Sağlık nedir, Sağlık ne demek

"Sağlık" ile ilgili cümle

  • "Ayrıca bu dönemde seyircinin haklarını ve sağlığını korumak amacıyla bir de tiyatro yönetmeliği hazırlanmıştır." - M. And
  • "Hatta kilise yetkilileri onun sağlığından endişeye düştüler." - İ. O. Anar

Diğer sözlük anlamları:

Sıhhat, esenlik.

Sağlık isminin anlamı, Sağlık ne demek:

Erkek ismi olarak; Hasta olmama durumu, esenlik. Güvenilir, inanılır olma durumu.

Fransızca'da Sağlık ne demek?:

santé, salubrité

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Aksaray şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Giresun kenti, Görele ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Şanlıurfa kenti, Yardımcı bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Muş şehri, Kızılağaç nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzincan kenti, Refahiye belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Yozgat şehrinde, Musabeyli nahiyesine bağlı bir bölge. Aydın kenti, Akçaova bucağına bağlı bir bölge. İzmir ili, Torbalı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Konya kenti, Cihanbeyli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Konya ili, Kızılören bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

 

Sağlık hakkında bilgiler

Sağlık, sadece hastalık ve sakatlık durumunun olmayışı değil kişinin bedenen ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlığı, "sadece hastalıklardan ve mikroplardan korunma değil, bir bütün olarak fiziki, ruhi ve sosyal açıdan iyi olma hali" olarak açıklar. Yaşayan bir organizmada, organizmanın dengede olduğu bir durum olarak tanımlanabilir. Bu dengeli durumda organizmaya giren ve organizmadan çıkan madde ve enerji miktarı (organizmanın normal büyüme sürecinde kullanılan madde gözardı edildiğinde) yaklaşık olarak eşittir ve organizmanın hayatta kalma beklentisi vardır.

Sağlık ile ilgili Cümleler

  • Sağlık çalışanları ihtiyacı olan insanlara yardım eder.
  • Birkaç saatlik doğum sancısından sonra, güzel sağlıklı bir bebek doğurdu.
  • Benim sağlık sigortam yok.
  • Söylemeye gerek yok, sağlık zenginlikten daha önemlidir.
  • Granola barlarının sağlıklı olduğunu düşünüyorum.
  • Sağlık altından daha değerlidir.
  • Sağlık değerli bir hazinedir, kıymeti sadece hasta olunca bilinir.
  • Sağlık başarı için önemli bir koşuldur.
  • Benim iki yaşındaki oğlum onu beslemeye çalıştığım sağlıklı yiyeceğin bazısını yemeyecek.
  • Sağlık açısından bakıldığında Tokyo böylesine güzel bir yer değil.
  • Yalnızca sağlıklı gıdaları yemeye çalışırım.
  • Sağlık durumum oldukça kötü.
  • Ben sağlıklı kalmak için düzenli olarak spor yaparım.
  • Sağlık en büyük Allah vergisidir.
 

Sağlık anlamı, kısaca tanımı:

Sosyal : Toplumsal.

İyilik : İyi olma durumu, salah. Yarar veya elverişlilik, nimet. Karşılık beklenilmeden yapılmış olan yardım, kayra, lütuf, kerem, ihsan, inayet. Sağlığı yerinde olma durumu, esenlik.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Sağlık olsun : Üzücü bir durum veya bir zarar karşısında avunma sözü olarak söylenen bir söz.

Sağlığında : Yaşamaktayken, yaşarken.

Sağlığınıza : İçki içerken "sağlıklı olmanız dileğiyle içiyorum" anlamında söylenen söz.

Sağlık bilgisi : Sağlığın, hastalanmadan önce korunması ile ilgili bilimsel incelemelerle uğraşan tıp dalı, hijyen.

Sağlık bilimi : Sağlık konularını inceleyen ve araştıran bilim dalı.

Sağlıkevi : Sağlık ocağı.

Sağlık görevlisi : Sağlıkla ilgili kurum ve kuruluşlarda görev yapan kimse.

Sağlık havuzu : İçindeki suyun birtakım düzeneklerle titreştirildiği özel havuz, jakuzi.

Sağlık hizmeti : Sağlık konularını içeren çalışma alanı.

