan süreç.

Soğuma süresi : Soğuma olayının başından sonuna dek geçen süre.

Soğutma süresi : Soğutma işlemi için geçen süre.

Suverme süresi : Ostenitleme işleminden başlayıp parçanın su verme ortamından çıkarılmasına dek geçen süre.

Süre aşımına uğramıyan hak : Süre aşımına uğramayan alacaklar.

Süre ayarlaması : Bir iş yerinde doğal bir ilerleme ile çalışarak sağlanan bir iş birimi için geçen sürenin temel alınması yolu ile işin ve ücretin düzenlenmesi.

Süre bitimi : Güreşte karşılaşma süresinin sona ermesi. Uluslararası kılıçoyunu yarışmaları yönetmeliğinde, dürtücü kılıç, delici kılıç, kesici kılıç ile ilgili olarak belirtilen yarışmanın tüm sayıları yapılmadan sürenin bitmiş olması.

Süre çizelgesi : Yardımcı teknik uzmanların çalışmalarının süresini belirten çizelge.

Süre deneyi : Kendine öz koşullar içinde ve kendine öz bir süre boyunca belirli zaman aralıklarıyle ışık ölçmelerinin yapılabildiği kendine öz bir süre boyunca bir ışık kaynağının çalıştırılmasıyle ilgili deney.

Süre getürmek : Sürüp getirmek.

Süre incelemesi : İşin en uygun süre içinde yapılabilmesi sağlanılmak üzere uygulanan bilimsel çalışma.

Süre izlencesi : Yardımcı ve uygulayımcıların çalışma sürelerini belirten izlence.

Süre ölçen : Yarışlarda, süreölçeri kullanarak yarışın zamanını saptamakla görevli kişi.

Süre potansiyel eğrisi : Sürelpotansiyelölçüm yönteminde, potansiyelin süreyle değişimini gösteren eğri.

Süre saptamı : Belirli bir dönüşüm bitimi. Sınırlandırılmış bir zaman parçası.

Süre simgesi : Sürenin ölçüsünü gösteren simge.

Süre süre : Sürüye sürüye.

Süre üstü boşaltma yükleme : Geminin yükleme ya da boşaltılması için yük iyesinin buyruğunda bulunduğu sürenin bitiminden sonra yükleme ya da boşaltmanın yapıldığı fazla günler.

Süre yargıcısı : Koşuların süresel sonuçlarını saptayan yargıcı. Kılıçoyunu yarışmalarının süresini yönetmeliğe uyarak süreölçer ile izleyen ve saptayan görevli.

Süre yazılığı : Tecimsel belgitler ve alacakların ödeme günlerini göstermek amacıyla bankalarda tutulan yazılıklar.

Süre yönetmeni : Süre yargıcılarının görevlerinden, saptanan derecelerin yazılıp yayımından sorumlu yargıcı.

Sürebilme : Sürebilmek işi.

Sürebilmek : Sürme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Sürebölüm : Bir bilgisayara, çizeylemlerle birkaç uçta ayrı ayrı hesaplar yaptırma yöntemi.

Sürecek : Eski okullarda yazıları izlemek için çocukların kullandığı mukavva parçası ya da çubuk. Damlardan kar süpürmeye yarayan tahta araç. Ağaçtan yapılmış kapı mandalı. Çocuğu yürümeye alıştırmaya yarayan, tahtadan yapılmış tekerlekli bir çeşit araba, yürüteç. Kapı sürgüsü. Damların üzerine biriken karları temizlemekte kullanılan, sap kısmına dik olarak geçirilmiş uzun bir tahta parça bulunan araç. (Emeğil Pınarbaşı Kayseri).

Sürecen ayrıt : Ölçüye vurulan çeşitlenmeler arasında ölçüm konusuna ilişkin olan ya da toplumsal ve kişisel özelliklerden kaynaklanan, durumdan duruma değişmeyen sürekli özellikler.

Sürecenlik : Bir oluşum ya da sürecin değişmez özellikler kazanarak süregelmesi.

Süreç çezümlemesi : Bir gözlem biriminin tek tek özelliklerini ayrıştırarak incelemek yerine, onu bütünlüğü ve tüm özgünlüğü içinde ele alma yaklaşımı.

Süreç değişkeni : Bir süreci etkileyen değişken.

Süreç denetim : Endüstri ortamındaki fiziksel süreçlerin, genellikle örneksel ya da karma bilgisayarlar aracılığıyla denetim altında tutulmasını ya da güdümünü araştıran ve uygulayan çalışma alanı. bk. özdevimli güdüm.

Süreç tavlaması : [Bakınız: altdönüşül tavlama].

Süreç yenilik : Buluş veya yenilik sonucu, ortaya yeni bir üretim yönteminin/tekniğinin çıkmasına yol açan teknolojik gelişme. karşılığı ürün yenilik, köklü yenilikler, geliştirici yenilikler.

Süredeşçilik : Aynı süre içinde değişik yerlerde geçen olayları, bu olaylara bağlanmadan, birlikte anlatma yolu.

Sürege : Parçalara ayrılarak ekilen tarla.

Süregen : Akarsuyun en akıntılı yeri.

Süregen sıtma : Eskiyen ve kökü kazınamadığı için de ara sıra ortaya çıkan sıtma.

Süreget süregel : Durmaksızın, arka arkaya, sürekli.

Süregitme : Süregitmek işi.

Süregitmek : Aynı biçimde devam etmek.

