Sırt nedir, Sırt ne demek

Sırt; bir anatomi terimidir.

  • Omurgalı ya da omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm.
  • Kesici araçların kesmeyen kenarı
  • Bir şeyin üstü, üst bölümü.
  • Dağların veya tepelerin üst bölümü.
  • İnsanın üstü.
  • Dikilmiş veya ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm.
  • İnsanlarda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm, göğüs karşıtı.

"Sırt" ile ilgili cümleler

  • "Bıçağın sırtı."
  • "Sırtında hep aynı kahverengi elbise bulunduğuna göre fazla bir kazanç da sağlamıyordu." - C. Külebi
  • "Arabacı katırın sırtına binmiş." - F. R. Atay
  • "Beşiktaş sırtları pırıl pırıl, aradaki boğaz parçası masmaviydi." - O. V. Kanık

Yerel Türkçe anlamı:

Giyecek, giysi

Sırt, arka

Giysi.

Biyoloji'deki anlamı:

Bir hayvanın ya da hayvanın bir parçasının üst yüzeyi; yerde yatay duran bir canlının üst yüzeyi. Dorsal.

Coğrafya'daki terim anlamı:

Dağların ya da tepelerin üst bölümü.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Bir organizmanın veya organizmanın bir parçasının üst yüzeyi, yerde yatay duran bir canlının üst kısmı, dorsal.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Sığır gövde etinin sırt kısmından elde edilen, 3-4 kg ağırlığında, dikdörtgen biçiminde pastırmalık et parçası veya bu parçadan yapılmış olan pastırma.

 

Dorsum.

Zooloji alanındaki anlamı:

(karşılık: dorsal), (Lat. dorsum = sırt), Bir hayvan ya da hayvanın bir parçasının üst yüzeyi; yerde yatay duran bir canlının üst yüzeyi.

Bilimsel terim anlamı:

Gövdenin, ense ile kuyruksokumu arasındaki ve ayrıca cimnastikte bir devinim grubunun alanı olan bölümü.

İngilizce'de Sırt ne demek? Sırt ingilizcesi nedir?:

dorsal, back, crest, dorsum

Fransızca'da Sırt ne demek?:

dos

Osmanlıca Sırt ne demek? Sırt Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

zahrî

Sırt hakkında bilgiler

Sırt, omurgalı veya omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm.

Sırt kısaca anlamı, tanımı:

Omurga : Gemi kaburgasının aşağı taraftan bağlı bulunduğu boy ekseni doğrultusunda boydan boya geçen ana yapı ögesi. Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü, temel, belkemiği, esas. Sırt boyunca uzanarak vücuda destek sağlayan, kemikten, kıkırdaktan veya her ikisinden oluşan, içinde omuriliği barındıran kemik yapı.

Hayvan : Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık.

Boyun : Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer. Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım.

Kuyruk : Başın arkasına toplanmış saç demeti. Koyunun bazı türlerinde eritilerek yağı alınan bir uzantısı. Bir harfin bitiş çizgisine yakın yerde, birden bir dönüş yapan kısa çizgi. İnsanların sıra beklemek için art arda durarak oluşturduğu dizi. Birisinin arkasına takılıp ondan ayrılmayan kimse. Kuşlarda gövdenin sonunda bulunan tüy demeti. Bu organa benzeyen uzantı. Hayvanların çoğunda, gövdenin sonunda bulunan, omurganın uzantısı olan uzun ve esnek organ.

 

Sokum : Yufka ekmeğinden yapılmış olan dürüm. Lokma.

Bölüm : Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Çağ, devir. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

Sırt çevirmek : Bir şeyden veya bir kimseden desteğini, ilgisini kesmek. bir şeye veya birine önem vermemek. birine darılmak.

Sırtı kaşınmak : Dayak yemeyi hak edecek davranışta bulunmak.

Sırtı yere gelmek : Yenilmek, alt olmak.

Sırtı yere gelmemek : Bir işte herhangi bir zorluk karşısında sarsılmamak, konumunu kaybetmemek, güçlü olmak.

Sırtına almak : Bir giyeceği giymek veya sırtına örtmek. yüklenmek, çuvalı sırtına aldı.

Sırtına geçirmek : Bir şeyi giymek.

Sırtında yumurta küfesi olmamak : Eski düşünce ve yönünü kolayca değiştirmek veya sözünden caymakta sakınca görmemek.

Sırtından atmak : Başından savmak veya birinin, bir şeyin sorumluluğunu, yükünü üzerine almamak.

Sırtından bıçaklamak : İhanet etmek.

