Sürekli nedir, Sürekli ne demek

Sürekli; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

Yerel Türkçe anlamı:

Koşuya dayanıklı (at için): Bu at çok süreklidir.

Sağlam yapılı, boylu boslu: Hasan süreklidir.

Ekilen toprak alanı, tarla.

Felsefi anlamı:

Kendi içinde kesintisiz olarak sürüp giden (uzay, zaman).

Hukuki terim anlamı:

dâimî.

Bilimsel terim anlamı:

Bir kesinti ya da aralığı olmayan.

İngilizce'de Sürekli ne demek? Sürekli ingilizcesi nedir?:

continuous

Fransızca'da Sürekli ne demek?:

continu, permanent

Osmanlıca Sürekli ne demek? Sürekli Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

mütemâdî

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Bingöl kenti, Genç ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Hakkâri şehrinde, Dağlıca nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Mardin şehrinde, Kızıltepe ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Elâzığ şehrinde, Çaybağı nahiyesine bağlı bir bölge.

Sürekli anlamı, tanımı:

Sürekli ünsüz : Yumuşak ünsüz.

Sürek : Süren, devam eden zaman. Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü. Hızlı süren, hızlı giden.

Süreklilik : Sürekli olma, kesintisiz olarak sürüp gitme durumu, devamlılık.

 

Süreklilik ilkesi : Her yerde sürekli bir gidiş olduğunu, doğada sıçramanın olmadığını, her şeyin bir bütün içinde örüldüğünü söyleyen temel ilke.

Kesintisiz : Aralıksız. Hiçbir vergi kesilmeden verilen (para).

Kalıcı : Sürekli, geçici karşıtı. Her zaman geçerliğini sürdürecek olan. Bir süre için belli bir yerde kalan, konuk, gidici karşıtı.

Devam : Sürme, sürüp gitme, kesilmeme, bitmeme. Ek, parça. "Kesme, sürdür" anlamında kullanılan bir söz. Bir yere belli bir amaçla, gereken zamanlarda gitme.

Süreli : Belirli aralıklarla yapılan, çıkan, mevkut, periyodik.

Yumuşak : Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Sessiz, hafif. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Kolaylıkla işlenebilen. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Okşayıcı, tatlı, hoş.

Uzun : Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren. İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı. Ayrıntılı olarak, derinlemesine. Ayrıntılı.

 

Daima : Her vakit, sürekli olarak.

Sürekli açındırma aygıtı : Bir filmin bir uçtan öbür uca kadar çeşitli teknelerdeki kimyasal özdeklerden ve yıkama bölümlerinden geçerek bütün açındırma işleminin aralıksız yapılmasını sağlayan aygıt.

Sürekli asalak : Bit ve uyuzböceği gibi, bütün gelişme evrelerinde, yaşamı boyunca asalaklık eden.

Sürekli basım : Basıma temel olan film ile bu film yardımıyla basılacak olan boş filmin pencere önünden sürekli devinimle geçmesiyle yapılan basım.

Sürekli basım aygıtı : Sürekli basımı gerçekleştiren basım aygıtı.

Sürekli borç belgiti : Süresi dolduktan sonra da aynı koşullarla ve değişik bir üremle yürürlükte kalan borç belgiti.

Sürekli borçlar : Devletin bir vadeye bağlamadığı ve ödeme taahhüdüne girmediği (devlet ya hiç anapara ödemesinde bulunmaz ya da belirli bir tarihten önce ödeme yapmayacağını şart koşar), alacaklının da sadece borcun faizini almakla yetindiği ve ana parayı isteme hakkından başlangıçta vazgeçtiği, bir konsolide borç türü. krş. konsolide borç, itfaya tabi borçlar Belirli sürelerde sadece üremleri ödenen uzun yıllar süreli Devlet borçları.

Sürekli bulaşma : Enfekte bir canlıda mikrobiyal etkenin sürekli çevreye saçılması.

Sürekli değişim : Encyclopaedia Britannica gibi ansiklopedilerde, belli aralarla yeni basımlar hazırlama yerine, gerektikçe maddelerde değişiklik yaparak gözden geçirme işini sürekli tutma.

Sürekli değiştirgeli süreç : [Bakınız: olasılıksal süreç]

Sürekli değmeli basım aygıtı : Basımın hem sürekli hem de değmeli olmasını sağlayan aygıt.

Sürekli ile ilgili Cümleler

  • O sürekli ona sevgisini gösterdi.
  • Sürekli bunu merak ediyorum.
  • O sürekli olarak ağlıyor.
  • Sürekli benden para istiyor.
  • Bu aralar sürekli yağmur yağıyor.
  • Burak sürekli aramalarla Tuğba'yı rahatsız etti.
  • Babam yakınıyor; o geçen haftadan bu yana sürekli olarak meşgul oldu.
  • Tom'un annesi Tom'u çalışması için sürekli teşvik etti.
  • Sürekli bana bakıyorlar.
  • Sürekli alışveriş yapan, tüm parasını harcayan insanlardan mısınız?
  • Sürekli bir kum fırtınası vardı.
  • Sürekli Boston'a giderim.
  • Sürekli bu tür şeyle uğraşıyoruz.
  • Ali sürekli olarak Mary'yi aradı.

Diğer dillerde Sürekli anlamı nedir?

İngilizce'de Sürekli ne demek? : adj. continuous, lasting, constant, steady, enduring, permanent, standing, abiding, assiduous, chronic, consistent, continual, durable, habitual, hourly, imprescriptible, incessant, invariable, perennial, perpetual, persistent, running, secular

adv. consistently, nonstop, everlastingly

Fransızca'da Sürekli : incessant/e, constamment, continu/e, continuel/le, durable, inaltérable, indéfectible, obstiné/e, permanent/e, sans à-coup

Almanca'da Sürekli : n. Geklingel

adj. andauernd, anhaltend, fortdauernd, fortgesetzt, hektisch, immer während, kontinuierlich, kurrent, laufend, nachhaltig, permanent, ständig, stetig, unausgesetzt, unkündbar, ununterbrochen

adv. fortwährend, immerzu, unentwegt

Rusça'da Sürekli : adj. продолжительный, длительный, затяжной, непрерывный, постоянный, перманентный, бесперебойный

adv. беспрерывно, беспрестанно, непрерывно, постоянно