Süreğeç : Çocuğu yürümeye alıştırmaya yarayan, tahtadan yapılmış tekerlekli bir çeşit araba, yürüteç. Harman toplamaya yarayan tahta araç : Süreğeçleri alın da harman toplıyalım. Çarkın urganını yağlamak için kullanılan ziftti bez. Bulaşık bezi, paçavra. Yıkanırken kir çıkarmak için kullanılan örgü ya da bez kese.

Süreğen çoğa : Yaşa örgü doğurganlık ve ölümlülük hızı değişmediği için sonunda yaş dağılımını yineleyen ya da artış hızı aynı kalan çoğa.

Süreğen enfeksiyon : Kronik enfeksiyon.

Süreğen enflasyon : Birbirini takip eden üç yıl boyunca yüzde yirmibeş ile yüzde elli oranları arasında gerçekleşen enflasyon.

Süreğen ışınımlanma : (kronik ışınımlanma) Sürekli ya da kesikli bir biçimde uzun süre devam eden düşük düzeyli ışınımlanma.

Süreğen ishal : İshal olayının bir aydan fazla sürmesi, kronik ishal.

Süreğen işsizlik : Yapısal işsizliğin önlenemediği ve süreklilik kazandığı durum.

Süreğenleştirme : Süreğenleştirmek durumu, müzminleştirme.

Süreğenleştirmek : Süreğen duruma getirmek, müzminleştirmek.

Süreğenlik : Bir durum ya da özelliğin süregelmesi ya da bir gözlemin benzer koşullarda yinelenme özelliği.

Süreği : Kalıtsal, irsi : Süreği hastalık.

Sürek malı : Birçok kimsenin hayvanından oluşan sürü.

Sürekci : 1.Davar alışverişiyle uğraşan kimse. 2.Sürek avında hayvanları ürküterek avcıların önüne gelmesini sağlayan kimse. sürekçi, hayvan taciri.

Süreke : 1.Ürün bolluğu : Bağ filizlerinin sürekesi çok iyidir. 2.Geçerli, aranan, istenen : Bu malın sürekesi pek az. Ekilen toprak alanı, tarla. Sabanın tarlada bıraktığı iz.

Sürekeli : Sürekli.

Sürekköy : Erzincan ilinde, Alpköy nahiyesine bağlı bir bölge.

Sürekli açındırma aygıtı : Bir filmin bir uçtan öbür uca kadar çeşitli teknelerdeki kimyasal özdeklerden ve yıkama bölümlerinden geçerek bütün açındırma işleminin aralıksız yapılmasını sağlayan aygıt.

Sürekli asalak : Bit ve uyuzböceği gibi, bütün gelişme evrelerinde, yaşamı boyunca asalaklık eden.

Sürekli basım : Basıma temel olan film ile bu film yardımıyla basılacak olan boş filmin pencere önünden sürekli devinimle geçmesiyle yapılan basım.

Sürekli basım aygıtı : Sürekli basımı gerçekleştiren basım aygıtı.

Sürekli borç belgiti : Süresi dolduktan sonra da aynı koşullarla ve değişik bir üremle yürürlükte kalan borç belgiti.

Sürekli borçlar : Devletin bir vadeye bağlamadığı ve ödeme taahhüdüne girmediği (devlet ya hiç anapara ödemesinde bulunmaz ya da belirli bir tarihten önce ödeme yapmayacağını şart koşar), alacaklının da sadece borcun faizini almakla yetindiği ve ana parayı isteme hakkından başlangıçta vazgeçtiği, bir konsolide borç türü. karşılığı konsolide borç, itfaya tabi borçlar. Belirli sürelerde sadece üremleri ödenen uzun yıllar süreli Devlet borçları.

Sürekli bulaşma : Enfekte bir canlıda mikrobiyal etkenin sürekli çevreye saçılması.

Sürekli değişim : Encyclopaedia Britannica gibi ansiklopedilerde, belli aralarla yeni basımlar hazırlama yerine, gerektikçe maddelerde değişiklik yaparak gözden geçirme işini sürekli tutma.

Sürekli değiştirgeli süreç : [Bakınız: olasılıksal süreç].

Sürekli değmeli basım aygıtı : Basımın hem sürekli hem de değmeli olmasını sağlayan aygıt.

Sürekli denkleştirme yöntemi : Ayrı ederlerle giren ve çıkan malların bir sayışımda aynı ederler girişi ve çıkışı diğer sayışımda da satılan malın tümdeğer ederleriyle girişi ve satış ederiyle çıkışının izlenmesi yöntemi.

Sürekli devinim : Filmin aralı devinime uğramaksızın düzgün geçişi. Aralı devinimin karşıtı.

Sürekli devinim biçmesi : Bazı sinema aygıtlarında, filmin sürekli devinimle yürümesi sırasında, her resmin sanki aralı devinimdeki gibi kısa bir süre için durmuş görünmesini sağlayan optik dengeleyici.

Sürekli devinimli alıcı : Filmin pencere önünden sürekli devinimle geçtiği yeni tür bir 16 mm'lik alıcı.

Sürekli doğrusal dönüşümler uzayı : E ile F ilingesel yöney uzayları için, E den F ye tanımlı tüm sürekli doğrusal dönüşümlerin oluşturduğu doğrusal uzay. L(E,F).

Sürekli eğitim : Tam gün okul ya da üniversite öğrenimini bitiren ya da belli bir öğrenim basamağından ayrılan gençler ile yetişkinlere yaşamları boyunca sürekli olarak öğrenme ve yetişme olanakları sağlanmasını öngören eğitim anlayışı. Özel nitelikte okullar, eğitim merkezleri, yüksek okullar ve üniversitelerin, geleneksel ya da akademik programlar yerine esnek ve kılgısal programlar uygulayarak yetişkinlere sağladığı eğitim.