Sırtından çıkarmak : Bir kimseye ödetmek.

Sırtından geçinmek : Geçimini bir kimseden sağlamak.

Sırtından kazanmak : Para kazanmak için birini kullanmak.

Sırtını dayamak : Güçlü birine, bir yere güvenmek. bir yere dayanmak, yaslanmak.

Sırtını dönmek : Sırt çevirmek.

Sırtını sıvazlamak : Birini desteklediğini göstermek.

Sırtını yere getirmek : Üstün gelmek. güreşte hasmı sırtüstü yere yatırarak yenmek.

Sırt sırta : Arka arkaya, sırtları birbirine değecek bir biçimde.

Sırtüstü : Sırtı yerde olmak üzere.

Sırtıkara : Bir tür lüfer.

Sırtı pek : Kalın giyinmiş.

Sırtı sıra : Birinin arkasından, izinden.

Sırtı yufka : İnce giyinmiş. Etkili, güçlü, makam sahibi bir dayanağı, arkası veya yakını olmayan (kimse).

Sallasırt : Ağır bir nesneyi araç kullanmaksızın elle başka bir yere atma veya aktarma.

Balıksırtı : Suların toplanmaması için ortası şişkin bir biçimde yapılmış olan (yol). Orta bölümü yüksek olup yanlara doğru alçalan bir biçimde. Balık iskeleti biçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş deseni.

Bıçaksırtı : Çok az fark, çok yakın aralık.

Bıçak sırtı : Bıçağın keskin olmayan ters yanı.

Dalga sırtı : Dalganın iki yanındaki çukurlar arasındaki yüksek kesimi.

Eşeksırtı : Beşikörtüsü.

Evi sırtında : Yeri yurdu olmadan herhangi bir yerde yaşayan. Çok az olan eşyasını hemen yüklenip göçebilen.

Sırt sırta vermek : İş birliği yapmak.

Sırtar : Kelergillerden bir tür balık.

Sırtarma : Sırtarmak, (II) işi.

Sırtarmak : Karşı koymaya hazırlanmak. Sırıtmak. Açıkta kalarak görünmek. Diklenmek, karşı koymak.

Sırtçı : Taşıyıcı.

Sırtçılık : Taşıyıcılık.

Sırtı peklik : Sırtı pek olma durumu.

Sırtlama : Sırtlamak işi.

Sırtlamak : Sırtına alıp yüklenmek. Birinin, bir şeyin sorumluluğunu, yükünü veya geçimini üzerine almak.

Sırtlan : Sırtlangillerden, genellikle leşle beslenen, etçil, postu benekli bir hayvan, yeleli kurt (Hyaena).

Sırtlangiller : Omurgalı hayvanlardan memeliler sınıfına giren birçok türü içine alan etçil hayvanlar familyası.

Sırtlık : Sırt dayayacak yer.

Sırtüstü yatmak : Çalışmadan rahat bir yaşam sürmek. sırtı yere gelmek üzere yatmak. hiçbir şey yapmamak.

Kabahat samur kürk olsa kimse sırtına almaz : "hiç kimse suçlu olduğunu kabul etmek istemez" anlamında kullanılan bir söz.

Karnı tok sırtı pek : Geçim sıkıntısı olmayan insanlar için kullanılan bir söz.

Karnı tok sırtı pek olmak : Geçimi iyi olmak, para sıkıntısı olmamak.

Sandıktaki sırtında ambardaki karnında : "nesi varsa giyer, nesi varsa yer" anlamında kullanılan bir söz.

Yetimi okşamışlar vay sırtım demiş : Öksüzün karnına vurmuşlar (öksüzü dövmüşler) "vay arkam" demiş.

İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı.

Göğüs : Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü, sine. Meme. Bu bölümün içindeki organlar. Bu vücut bölümünün ön tarafı, sırt karşıtı.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Kesici : Kesme işinde kullanılan araç. Kasaplık hayvanları kesen kimse. Futbolda savunmanın önünde görev yapan ve topu kesip dağıtan oyuncu, stoper. Kesme işini yapan kimse.

Araç : Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Taşıt. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta.

Kesme : Kesin, değişmez, maktu. Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi. İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum. Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia). Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat. Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan. Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas. Kesmek işi. Lokum. Kesme işareti.

Kenar : Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka. Yan. Bir şeyi çevreleyen çizgi. Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri. Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri. Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Üst : Bir şeyin dış yüzü, yüzey. Artan, geriye kalan bölüm. Öte, arka. Bir şeyin görülen yanı, yüzü. Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan. Birine göre yüksek aşamada olan kimse, mafevk. Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan. Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, üzeri, fevk, alt karşıtı. Vücut, beden. Giyecek, giysi.

