Sağlam nedir, Sağlam ne demek

Sağlam; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Sağlam" ile ilgili cümleler

  • "Sağlam iş. Sağlam para."
  • "Sağlam bu gece perilere karıştım gitti." - H. R. Gürpınar
  • "Böyle sağlam adı nereden bulacaksın." - M. Ş. Esendal
  • "En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı." - F. R. Atay
  • "Hangi evden istedilerse gittim, dama çıktım, akan delik kiremidi buldum, yerine sağlam kiremit koydum." - H. S. Tanrıöver
  • "Zaten bünyesi pek sağlam değildi, sık sık hastalanıyordu." - A. Ümit

Yerel Türkçe anlamı:

Eksiksiz, bütün olarak

Şalgam

Sağlam isminin anlamı, Sağlam ne demek:

Erkek ismi olarak; Sağlıklı. Güvenilirlik. Gerçek, inanılır.

Bilimsel terim anlamı:

Para yönünden saygınlığı olan, borcunu ödeyebilen.

İngilizce'de Sağlam ne demek? Sağlam ingilizcesi nedir?:

solvent

Fransızca'da Sağlam ne demek?:

sain, saine, normal, ale

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Diyarbakır şehrinde, Eğil ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Sağlam anlamı, kısaca tanımı:

 

Sağlam pabuç değil : Bir kimsenin güvenilmez olduğunu belirten bir söz.

Sağlam durmak : Rüşvet, yıldırma gibi durumlara karşı güçlü durabilmek. gücünü, yeteneğini ve cesaretini toplamak.

Sağlama bağlamak : Sağlam kazığa bağlamak.

Sağlam kazığa bağlamak : İşin sonuçlanmasına engel olacak şeyleri ortadan kaldırmak, işin aksamadan yürümesini sağlayacak önlemleri almak.

Sağlam para : Uluslararası para piyasasında kolaylıkla değiştirilebilen ve kuru devamlı koruyan veya yükselen para, sağ para.

Sağlama : Sağlamak işi. Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılmış olan kontrol işlemi, mizan.

Sağlamak : Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Elde etmek, sahip olmak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek.

Sağlamca : Oldukça sağlam, sağlama yakın. (sağla'mca) Sağlam bir biçimde.

Sağlamcı : İşini sağlama bağlayan.

Sağlamcılık : Sağlamcı olma durumu.

Sağlamlama : Sağlamlamak işi.

Sağlamlamak : Sağlam bir duruma getirmek. Bir durumun, bir sözün doğru, gerçek olduğunu kanıtlamak.

Sağlamlaşma : Sağlamlaşmak işi.

Sağlamlaşmak : Sağlam duruma gelmek.

 

Sağlamlaştırma : Sağlamlaştırmak işi.

Sağlamlaştırmak : Sağlam bir duruma getirmek, pekiştirmek.

Sağlamlık : Sağlam olma durumu.

Ahenk sağlamak : Düzene sokmak, birliği sağlamak.

Arkasını sağlama almak : Bir işe başlarken çok güçlü bir destek bulmuş olmak.

Atını sağlam kazığa bağlamak : Eşeğini sağlam kazığa bağlamak.

Dengeyi sağlamak : İki kişi, durum veya olay arasında orta yolu bulmak, uyum sağlamak.

Diline sağlam olmak : Saklanacak konuları açığa vurmamak. kötü söz söylemekten kaçınmak.

Eşeğini sağlam kazığa bağlamak : İşini güven altına almak.

Görüş birliği sağlamak : Aynı görüş ve düşüncede birleşmek.

İşi sağlama almak : İşin gerçekleşmesi ve bozulmaması için gerekli önlemleri almak.

Mutabakat sağlamak : Anlaşmak, uzlaşmak.

Nafaka sağlamak : Geçinecek kadar para temin etmek.

Olanak sağlamak : Bir işin olmasına elverişli ortamı hazırlamak.

Otorite sağlamak : Yetki kurmak veya yetki sahibi olmak.

Uçkuruna sağlam olmak : Cinsel isteklerin tutkunu olmamak, namuslu olmak.

Yere sağlam basmak : Titiz ve dikkatli davranmak.

Dayanıklı : Metanetli, metin, mütehammil. Dayanabilen, sağlam, güçlü, mukavim, zorlu, stabil.