Sürekli eğri : F ve g bir [a, b] aralığında sürekli fonksiyonlar olmak üzere, düzlemde x = f(t), y = g(t) denklemlerini sağlayan (x,y) noktalarının kümesi. Genel olarak, sürekli eğri bir [a,b] aralığının En uzayındaki sürekli görüntüsüdür.

Sürekli evren : Değişkenin sürekli olduğu evren. Bu terim, bazıları sürekli olmasına karşın kesikli değişkenler de içeren evren için kullanılmaz.

Sürekli fırın : Parçaların, sürekli olarak bir ucundan sokulup ötekinden çıkarılmasıyle ısıl işlem yapılan fırın.

Sürekli form : Bilgisayardan alınan sonuçları satır yazıcıdan yazdırmak üzere kullanılan, zigzaglı katlandığı için sayfaları yazıcının basım düzeneğinden sürekli biçimde geçen kâğıt çıktı ortamı.

Sürekli fosfatlama : Parçaların, taşıyıcılar dizgesi üzerinde daldırılmasıyle uygulanan fosfatlama işlemi.

Sürekli geçiş : Filmin çeşitli sinema aygıtlarında aralı devinime uğramaksızın yol alması.

Sürekli gelir : Bireylerin geçmiş, bugünkü ve gelecekte elde etmeyi bekledikleri gelirlerin ortalaması.

Sürekli gelir önsavı : Hanehalkı tüketim harcamalarının en önemli belirleyicisinin sürekli gelir olduğunu dolayısıyla gelirde kısa dönemli değişmeler olsa da hanehalklarının tüketim harcamalarının istikrarlı olacağını ifade eden ve Milton Friedman tarafından ileri sürülen önsav.

Sürekli geliştirme yöntemi : İşi geliştirmek için belirli aralıklarla yapılan uzun süreli çalışmalar veya raslantısal olaylar yerine sürekli, düzenli ve küçük adımlarla ilerlemeyi öngören, zaman ve maliyet yönetimiyle gereksiz harcama ve zaman kayıplarını ortadan kaldırmayı amaçlayan toplam kalite yönetimi araçlarından biri.

Sürekli giderler : Kira, vergi, borç belgiti üremi, elektrik, su paraları gibi belirli sürelerde ödenen giderler.

Sürekli gönderim : [Bakınız: sürekli işlev].

Sürekli görev yolluğu : İlk kez bir yere atananlarla sürekli görev yerleri değiştirilenlere oturdukları yerden atandıkları yere kadar kendileri, eşleri ve çocukları için verilen yolluk ile yer değiştirme giderleri karşılığı ödenen para.

Sürekli gösterim : Birçok makaradan oluşan filmin, çift gösterici yardımıyla, hiç ara verilmeksizin gösterilmesi.

Sürekli gösterim sineması : Gösterimin aralıksız yapıldığı, izleyicilerin her an bilet alıp girebilecekleri sinema.

Sürekli güç : Bir motorun güvenlik sınırları içinde kesiksiz olarak verebileceği enüst güç.

Sürekli hayat durumları : Bireyin, çocukluktan başlayarak erginlik ve yetişkinlik çağında değişik biçimlerde sürekli olarak karşılaştığı sorunlar.

Sürekli ısıtma fırını : Parçaların, fırın tabanı üzerinde ilerliyerek ısıl işlem gördükleri fırın.

Sürekli ısmarlama : Dizi ve süreli yayınlar için çıkacak bütün sayıların alınmasını öngören istek. Durdurulması bildirilinceye değin sürecek istek.

Sürekli ışın kaynağı : Dalga boyları süreklilik gösteren ışın yayan tungsten telli lambalar ve döteryum lambası gibi lambalar.

Sürekli iş : 30 iş gününden fazla süren işler.

Sürekli iş göremezlik : İş kazası ya da uğraşı sayrılığı sonucu güvencelinin kazanma ve çalışma gücünden en az yüzde onunu yitirmesi.

Sürekli iş sözleşmesi : 30 iş gününden daha çok çalışmayı gerektiren işler için yapılan sözleşme.

Sürekli işe gelmeme : İşçilerin bir işe gelmemelerinin sürekli durum göstermesi.

Sürekli işleme : Sürekli açındırma aygıtında filmin bütün işleme sürecinden aralıksız geçmesi.

Sürekli işlev : Değişkeni sürekli olarak değiştiğinde, aldığı değerler kesiklik göstermeyen işlev. Anlamdaş. sürekli gönderim.

Sürekli izge : Görünen ya da görünmeyen akımmıknatıssal ışınımlar izgesi; akkor halinde katıların, sıvıların ve yüksek basınçtaki uçunların verdikleri yedi renkli kesiksiz kuşak. [Bakınız: sürekli spektrum].

Sürekli kar sınırı : Beslenmenin erime yoluyla azalmadan daha çok olduğu yüksek dağlık kesimlerde, yerde sürekli olarak kalabilen kar örtüsünün aşağı sınırı.

Sürekli kültür fermenterleri : Çeşitli besin maddelerinin sindirilebilirliklerinin ölçülmesinde kullanılan, in vivo yöntemlerine göre daha ucuz, daha az zaman alan teknik.

Sürekli mıknatıs : Bir kez mıknatıslanınca, bu niteliğini koruyan çelik alaşımı.

Sürekli olasılıksal değişken : [Bakınız: olasılıksal değişken].