Sağlık karnesi : Sosyal güvenlik kurumları tarafından verilen, emeklilerin, çalışanların ve onların geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimselerin hastalıklarında sağlık giderleri için kullanılan defter.

Sağlık kontrolü : Belli bir bölgede yaşayan kimselerin genel sağlık denetlemelerinin yapılması. Muayeneden sonra hastalığın seyrinin kontrolü.

Sağlık kurulu : Kişi sağlığını inceleyen ve denetleyen hekimler kurulu.

Sağlık memuru : Pansuman, iğne vurma vb. işler yapan kimse.

Sağlık merkezi : Sağlık işlerinin topluca görüldüğü yer.

Sağlık muayenesi : Muayene.

Sağlık ocağı : Mahalle, köy, kasaba vb. idari birimlerde vatandaşın sağlık sorunlarının giderildiği, tedavilerinin yapıldığı devlet kuruluşu, sağlıkevi, dispanser.

Sağlık raporu : Üstleneceği işi yapmaya zihinsel veya bedensel bir engeli olup olmadığını belirten, yetkili kurumlarca düzenlenen resmî belge.

Sağlık sigortası : Hastalık veya ölüm durumunda sigorta şirketinin yardımını sağlayan sigorta anlaşması.

Sağlık taraması : Halk sağlığının düzenli bir biçimde gözden geçirilmesi.

Sağlık yurdu : Şehirlerde veya büyük merkezlerde hastalara bakmak için açılan kuruluş, darüşşifa.

İyilik sağlık : "Nasılsınız?" sorusuna karşılık olarak sağlıklı ve iyi durumda olunduğunu anlatan bir söz, iyilik güzellik.

Başsağlığı : Ölen bir kimsenin yakınlarına ilgi ve yakınlık gösterme.

Can sağlığı : İnsanın sağ ve sağlıklı olması.

Çevre sağlığı : Belli bir çevrede yaşayan kişilerin sağlığını etkileyen dış faktörler ve alınan önlemler.

Halk sağlığı : Bireylerin sağlığının korunmasını konu edinen bilim dalı.

Kamu sağlığı : Bir toplumda büyük halk kitlelerinin sağlık koşulları açısından içinde bulunduğu durum.

Ruh sağlığı : Ruhsal bakımdan sağlıklı olma.

Sağlık bilimleri : Tıp, diş hekimliği, veterinerlik, eczacılık, hemşirelik vb. sağlık konularıyla ilgilenen bilim dallarının ortak adı.

Sağlıklı : Sağlık kurallarına uygun olan, hijyen, hijyenik. Sağlık durumu iyi olan, sağlam, esen, sıhhatli. Sağlığı koruyan. Sağlam, doğru, güvenilir, gerçek.

Sağlıklı yaşam : Sağlık kurallarına dikkat ederek sürdürülen hayat.

Sağlıksal : Sağlıkla ilgili, hijyenik.

Sağlıksız : Sağlık durumu iyi olmayan, sağlığı bozuk, sıhhatsiz. Sağlam, doğru, güvenilir olmayan.

Sağlıksızlık : Sağlıksız olma durumu, sıhhatsizlik.

Ağzına sağlık : Bir sözü yerinde söyleyen kişilere söylenen bir beğenme sözü. yapılmış olan konuşmanın beğenildiğini belirtmek için söylenen söz.

Ayağına sağlık : "gelmen çok memnun etti" anlamında kullanılan bir söz.

Diline sağlık : Ağzına sağlık.

Eline sağlık : El emeği ile güzel bir şey yapana söylenen iyi dilek sözü.

Hastalık sağlık bizim için : "insan sağ, esen olabildiği gibi hasta da olabilir" anlamında kullanılan bir söz.

Her işin başı sağlık : "insanın yapacağı her şey vücut sağlığına bağlıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Üstüme sağlık : Kötü bir durumdan söz ederken konuşanın dinleyene söylediği iyi dilek sözü. şaşma, şaşkınlık belirtmek için kullanılan bir söz. "Tanrı esirgesin, üstümden uzak olsun" anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü.

Birey : Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert. İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can, fert. Bir türün kapsamı içine giren somut varlık. Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri, fert. Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri.

Fiziksel : Genel olarak doğaya, maddeye, nesnelere ilişkin olan, fiziki. Fizikle ilgili olan.