Bir : Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sayıların ilki. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ancak, yalnız. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayı kadar olan. Sadece. Beraber. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Aynı, benzer. Tek. Eş, aynı, bir boyda.

Sırt alıştırmaları : Sırt kaslarının gelişmesi, güçlenmesi ve omurganın işleklik kazanması için yapılan özel alıştırmalar.

Sırt aortu : Amfiyoksüslerde sırt bölgesinde uzanan iki ana atardamar olup birleşerek tek bir damar hâlinde vücudun ardına doğru uzanır. (biyoloji) (aorta descendens), (Yun. aorte=ana atardamar, Lat. de=aşağıda, Lat. scandere = tırmanmak), Amfiyoksüslerde sırt bölgesinde uzanan 2 ana atardamar olup yutak hizasında birleşerek tek bir damar halinde vücudun ardına doğru ilerler.

Sırt atlayışı : Çıtayı, sırt altına alarak aşma temeline dayanan yaygın bir yüksek atlama biçimi.

Sırt bölgesi : (biyoloji)

Sırt demiri : Adi sabanın okundan aşağı uzatılan keskin demir.

Sırt diyaframı : Böceklerde, yürek ve sırt damarı ile bunların bulunduğu boşluğu iç organlardan ayıran bölge. Böceklerde, yürek ve aort ile bunların bulunduğu boşluğu iç organlardan ayıran bölme.

Sırt ipliği : Kordalı hayvanlarda görülen ilk destek organı. Embriyoda ilk bağırsağın üzerinde meydana gelen ince uzun ve kıkırdak sertliğindeki iskelet olup balıklardan itibaren yüksek hayvanlarda yalnız embriyoda bulunur ve yerini omurga alır. Korda, notokorda. Embriyoda ilk bağırsağın üzerinde meydana gelen ince uzun ve kıkırdak sertliğindeki iskelet, korda, notokord. Omurgalı hayvanlarda, embriyonel dönemde sırt bölgesinde, uzunlamasına yerleşen, omurgayı oluşturacak olan hücre kümesinin oluşturduğu ektoderm kökenli omurga taslığı, notokorda, notokord, korda dorsalis. Kıkırdak sertliğinde ilkel omurga ve ilk destek organı olup erişkin kanatlı ve memelilerde sırt ipliği kalıntılarına, omurlar arası disklerin yumuşak kısımlarında rastlanır. (karşılık: korda, notokorda, chorda dorsalis), (Lat. chorda-iplik, Yun. noton =sırt, Lat. dorsum = sırt), Kordalı hayvanlarda görülen ilk destek organı. Embriyonda ilk bağırsağın üzerinde meydana gelen ince, uzun ve kıkırdak sertliğinde bir ipliktir. Balıklardan başlayarak daha yüksek yapılı hayvanlarda yalnız embriyonda bulunur ve yerini omurga alır.

Sırt kaslarını ısıtma : Güreşe başlamadan, öne eğilip kalkmak suretiyle sırt kaslarını çalıştırma.

Sırt kurdu : Sığırların derileri altında yaşayan bir çeşit kurt.

Sırt numaralarının damgalanması : Yarışlarda denetlemeyi kolaylaştırmak için, sırtlara konan numaraları damgalama.

Sırt ile ilgili Cümleler

  • Sırt çantasında birkaç kitap var.
  • Sırt üstü yat.
  • Tom'un bir sırt yarası var.
  • O benim sırt çantamda.
  • Ben sadece sırtımı incittim.
  • Sırt problemlerim var.
  • Sırtım ağrıyor.
  • Sırt çantan nerede?
  • O sırt çantasını açıyor.
  • Ali sırt çantasını aldı ve gitti.
  • Sırt ağrından Tom'a bahsettin mi?
  • Ali beni sırtımdan hançerledi.
  • Sırt çantasına açıkken birkaç böcek girmiş.
  • O, sırt çantasını açtı.

Diğer dillerde Sırt anlamı nedir?

İngilizce'de Sırt ne demek? : [Sirt] adj. dorsal

n. back, ridge, saddle

pref. dors, dorso

Fransızca'da Sırt : dos [le]; (hayvan) râble [le]

Almanca'da Sırt : n. Buckel, Hang, Rücken

Rusça'da Sırt : n. спина (F), гребень (M), возвышенность (F), спинка (F)

adj. спинной