Sürekli optik basım aygıtı : Basımın hem sürekli hem de optik yoldan olmasını sağlayan aygıt.

Sürekli otlatma : Bir sezonda meraların hayvanlar tarafından sürekli otlatılması. Meraların bozulup yok olmasını hızlandıran, bu nedenle mera idaresini zorlaştıran uygulama.

Sürekli örneklem uzayı : [Bakınız: örneklem uzayı].

Sürekli özellikler : Bitkinin değişmeyen kendine özgü özellikleri.

Sürekli parazitlik : Gelişimini konukçu üzerinden aynhnaksızın tamamlama durumu.

Sürekli rüzgarlar : Kalıcı alçak ve yüksek basınç alanları arasında esmeleri nedeniyle, süreklilik niteliği taşıyan hava devinimleri. bk. alize.

Sürekli sayım : Eldeki malların nicelik ve değerlerinin yazılışlarını ve sayışmanlık belgelerinde sürekli olarak gösteren sayışım.

Sürekli seçkisiz değişken : Ayırtık olmayan seçkisiz değişken, a. bk. seçkisiz değişken.

Sürekli sıcak daldırmayla galvanizleme : Sıcak daldırmalı galvanizleme işleminin, çelik şeritlere sürekli olarak uygulanan türü.

Sürekli sıcak daldırmayla örtmek : Tel ve şeritleri, sıcak bir yunaktan geçirerek yapılan sürekli örtme.

Sürekli soğuma çizgesi : Ostenitlenmiş parçaların, havada soğutulmaları sırasındaki soğumayı özetleyen çizge.

Sürekli soğuma dönüşümü : Ostenitlenmiş parçaların, havada soğutulmaları sırasında oluşan faz dönüşümü.

Sürekli spektrum : Tek tek çizgili spektrumların aksine, akkor haldeki katıların, görünür ve kızıl ötesi bölgede siyah cisim ışıması gibi verdiği veya mor ötesi bölgesinde döteryum lambası ve hidrojen lambasının verdiği gibi, dalga boyu aralıksız ve sürekli bir biçimde değişen ışınların oluşturduğu spektrum.

Sürekli suverme : Parçaların, sonsuz bir çelik kayış üzerine yerleştirilmesi yoluyla yapılan su verme işlemi.

Sürekli şimdikilik : Başka dillerde, présent terimi geniş zamanı da anlattığı için salt şimdikiliği ayırdetmek için kullanılır.

Sürekli tabu : Başkanları, kutsal nesneleri, tapınakları, totemleri ve benzerleri kapsayan ve bunları türlü kurallarla çevreleyen sürekli yasaklar.

Sürekli tavlama : Kütük, şerit ve telleri, sürekli olarak tavlama fırınlarından geçirerek yapılan tavlama işlemi.

Sürekli tayf : Karakteristik ışınım dışında kalan ışınım tayfı.

Sürekli temsilci : Bir hizmet sözleşmesi ya da tecim vekilliği ile temsil edilene bağlı olup onun adına ve sayışımma süreli ya da tecim işleri yapmaya yetkili kişi.

Sürekli türevlenebilir fonksiyon : Belli bir bölgede birinci mertebeden türevleri mevcut ve bu türevleri sürekli olan fonksiyon.

Sürekli türevlenebilir işlev : Türevi var olan ve türevi sürekli olan işlev.

Sürekli uçun : Dönüşül sıcaklığının üstünde sıvılaştırılamaz evrede bulunan uçun.

Sürekli yakma : Kazanda ateşin kesiksiz yakılması.

Sürekli yansımalı bakaç : Yansıtıcı bölümü mercek ile örtü arasında kaldığı için, konunun görüntüsünün alıcı çalıştığı vakit de izlenebildiği bakaç çeşidi.

Sürekli yapı : Temelli kalmak ereğiyle yapılan ve belirli bir süre için yapılıp da, kulübe, baraka gibi yeğnil yapılardan sayılmayan yapı.

Sürekli yerleşme : Bütün yıl boyunca kesintisiz olarak oturulan kırsal yerleşme türü. bk. geçici yerleşme.

Sürekli yönetmen : Bir tiyatroda sürekli olarak sahneye uygun oyun koyan yönetmen.

Süreklice : Sürekli bir biçimde.

Süreklileştirme : Süreklileştirmek işi.

Süreklileştirmek : Sürekli duruma getirmek.

Süreklilik beliti : Gerçek sayı ekseni üzerindeki her bir noktaya bir gerçek sayının karşılık geldiğini varsayan belit.

Süreklilik düzeltmesi : Yates süreklilik düzeltmesi.

Süreklilik fiili : Bir fiilin -A zarf fiili şekli üzerine dur-, gör-, kal, gel-, koy- gibi tasvirci yardımcı fiillerin getirilmesi ile kurulan, oluş ve kılışa süreklilik özelliği katan birleşik fiil: gidedurmak, okuyadurmak, çıkagelmek, bakakalmak, bekleyegörmek vb.

Süreksiz işlev : Sürekli olmayan işlev.

Süreksiz izge : Ayrı dalga boyları için ayrık çizgilerden oluşan izge.

Süreksiz olasılıksal değişken : [Bakınız: olasılıksal değişken].

Süreksiz yansımalı bakaç : Alıcı çalıştırıldığında yansıtıcı bölümü ortadan kalktığı için görüntü vermeyen bakaç çeşidi.

Süreksizlik noktası : Bir işlevin sürekli olmadığı nokta. Fonksiyonun sürekli olmadığı nokta.

Sürelemek : Sürtmek.

Sürelenmek : Sürtünmek.