Kola : Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Kolalama. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata).

Bozulma : Bozulmak işi.

Yıkılma : Yıkılmak işi.

Stabil : Düz. Oturmuş. Kararlı, değişmez. Dayanıklı, sağlam. Dengeli.

Zarar : Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.

Görmemiş : Birdenbire ulaştığı iyi duruma uymayan, görgüsüzce davranan.

Kolay : Kolaylık. Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç ve zor karşıtı. Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe.

Güvenilir : Güven duygusu veren, güvenilen, itimatlı.

Gerçek : Yapay olmayan. Doğruluk. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yalan olmayan. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Gerçeklik. Temel, başlıca, asıl.

Bir : Ancak, yalnız. Bir kez. Sadece. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Beraber. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Eş, aynı, bir boyda.

Her : Önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak biçimde genelleştiren söz.

Muhakkak : Kesinlikle. Doğruluğu, gerçekliği kesin olarak bilinen, gerçekliği kesinleşmiş.

Sağlam açınınık : Bantu dillerinde uçuk ( V. furtive ) diye vasıflanan ve sıfır değerinde olan açınıklara kargı olarak, dayanıklı açınık.

Sağlam alacaklı : Alacağı, bir tutu ya da başka bir biçimde inancaya bağlamış alacaklı.

Sağlam bilgi : İleri sürülen nedenler geçerli olduğu için yanlışlığa düşme korkusu olmaksızın, doğruluğu ya da kesinliği kabul edilen bilgi.

Sağlam borç belgiti : Olağanüstü inancalı belgit. Hazine ve banka borçlanımlarını taşıyan sağlam borç belgitleri.

Sağlam çoğul : Arapçada kırık çoğula karşı olarak, kelime şekli bozulmadan takı ile yapılan çoğul.

Sağlam ödek : Çekici, aktarımcı ya da iligilisinin yüksek saygınlığı olan ödek. .

Sağlama almak : güvenilir bir durumda olmasını sağlamak. İlgili cümle: "“Oyuna gelenlerin işi sağlama almaları dudaklarımdaki gülüşü kurutuverdi.”" N. Hikmet.

Sağlama bölümü : Kitaplığa gereç sağlayıp, dermenin gelişmesinden sorumlu olan bölüm.

Sağlama damgası : Sağlamayla ilgili bilgilerin yazılabilmesi olanağını veren ve genellikle içkapağın arka yüzüne basılan lastik damga.

Sağlama defteri : Devletin gelir ve giderlerini toplu bir halde gösteren defter.

Sağlam ile ilgili Cümleler

  • Sağlam giyin, gece ayazı çok soğuk olur.
  • Bir aptala öğretmeye çalışmak ölü bir adam için tıbbi tedavi sağlamak gibidir.
  • Sağlam kanıta ihtiyacım var.
  • Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.
  • Mayası sağlam değil onun.
  • Sağlam mısın?
  • Karton, kağıttan daha sağlamdır.
  • Gazetelerimizin geri dönüşümünü sağlamaya başladık.
  • Ali kendi geçimini sağlamak zorunda kalmadı hiç.
  • Çoğu bakirenin sağlam bir kızlık zarı vardır.
  • Onlar teröristlere silah sağlamakla suçlandılar.

Diğer dillerde Sağlam anlamı nedir?

İngilizce'de Sağlam ne demek? : adj. sound, safe, whole, hard, firm, fast, strong, healthy, able-bodied, good, secure, secured, valid, sure, gilt edged, bankable, bouncing, calculable, cast iron, consolidated, flat footed, foolproof, foursquare, dyed in grain, granite, granitic, hale

adv. foursquare

Fransızca'da Sağlam : solide, robuste, sûr/e, consistant/e, résistant/e, droit/e, ferme, fort/e, stable, valide

Almanca'da Sağlam : adj. dauerhaft, derb, ehern, eisern, firm, gesund, gründlich, haltbar, handfest, heil, herzhaft, kompakt, konsistent, robust, rustikal, sicher, solide, stabil, stramm, taktfest, tragkräftig, unbeschädigt, wehrhaft

Rusça'da Sağlam : adj. здоровый, сильный, устойчивый, прочный, крепкий, твердый, добротный, фундаментальный, солидный, веский, надежный, целый, невредимый, незадетый, выдержанный, основательный

adv. крепко, наверняка