Ruhsal : Ruhla ilgili olan, ruhi, tinsel, psikolojik, psişik. Ruh bilimi ile ilgili, ruh bilimsel, psikolojik.

Vücut : İnsan veya hayvan gövdesi, beden. Var olma, varlık.

Esen : Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim.

Esenlik : Esen olma durumu, sağlık, afiyet, sıhhat, selamet, hastalık karşıtı.

Sıhhat : Doğruluk. Sağlık, esenlik.

Hastalık : Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk. Aşırı düşkünlük, tutku. Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Ruh sağlığının bozulması durumu.

Sağ : Sağlam, esen. Boksta sağ yumrukla vuruş. Vücutta kalbin bulunduğu tarafın karşısında olan, sol karşıtı. Yaşamakta olan. Bu taraftaki yön. Katkısız. Ekonomi ve siyasette gelenekçi (görüş).

Canlı : Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Canlı yayın. Güçlü, etkili. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Canı olan, diri, yaşayan.

Diri : Solmamış, pörsümemiş. Güçlü, zinde. Gereği kadar pişmemiş. Yaşamakta olan, yaşayan, canlı, ölü karşıtı.

Olma : Olmak işi.

Sağlık almak : haber almak.

Sağlık belgesi : Ülkeye girecek veya ülkeden transit geçirilecek hayvan veya hayvansal ürünlerin insan sağlığına zararı olmadığını gösteren ve dışsatımcı ülkelerin ilgili kurul veya resmi yetkelerince verilen belge. Güvencelinin geçindirmekle yükümlü bulunduğu eşi ve çocuklarının sayrılıklarında sağlık yoklama ve bakımlarıyla ilaçları için kullanılan yazılık.

Sağlık çiftekeri : Hastane, sağlık yurtları, fiziksel tedavi yerleri ve kaplıcalarda, kas tutukluklarını, oynakların eylemsizliğini gidermek amacıyla kullanılan bir çifteker türü.

Sağlık eğitimi : Genel sağlık konularının, sağlıkla ilgili davranış ve uygulamaların incelendiği eğitim alanı. Öğrencilere, öğretim programları çerçevesinde verilen bilgiler yanında, önemli sağlık alışkanlık ve becerilerinin kazandırılması için düzenlenen okul içi ve okul dışı çalışmaları kapsayan eğitim.

Sağlık koleji : Ortaokulu bitirmiş kız ve erkek öğrencileri hemşirelik, ebelik, çevre sağlığı, sağlık memurluğu ve radyoloji uzmanlığı dallarından birinde yetiştiren, genellikle yatılı, dört yıllık meslek okulu.

Sağlık koruyumu : Bir ülkeyi bulaşıcı sayırlıklardan korumak için dışardan oraya kuşkulu gelenlerin ayrı bir yerde, yâ da sayrılık olan bir konuttaki kişilerin o konutta belirli bir süre içinde bekletilmesi. Geçici sayrılıktı bir yerden gelen geminin belirli bir süre için yaka ve kıyı ile her çeşit ilişiğinin kesilmesi.

Sağlık nedenleri : İşçi, ya da işverenin iş sözleşmesini bildirimsiz bozabilmesi için yasasında saptanmış olan sağlık durumları.

Sağlık okulu : İlkokulu bitiren kız öğrencileri köy ebeliği ve sağlık bakımı alanlarında yetiştirmek amacıyla açılan üç yıllık parasız yatılı meslek okulu.

Sağlık ölçütü : Uzun ömrün sağlık göstergesi olarak nitelendirilmesi sonucu, insani gelişim dizininde kullanılan ortalama yaşam beklentisi. krş. eğitim ölçütü, gönenç ölçütü

Sağlık topu : Kadın ve ergenler için 2, yetişkinler için 3 kg. ağırlığında ve 28-34 cm. çapında içi kıl dolu deri top.

Diğer dillerde Sağlık anlamı nedir?

İngilizce'de Sağlık ne demek? : adj. health, sanitary, sanitarian, curative, hygienic

n. health, soundness, well being, sense of well being, welfare, fitness

Fransızca'da Sağlık : santé [la]

Almanca'da Sağlık : n. Gesundbrunnen, Gesundheit, Harmlosigkeit, Heil, Sanität, Wohlergehen

Rusça'da Sağlık : n. здоровье (N), сообщение (N), новость (F)