Süreler : Vergi işlemlerinde ve vergi anlaşmazlıklarında yasasında sınırlanan ölçülere göre uygulanan süreler.

Süreler mantığı : Temel mantığa süresel yöneticileri katmakla oluşturulan genleşmiş mantık dizgesi. Om olmuş, Oc olacak, Hom hep olmuş, Hoc hepolacak yöneticileri olduğunda, başlıca süresel mantık kuralları şöyledir: biçimindeki önermelerin geçerliliğini dile getiren kurallar.

Süreletme : Kısa vadeli bir devlet borcu yerine uzun vadeli bir borç oluşturulması, konsolidasyon.

Sürelge : Ekilen toprak alanı, tarla. Sürekli. Sürülmüş tarla.

Süreli işe gelmeme : Bir iş yerinde çalışan işçilerin iş yerine sürekli olarak devam etmemeleri.

Süreli işlem : Borsada ve peşin işlemlerin tersine olarak önceden belirtilen bir sürenin bitiminden sonra ödenmek üzere yapılan alım ve satım işlemi.

Süreli resmi yapım iyeliği gazetesi : Her ülkenin belirli zamanlarda çıkarması Paris Birliği Anlaşması'nda öngörülen gazete. Türkiye'de bu amaçla yayınlanan üç aylık gazete.

Süreli satın alma : Malı süreli olarak satın alma.

Süreli satış : [Bakınız: vadeli satış]. Belirli bir süre içinde bölüntülü satış yapma.

Süreli sayışım : Bildirime zorunluluğu olmaksızın ödeme gününde paranın çekilmesini olumlu kılan sayışım.

Süreli yarış : Belli bir sürede koşulabilen uzaklık üzerine düzenlenen yarış. Belirli bir zaman süresi içinde düzenlenen yarış.

Süreli yatırım : Belirli bir süre için bankaya verilip o sürenin bitiminden önce çekilemeyen yatırımlar.

Süreli yayın : Belirli aralıklarla çıkan, tamamlanma sorunu bulunmayan ve her sayısı birden çok yazarın yazılarından oluşan bir yayın türü.

Süreli yayın dolabı : [Bakınız: dergilik].

Süreli yayın salonu : Süreli yayınların hizmete sunulduğu okuma salonu.

Süreli yayınlar : Belirli zamanlarda yayımlanan basın araçları.

Sürelpotansiyelölçüm : Belirli ve saptanmış akım altında seyreltik çözeltilerin karıştırılmaksızın elektrikle ayrışımında özdevimsel çizilen süre-potansiyel eğrilerinden özdeklerin nitelik, nicelik ve değerliklerini belirleme yöntemi.

Sürem : Özellikleri, kesiksiz olarak bir yerden bir yere değişen ya da aynı kalan ortam. Doğadaki bütün nesnelerin içinde yer aldığı sürekli uzay-zaman ortamı. Telli çalgılarda çalgının yapımında kullanılan ağaç, köprü, tel gibi birçok bileşene bağlı olarak farklılık gösterebilen, tele vurulması ile başlayan tınının tamamen susmasına kadar geçen süre.

Sürem töreni : Sinirsel, dinsel ya da geleneksel nedenlerle yılın belirli günlerinde oluşturulan tören.

Süremci : Av hayvanlarını ürkütüp avcının önüne süren kimse.

Süremeç : Ses sinyalinin sonsuz sürede devam etmesini sağlayan devre.

Süremli araştırma : Aynı ya da rastlantılı birimlerden oluşmuş benzer örnekleri dönemsel aralıklarla uzunca bir zaman süresi içinde izleyerek gözlem konusu yapan araştırma, bk. kesitaraştırma, yineleyici araştırma.

Süren avı : Her yanı tarayarak toplu halde yapılan av.

Süren tahtası : Döven tahtası.

Sürendal : Diyarbakır kenti, Çınar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Sürenkök : Ağrı ili, Diyadin ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Sürenpot : Eğerin, atın karnına gelen bölümü.

Sürer duru : Açık dizgede, giren ve çıkan özdek erke niceliklerinin düzenlenmesiyle elde edilerek, dizge içi derişiklik, sıcaklık gibi yeğinsel nicelikleri değişmez tutan devingen duru.

Sürerge : Sürekli.

Süresel düzen : Roman, öykü, oyun ve öbür türelerde, olayların oluş sırasına göre anlatılışı.

Süresel yönetici : Olmuş ile olacak yöneticisi ya da bunlar yardımıyla tanımlanan doğrusal olmayan n-li eklem. hepolmuş yöneticisi, hepolacak yöneticisi.

Süresi belirsiz iş sözleşemsi : Kapsamında, sona ereceği gün belirtilmemiş iş sözleşmesi.

Süresi geçme : Süresi bitmiş olma.

Süresi gelme : Ödeme süresinin gelmesi, bitmesi.

Süresince : Süresi kadar, boyunca.

Süresinde : İstenildiği, söz verildiği süre içinde.

Süresini uzatma : Süresini, belirli koşulları yerine getirerek yenileme.

Süresiz borç : Alacaklısının istemi üzerine hemen ödenmesi gerekli olan borç.

Süresiz iş : En çok 30 gün sürebilen kısa süreli işlem.

Süresiz tahvil : Sahibine sabit bir faiz geliri kazandıran, ancak vade tarihi olmayan dolayısıyla anapara ödemesi yapılmayan (itfa edilmeyen) devlet tahvili. karşılığı sürekli borçlar.

Süresiz yatırım : Bankalara sayışım açtırılmak ve istenildiğinde çekilmek koşulu ile yapılan para yatırımı.

