Sırtı nedir, Sırtı ne demek

Teknik terim anlamı:

Sentetik malzemelerden yapılan, uç, karın ve kuyruk kısmında olmak üzere 2-3 adet üçlü olta iğnesi taşıyan, genellikle yem balığı biçimli yüzer oltalar.

Sırtı ile ilgili Cümleler

  • Sanırım sadece sırtımı incittim.
  • “Arkadaşların birbirini sırtından bıçaklaması doğru değil. Bunu ancak düşmanlar yapabilir.”
  • Bazı hasta adamlar develerin sırtında inliyordu.
  • Sırtınızı ovmamı ister misiniz?
  • Biri sırtıma tekme attı.
  • “Batı âlemi Türkiye'den vazgeçemez, bizi yalnız bırakamaz, askeri ihtiyaçlarımıza sırt çeviremez...”
  • “Pardösüyü sırtıma geçirdim.”
  • Sırtına özen göster.
  • Ben düştükten sonra sırtım incindi.
  • Sırtını nasıl incittin?
  • Sırtımı kaşıyabilir misin?
  • “Anladım ki hayat savaşının birinci büyük dönümünde Ayşe'nin sırtı yere gelmişti.”
  • Sırtına bir şey almadan sokağa fırladı.
  • Sırtım hala ağrıyor.
  • Ali beni sırtımdan hançerledi.
  • Sırtıma biraz güneş kremi sürer misin?
  • Onun sırtını kaşıma ve tırnaklarını yeme alışkanlığı vardı.
  • Sırtımda bir ağrım var.
  • “Çelişki içinde konuşur ve sırtında yumurta küfesi olmadığından dün ak dediğine bugün rahatlıkla kara diyebilir.”
  • “Kocaman duvara sırtını vererek üstüne zencefil ve tarçın serpilmiş salep içerlerdi.”
 

Sırtı ile ilgili Atasözü veya Deyim

(birine) sırtını dayamak (veya vermek) : bir yere dayanmak, yaslanmak güçlü birine, bir yere güvenmek.

kabahat samur kürk olsa kimse sırtına almaz : “hiç kimse suçlu olduğunu kabul etmek istemez” anlamında kullanılan bir söz.

karnı tok, sırtı pek : geçim sıkıntısı olmayan insanlar için kullanılan bir söz.

karnı tok sırtı pek olmak : geçimi iyi olmak, para sıkıntısı olmamak.

sandıktaki sırtında, ambardaki karnında : “nesi varsa giyer, nesi varsa yer” anlamında kullanılan bir söz.

sırt (veya sırtını) çevirmek : bir şeye veya birine önem vermemek bir şeyden veya bir kimseden desteğini, ilgisini kesmek birine darılmak.

sırtı kaşınmak : dayak yemeyi hak edecek davranışta bulunmak.

sırtı yere gelmek : yenilmek, alt olmak.

sırtı yere gelmemek : sarsılmamak, yerinden düşürülememek, güçlü olmak.

sırtına almak : yüklenmek, çuvalı sırtına aldı bir giyeceği giymek veya sırtına örtmek.

sırtına geçirmek : bir şeyi giymek.

sırtında yumurta küfesi olmamak : eski düşünce ve yönünü kolayca değiştirmek veya sözünden caymakta sakınca görmemek.

sırtından atmak : başından savmak veya birinin, bir şeyin sorumluluğunu, yükünü üzerine almamak.

sırtından bıçaklamak : ihanet etmek.

sırtını dönmek : sırt çevirmek.

yetimi okşamışlar, vay sırtım demiş : öksüzün karnına vurmuşlar (öksüzü dövmüşler) “vay arkam” demiş.

Sırtı anlamı, kısaca tanımı

Sırt : Omurgalı ya da omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm. Kesici araçların kesmeyen kenarı. Bir şeyin üstü, üst bölümü. Dağların veya tepelerin üst bölümü. İnsanın üstü. Dikilmiş veya ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm. İnsanlarda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm, göğüs karşıtı

 

Balık sırtı : Yazma kenarına işlenen bir oya türü. (Yalvaç Isparta).

Balık sırtı eye : Sırtı yuvarlak, altı düz bir çeşit eye.

Bıçak sırtı denge : Harrod-Domar büyüme modelinde beklenen büyüme oranının arzu edilen büyüme oranına eşit olduğu, ancak en ufak bir sapma halinde dengenin yeniden oluşamadığı durum.

Dil ortası veya dil sırtı abanığı : Dilin üst ortasının abanmasıyla çıkan abanık.

Döğen sırtı : Döveni hayvana bağlayan ağaç çubuk.

Karnı sırtına gelmek : Altüst olmak, tersine dönmek : İşin karnı sırtına geldi.

Sırtı kara : Lüferin en büyük boyluklarına verilen özel bir ad.

Sırtık : Yüzsüz, utanmaz (çocuk için).

Sırtının üstünden görmek : Yararını görmemek (ilenç).

Sırtınkılıç : Bukalemun.

Sırtısıra : Arkasından, izinden.

Sırtıyarma : Sığırlarda görülen bir hastalık, şarbon hastalığı.

Testere sırtı : Testere lamasının diş açılmamış uzun kenarı.

Yimeği sırtına dutmak : İşçinin yiyecek sorununu üstlenmemek.: Benim yemek yapacak halim mi var ? Yimeği sırtına dut ırgatların.

Bıçak sırtı : Bıçağın keskin olmayan ters yanı.

Dalga sırtı : Dalganın iki yanındaki çukurlar arasındaki yüksek kesimi.

Evi sırtında : Yeri yurdu olmadan herhangi bir yerde yaşayan. Çok az olan eşyasını hemen yüklenip göçebilen.

Sırtı pek : Kalın giyinmiş.

Sırtı peklik : Sırtı pek olma durumu.

Sırtı sıra : Birinin arkasından, izinden.

Sırtı yufka : İnce giyinmiş. Etkili, güçlü, makam sahibi bir dayanağı, arkası veya yakını olmayan (kimse).

Sırtıkara : Bir tür lüfer.

Diğer dillerde Sırtı anlamı nedir?

İngilizce'de Sırtı ne demek ? : lure