Sıklık nedir, Sıklık ne demek

Yerel Türkçe anlamı:

Islık.

Toprak su kabı, testi.

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Bir gözlem dizisinde aynı değerlerin yinelenmiş sayısı.

Belli bir puanla gösterilen ya da herhangi bir sınıf genişliği içinde yer alan denek, gözlem ya da olay sayısı.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Titreşen bir dizgenin, bir dalganın saniyedeki titreşim, sayısı; birimi hertz. (Hz)'dir.

Gramer anlamı:

Titreşen bir nesnenin bir saniyedeki titreşim sayısı; bir konuşmada, bir yazıda veya bir yazarın eserinde bazı kelimelerin öteki kelimelere oranla daha çok ya da daha az kullanılması durumu.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

Bir veriler derleminde belirli bir bölüğün kaç kez olduğunu belirten sayı.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Bir olayın belli bir toplulukta belirli süre içerisindeki görülüş sayısı, insidans.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

İncelenen bir değişkenin belli bir değerinin kaç kez gözlendiğini gösteren sayı.

Diğer sözlük anlamları:

Islık, ağızdan çıkarılan düdük sesi gibi ses.

Bilimsel terim anlamı:

Nitel veriler için, bir olayın ortaya çıkış sayısı; nicel veriler için, bir evren ya da ömeklemin özel bir bölümüne düşen öğelerinin sayısı.

 

Dönemli olayların birim zamandaki yinelenme sayısı.

fizik: Belirli bir dalga evresinin saniyede kaç kez geçtiğini belirten sayı; titreşim sayımı.

Bir gözlem evreninde incelenen değişkene ilişkin değer ya da seçeneklerin yinelenme sayısı.

İngilizce'de Sıklık ne demek? Sıklık ingilizcesi nedir?:

frequency, incidence

Fransızca'da Sıklık ne demek?:

compacité

Osmanlıca Sıklık ne demek? Sıklık Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

kompasite

Sıklık hakkında bilgiler

[Bakınız: frekans]

Sıklık kısaca anlamı, tanımı:

Frekans : Sıklık.

Kelime sıklığı : Dilde bir sözün kullanılma oranı.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Geçme : Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan. Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça. Geçmek işi, mürur.

Kullanım : Kullanma, yararlanma, tasarruf.

Dalga : Dalgınlık. Geçici sevgili. Bir yüzeydeki kıvrım. Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu. Titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi. Gizli iş, dalavere. Arka arkaya gelen kriz vb. olayların her biri. Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genellikle rüzgâr, deprem vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket. Geçici aşk ilişkisi. Saçların kıvrım genişliği. Sıcak, soğuk, moda için belli bir süre etkili olan dönem.

 

Birim : Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit. Bir kümenin her elemanı. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite.

Zaman : Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Belirlenmiş olan an. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit.

Titreşim : Küçük ve hızlı salınım, ihtizaz, vibrasyon, rezonans. Bir noktanın gözün göremeyeceği kadar kısaca kımıldanışı, ihtizaz.

Sık : Kısa zaman aralıklarıyla, az aralıklarla. Çok bulunan, çok rastlanan. Aralıksız olarak, aralarında az aralık bırakarak. Benzerleri veya parçaları arasında çok az aralık bulunan, seyrek karşıtı.

Olma : Olmak işi.

Sıkça : Oldukça sık.

Sıklık çizelgesi : Bir özelliğin ya da bir olayın, belirtilen bölüm aralıklarına göre, sıklıklarını gösteren çizelge. [Bakınız: sıklık dağılımı]

Sıklık çokgeni : Bir sıklık dağılımının çizgesel gösteriminde, noktaların eğri yerine düz çizgilerle birleştirilmesiyle elde edilen çokgen. Bir diklemli çizgede dağılımı çizgesel olarak diie getirmek üzere başvurulan ve her diklemin üst kesek orta noktasını birleştiren kırık çizgi. bk. kesek.

Sıklık dağılımı : Bir sıraya göre düzenlenen gözlem değerlerinin dağılımı. Bir dizi içinde yer alan gözlem ya da puanların değer basamaklarına göre dağılımı ve yineleniş sayısı. Puanların, her puana eşdüşen ya da her bir sınıf genişliğine rastlayan gözlem ya da deneklerin sayısını gösterecek biçimde yukarıdan aşağı ya da aşağıdan yukarı sıralanışı. Bir değerler kümesi üzerinde bir değişkenin alabileceği değerlerin göreceli sıklığını ya da sıklık olasılığını ölçen işlev. Anlamdaş. sıklık çizelgesi. İncelenen bir değişkenin verileri belli ölçütlere göre sınıflandırıldıktan sonra, her sınıfa düşen sıklıkların belirlenerek dağılımın düzenlenmesi. Gözlem sonuçlarını ya da verileri, incelenen değişkene ilişkin değerlere, seçeneklere ya da küme aralıklarına göre gösterdiği sıklıklarla bir dizi içinde düzenleyen ve genel doğrultusuyla özetleyen döküm.

Sıklık değiştirici : Aldığı titreşimlerin sıklığını değiştirerek veren aygıt.

Sıklık derecesi : Bir sıklık veya olasılık dağılımının eşit parçalara veya sıralanmış alt gruplara bölümü.

Sıklık dizisi : Gözlem değerlerinin sıklığını gösterecek biçimde düzenlenmiş dizi.

Sıklık eğrisi : Sürekli ibir sıklık dağılımının düşey eksende sıklıklar, yatay eksende değişken değerleri olmak üzere yapılan çizgesel gösterimi. Sıklık dağılımını gösteren çizge. Bir sıklık dağılımını çizgesel olarak simgeleyen biçim.

Sıklık işlevi : [Bakınız: olasılık yoğunluk işlevi] [Bakınız: yoğunluk işlevi]

Sıklık karşılaştırması : Çeşitli sıklık dağılımlarında değişik toplamlara göre verilen saltık değerlerin ölçünlü duruma getirilmesi ya da oranlama, yüzdeleme gibi işlemlerle göreli ölçümlerinin yapılması.

Sıklık kiplenimi : Taşıyıcı dalganın sıklığının başka bir dalga sıklığıyla ve bu sıklığa uygun olarak değişimlere uğratılması.

Sıklık ile ilgili Cümleler

  • Ali hava güzelse pazar günleri sıklıkla balık tutmaya gider.
  • Sıklıkla çiğ balık yeriz.
  • Sıklıkla ve çeşitli vesilelerle sözlerini tekrar ederdi,ki sözleri sahabenin aklina yerlessin.
  • Ne sıklıkla diş dokturuna görünmen gerek?
  • Paralı yolları ne kadar sıklıkla kullanıyorsun?
  • Ne sıklıkta odanı temizlersin?
  • Ne sıklıkta burada çalışıyorsun?
  • Tom'la ne sıklıkta takılırsın?
  • Sıklıkla sigaranın sağlığa zararlı olduğu gösterilir.
  • Ölüm sıklıkla uyku ile karşılaştırılır.

Diğer dillerde Sıklık anlamı nedir?

İngilizce'de Sıklık ne demek? : n. frequency, closeness, density, thickness, compactness

n. elegance, smartness, chic, style, trimness, finery, spruceness, swank, ton

Fransızca'da Sıklık : etroitesse [la], densité [la], fréquence [la]

Almanca'da Sıklık : n. Dichte, Dichtheit, Dichtigkeit, Frequenz, Häufigkeit, Intensität

Rusça'da Sıklık : n. теснота (F), густота (F), частота (F), плотность (F), уплотненность (F), компактность (F), интервал (M)