Süreş : Bulaşık bezi, paçavra.

Süret : Fotoğraf, resim. Arapça kökenli sûret: suret; resim; insan resmi.

Süretlemek : Halı heybelere deri geçirmek.

Süretme : Pantufla, aba terlik.

Sürey : Tıkızımsı ve bağlantılı olan ilingesel uzay ya da altküme.

Sürey bölgelemesi : Bir ayrıksın kullanıma, belgeleme kurallarına göre bu kullanım son bulduktan sonra da, belli bir süre için kent yönetimlerince göz yumulması.

Sürey varsayımı : Doğal sayılar kümesinin sayal sayısı ile gerçek sayılar kümesinin sayal sayısı arasında başka hiçbir sayal sayı olmadığı varsayımı.

Süreyh getimeyh : Basmak, saldırmak.

Süreyhden çıhmah : Kadın saygısızca, utanmaksızın bağırıp çağırmak, kontroldan çıkmak : Anam anam bu zatan süreyhden çıkıt, haydi gidelim.

Süreyi sınırlama : Bir bulgunun belirli bir süreden önce yayımlanmasının önlenmesi.

Tainton süreci : Özel bileşimli bir sülfat yunağı kullanan, elektrikli galvanizleme süreci.

Tartı süresi : Karşılaşmaların ilk günü, güreşler başlamadan 4 saat önce başlayıp 1 saat süren, sonraki günlerde, ilk karşılaşmadan 1 saat önce başlayıp 30 dakika süren ve güreşçilerin tartıldığı zaman aralığı.

Taylor white süreci : Yüksek hız takım çeliklerine uygulanan, sertleştiriime işlemi, 740°C 840°C sıcaklık aralığındaki bir ara su verme işleminden sonra yapılan ısıl işlem.

Temel süreçler : Çeşitli yükseltgemeler, hidrojenlemeler, nitrolamalar gibi, benzer kimyasal değişimleri içeren üretim yöntemleri.

Termal ölüm süresi : Belli bir ısı derecesinde bütün mikropların ölmesi için geçen süre.

Tersinir süreç : Her evresinde dengede olan ve tam ters doğrultuda işleyebilen ısıl işleysel ve kuramsal oluşum.

Toplumsal süreç : Bir toplumda ya da toplumsal kümede bileşkenler arasındaki etkileşmelerden ileri gelen düzenli her türlü oluşum ve değişim.

Toplumsal süreklilik : Bir toplumun özdeksel ve tinsel ekin öğeleri bakımından, sürekli değişimlerden geçmekle birlikte, kendine özgü kimliğini sürdürmesi.

Topluyaşam süresi : Belli bir çoğa kuşağının son bireyi ölene değin yaşadığı toplam süre.

Tutum sürekliliği : Bir tutumun ölçüm boyutu olarak iki uç arasında yer alan sınırsız sayıda konum ya da dizillerden oluşmuş bütünlüğü.

Türdeş süreç : (Olasılık kuramı). Verilen iki zamanda, herhangi iki durum arasındaki geçiş olasılığı yalnızca bu iki durumun değerleri arasındaki çıkarıma bağlı olan olasılıksal süreç. Herhangi iki zamanda, verilen iki durum değeri arasındaki geçiş olasılığı yalnızca bu zamanlar arasındaki çıkarıma bağlı olan olasılıksal süreç. Bu süreçlerden birincisine uzayda türdeş süreç, ikincisine zamanda ; türdeş süreç denir.

Türevsel süreç : (Olasılık kuramı) t’nin sürekli olduğu toplanabilirolasılıksal süreci. ay. bk. toplanır süreç.

Türkçeye çeviriyi koruma süresi : 5846 sayılı Yasanın 2. maddesiyle tanınan 10 yıllık süre.

Uyarılma süresi : Uyarılmış bir atom ya da molekülün, bu durumda kaldığı sürenin en olasılıklı değeri.

Uyarlanır süreli yayın listesi : Dar karton şeritler üzerine yazılan süreli yayın adlarının mukavva, tahta ya da metal çerçeve içinde istenen düzende sıralanmasından oluşan liste.

Uyum süresi : Sürekli ve gücü değişmeyen bir uyaranın uygulandığı andan başlayarak duyusal hiç bir değişikliğin görülmediği ana değin geçen süre.

Uzun süreli : Her tür tecimsel belgit ya da diğer işlemler için karşı yan yararına uygulanan üç aydan daha uzun süre.

Uzun süreli belgit : Altı ya da dokuz ay süre ile düzenlenen belgit.

Uzun süreli besi : Buzağılık döneminden yeni çıkmış erkek danaların kullanıldığı, hayvanların 15–18 aylık iken kesim olgunluğuna geldiği, elde edilen etler lezzetli, gevrek, sulu ve yağ oranı uygun, yedi aydan fazla süren besi.

Uzun süreli borç : Durağan borçlar, bir yıldan daha önce ödeme zorunluluğu olmayan borçlar.

Uzun süreli borçlandırma : Ödeme süresi üç aydan fazla olmak üzere düzenlenen ve ilgilisine yazı ile bildirilen ödekli borçlar.

Uzun süreli ödünç : Bir yerel yönetim biriminin, İller Bankası gibi bir kamu bankasından, işgörü gereksinmelerini karşılamak için ya da konutsuz bir kimsenin, bir tutu bankasından konut iyesi olmak için ucuz koşullara aldığı ve 15, 20 ya da 30 yıl gibi uzun sürelerle geri ödenmesi gereken para.

Uzun süreli sayca : Verilen borç paranın uzun ödeme süreli olması.

Uzun süreli tutmanlık : Kamu elindeki taşınmazların, özellikle toprağın, iyeliğini saklı tutarak ondan sonsuza dek yararlanabilmek için, kullanımını, 20, 50, 100 yıl ve daha uzun süreler belli bir tutmalık karşılığında tutmanlık sözleşmesiyle başkalarına bırakmak.

Uzun süresi : Uzun bir sözü söylemek için verilen zaman.

Ücret ödeme süresi : Toplu sözleşme ya da hizmet bağıtlarında belirtilen sürelere uyularak ya da bunlarla bir açıklama yapılmamış olması halinde genel uygulamaya göre ücretlerin ödendiği gün (günlük, haftalık, aylık olarak).

Üç ay süreli : Üç ay süreli.

Üretim süreci : Aramallarının üretim faktörleri aracılığıyla farklı bir çıktıya dönüştürülme süreci, diğer bir deyişle üretim aşamalarının tümü.

Verginin gerçekleştirilmesi ve alımında süre aşımı : Yükümlüden vergi borcunun alınabilmesi için vergi örgütlerince yasalarına göre yapılması zorunlu olan vergi gerçekleştirme işleminin süresinde yapılmaması ve yükümlüye vergi borcunu ödemesi için yine yasalarında yazılı temel yargılara göre süreleri içinde başvurulmaması.

Viskoz süreci : Odun hamurunun %17-20'lik kostik sodayla işlenmesi, fazla sıvının giderilmesi için elde edilen alkali selülozun preslenmesi, elde edilen beta ve gama selülozların yaşlanmaya bırakılması, daha sonra karbon disülfür ve sodyum hidroksitle işlenerek turuncu renkte ve koyu kıvamdaki selüloz ksantat çözeltisinin süzülmesinden sonra viskoz çözeltinin sodyum ve çinko sülfat gibi çeşitli tuzları ve sülfürik asiti içeren bir banyoya ince deliklerden geçirilerek gönderilmesi, viskozun tuzlarla jel haline dönüştürülmesiyle elyaf veya film şeklinde banyodan çekilmesi ve sülfürik asitle de ksantatın çözülerek elyafların selüloza dönüştürülmesi, yıkanması ve kurutulması ile gerçekleştirilen selülozun çözünür ksantata çevrilerek yenilenebilir selüloz (rayon)'un yapıldığı bir işlem.

Vuruşma süresi : Yarışma amacıyla yapılan vuruşmalarda, uluslararası kılıçoyunu yönetmeliğine göre uygulanan süre.

Wiener süreci : [Bakınız: Brown devinim süreci].

Yalın doğum süreci : [Bakınız: çok-evreli süreç].

Yanıt süresi : Bir bilişim dizgesinde, kullanıcının sorusunu dizgeye yöneltmesiyle yanıtı elde etmesi arasında geçen süre. Özellikle etkileşimli dizgeler için kullanılır.

Yapım süresi : Bir filmin yapımı için geçen süre; filmin ilk tasarından başlayıp piyasaya sürülebilecek duruma gelinceye kadar geçen süre.

Yapışma süresi : Yapıştırılan iki parçada, yapıştırıcının en yüksek tutma gücüne erişmesine kadar geçen süre.

Yapıtın koruma süresi : Yapıtın akçalı haklarının korunması için yasalarda öngörülen süre.

Yararlanmama süresi : Elde edilen belgenin belirli bir süre sonunda kesin olarak işletilmesi gerektiğinden, hazırlıkların yapılmasına olanak sağlamak için ilgiliye verilen süre (en çok beş yıldır).

Yarılanma süresi : [Bakınız: yarı ömür]. Kimyasal tepkimede tepkenlerin nicelikçe yarılanması için geçen süre. Işıknetkin özdeklerin ışıma ve bozunma sonucu nicelikçe yarıya düşme süresi. Tepkimeye giren maddelerin derişimlerinin yarıya inmesi için geçen süre.

Yaşam süresi : Canlının ne kadar süreyle yaşayabildiği.

Yaşlandırma süresi : Yaşlandırma işleminin aldığı zaman.

Yates süreklilik düzeltmesi : Kategorik verilerde ki-kare testinin uygulanabileceği dört gözlü tablolarda kullanılması için Yates tarafından ileri sürülen, özellikle, gözlerden birinde 25'ten küçük gözlenen sıklığın varlığı durumunda kullanılan bir düzeltme, süreklilik düzeltmesi.

Yayın süresi : Herhangi bir televizyon izlencesinin başlaması ile sona ermesi arasındaki süre.

Yayınım süreci : (Olasılık kuramı) Süreci belirten tüm işlevlerin sürekli olduğu Markov süreci.

Yayınım süresi : Yayınan bir parçacığın oluşma anı ile soğurulma anı arasında geçen ortalama süre.

Yenileme süreci : (Olasılık kuramı) Olaylar arasındaki sürenin bağımsız ve eş dağıldığı bir tür olasılıksal süreç. Bu süreçte, olasılıksal değişken bir birimin yaşam uzunluğunu gösterir. Birim bozulduğunda ya da eskidiğinde yeni bir birimle değiştirilir.

Yenileme süresi : Yenileme isteğinin yapılabilmesi için yasalarda belirtilen süre.

Yenilemede hak süresi : Yenileme için başvurulabilecek olan süre (Korumanın bittiği tarihten başlayarak yasalara göre üç yıldır).

Yinelemeli süreç : İstenen sonuç ya da sonuçları ardışık işlemlerle giderek sonuca yaklaşacak biçimde elde etme süreci.

Yule süreci : (Olasılık kuramı) Fizik ve biyolojide karşılaşılan bir tür doğum süreci.

Yük süren kuvvet : Bir elektrik çevriminde eksiciklerin devinimini sağlayan ve volt birimi ile ölçülen elektriksel erkil.

Yüksek anlıksal süreçler : Duyum ve imgelere karşıt olarak yaratıcı imge ile birlikte bütün yapıcı düşünme süreçleri.

Yürüyen ortalama süreci : [Bakınız: yürüyen toplama süreci].

Yüz süre gelmek : Yüz sürmeğe gelmek.

Zaman aşımı süreleri : Yasalarında belirtilen temel yargılara göre yükümlülere başvurulmaması nedeni ile alacak hakkını ortadan kaldıran yasal süreler.

Zinkot süreci : Çelik yüzeylere, çinko kromat örtüsü kazandırmak için uygulanan özel bir örtme süreci.

Zorunlulukta süre verme : Zor durumda bulunmaları nedeni ile vergi işlemlerine ilişkin ödevleri süresi içinde yerine getiremiyecek olanlara yasal sürenin bir katını geçmemek üzere Maliye Bakanlığınca uygun görülecek yeni bir süre daha verilmesi.

Bekleme süresi : Evliliği sona ermiş kadının yeniden evlenebilmesi için aradan geçmesi gereken süre. Görüşme kararının alınması ile görüşmenin yapıldığı ana kadar geçen süre.

Bekletme süresi : Vapur, uçak vb.nde önceden ödeme yapmadan belli bir tarih için yer ayırtma, opsiyon.

Bir süre : Kısa bir müddet, bir müddet. Belirsiz bir müddet, bir müddet.

Ek süre : Bir alışverişin karara bağlanması için genellikle satıcının alıcıya tanıdığı süre, opsiyon.

Süre aşımı : Bir işin üzerinden belirli bir zaman geçerek onun geçersiz kalması, zaman aşımı, müruruzaman.

Süre ölçümü : Yarışlarda ve eğitimde harcanan süreyi ölçme.

Süre sonu : Bir işin bitirilmesi veya borcun ödenmesi için öngörülen sürenin sona ermesi, vade bitimi, vade sonu.

Süreç : Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi, vetire, proses.

Süreduran : Süredurum durumunda olan, atıl.

Süredurum : Bir cismin içinde bulunduğu düzgün hareket veya hareketsizlik durumunun sürüp gitmesi, hareketsizliğe veya hareketsizlikten harekete kendi başına geçememesi özelliği, atalet.

Süregelme : Süregelmek işi.

Süregelmek : Başlangıcından beri aynı biçimde sürmek, devam etmek.

Süreğen : Ne kadar süreceği belli olmaksızın sürüp giden, müzmin, kronik. Uzun zamandan beri süren, uzun süreli olan (hastalık), müzmin, kronik, akut karşıtı. Uzun zamandan beri süren, müzmin, kronik.

Süreğenleşme : Süreğenleşmek işi, müzminleşme.

Süreğenleşmek : Süreğen bir durum almak, müzminleşmek.

Sürek : Süren, devam eden zaman. Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü. Hızlı süren, hızlı giden.

Sürek avı : Birçok avcının katılmasıyla ve çoğu kez at üzerinde avı kuşatarak yapılmış olan avlanma, sürgün avı.

Sürekçi : Davar alışverişiyle uğraşan kimse.

Sürekli : Kesintisiz olarak süren, kalıcı, devamlı, baki, daimî. Yumuşak. Uzun süreli olarak, daima.

Sürekli ünsüz : Yumuşak ünsüz.

Süreklilik : Sürekli olma, kesintisiz olarak sürüp gitme durumu, devamlılık.

Süreklilik ilkesi : Her yerde sürekli bir gidiş olduğunu, doğada sıçramanın olmadığını, her şeyin bir bütün içinde örüldüğünü söyleyen temel ilke.

Süreksiz : Az süren, devamsız. Sert.

Süreksiz ünsüz : Sert ünsüz.

Süreksizlik : Süreksiz olma durumu, devamsızlık.

Süreli : Belirli aralıklarla yapılan, çıkan, mevkut, periyodik.

Süreölçen : Süreölçeri kullanarak bir yarışta zamanı belirlemekle görevli kimse.

Süreölçer : Belirli bir işin, işlemin, yarışmanın veya teknik alanda belli bir işin kısa süresini ölçmek amacıyla kullanılan alet, kronometre.

Sürer durum : Statüko.

Sürerlik : Uzun sürme durumu.

Sürerlik fiili : Bir fiile -e zarf-fiil ekiyle durmak, kalmak, görmek fiilleri getirilerek oluşturulan ve süreklilik kavramı veren birleşik fiil: Gidedurmak. Bakakalmak. Yapagörmek gibi.

Sürerlik görünümü : Türkçede bir zarf-fiille yardımcı fiilin veya herhangi bir fiille durmak fiilinin birlikte kullanılmasından oluşan ve sürerlik kavramı veren görünüm.

Süresiz : Süresi belirli olmayan. Süresi belli olmayarak.

Süresizlik : Süresiz olma durumu.

Süreyazar : Belirli bir işin kısa süresini çizerek belirleyen araç, kronograf.

Süreyya : Ülker.

Diğer dillerde Süre anlamı nedir?

İngilizce'de Süre ne demek ? : due date, maturity term, delay

Fransızca'da Süre nedir ? : durée