Safran nedir, Safran ne demek

Safran; bir bitki bilimi terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

Diğer sözlük anlamları:

İçine süt sağılan kap.

Yerel Türkçe anlamı:

Safran, lokum ve ilaç yapımında kullanılan bir bitki

Biyoloji'deki anlamı:

Süsengiller (Iridaceae) familyasına ait, soğanlı, sonbaharda mor çiçek açan bitkiler. Erkek organları toplanıp kurutularak toz hâline getirilir ve boyar madde olarak kullanılır.

İngilizce'de Safran ne demek? Safran ingilizcesi nedir?:

saffron

Osmanlıca Safran ne demek? Safran Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

zafran

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Yalova ilinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Safran hakkında bilgiler

Safran (Crocus sativus), süsengiller (Iridaceae) familyasından, sonbaharda çiçek açan, 20–30 cm boyunda, çiğdem (Crocus) cinsinden soğanlı bir kültür bitkisi ve bu bitkiden elde edilen baharat. Bitkinin yaprakları şeritimsi, mor çiçekleri üç tepeciklidir. Çiçeği ve tepecikleri bitkiye bağlayan yaprak sapı da dahil olmak üzere erkek organları kurutularak özellikle gıda boyası ve tat verici olarak kullanılan safran bitkisi daha çok İspanya, Fransa, İtalya ve İran'da yetiştirilir. Türkiye’de ise safran Safranbolu’da üretilmektedir. Ağırlığına göre dünyanın en pahalı baharatı, (bir gramı 5 ile 6 € arası), olan safranın anavatanı Güneybatı Asya’dır. Yetiştiriciliğine ilk olarak Yunanistan civarında başlanmıştır. Yarım kilogram safran 80.000 çiçekten çıkarılabilir. Kendi ağırlığının 100.000 katı suyu sarı renge boyar.

 

Safran baharatının keskin bir tadı ve iyodoform ya da saman benzeri bir kokusu vardır. Bunların sebebi bileşiminde bulunan pikrokrosin ve safranal kimyasallarıdır. Aynı zamanda içine konduğu yemeklere altın gibi sarı bir renk katan, krosin adı verilen karotenoit bir boya maddesi de içerir. Bu özellikler safranı dünya çapında çok aranan bir baharat yapar. Ayrıca tıpta da kullanılır.

Safran kelimesi Arapça sarı renk anlamına gelen asfar (أَصْفَر) kelimesinden türetilen ve Arapça'da safran baharatı anlamına gelen za’feran (زَعْفَرَان ) kelimesinden kaynaklanarak Latince’ye safranum, İtalyanca'ya zafferano ve İspanyolca'ya azafrán olarak geçmiştir. Daha sonra Fransızca'ya safran ve oradan da İngilizce’ye saffron olarak aktarılmıştır.

 

Kültür bitkisi olan safran C. sativus, sonbaharda çiçek açan ve doğal yaşamda kendi başına bulunmayan çok yıllık bir bitkidir. Sonbaharda çiçek açan Doğu Akdeniz’in Crocus cartwrightianus bitkisinin kısır bir triploid mutantıdır. Botanik araştırmalarına göre C. cartwrightianus bir zamanlar düşünüldüğü gibi Orta Asya’da değil Girit’te ortaya çıkmıştır. Safran bitkisinin ortaya çıkışı ise C. cartwrightianus yetiştiricilerinin daha uzun tepeciklere sahip bitkiler üretebilmek için yaptıkları aşırı yapay seleksiyonun sonucudur. Kısır olmaları nedeniyle safran bitkisinin mor çiçekleri üretken tohum üretemez ve çiçeğin üremesi insana bağlı kalır. Toprak altında kalan ve üreme organı görevini yapan soğanlar toprak kazılarak çıkarılmalı, bölünerek ayrılmalı ve tekrar dikilmelidir. Bir soğan yalnızca bir mevsim yaşar, bölünerek yaklaşık on tane soğancık üretir ve bu soğancıklardan yeni bitkiler ürer. Soğanlar yaklaşık 4,5 cm. çapında küçük kahverengi yuvarlardır ve sık bir hasır şeklinde paralel lifçiklerden oluşmuştur.

Safran ile ilgili Cümleler

  • Hint bayrağına üç renkli bayrak denir, çünkü safran, beyaz ve yeşil, üç renkli çizgileri var.
  • Benim için biraz safran alır mısın?

Safran anlamı, tanımı:

Süsen : Süsengillerden, yaprakları kılıç biçiminde, çiçekleri iri ve mor renkli, güzel görünüşlü ve kokulu, çok yıllık bir süs bitkisi, susam (İris germanica).

Çiçek : Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse.

Açan : Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.

Boyun : Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer. Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım.

Soğanlı : İçinde soğan bulunan, içine soğan doğranmış olan, soğanla pişirilmiş olan.

Kültür : Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme. Tarım. Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi. Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü. Bireyin kazandığı bilgi.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Bitkin : Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın, dermansız.

Tepecik : Çiçek tozunun konmasına yarayan, çiçeklerde dişi organların ucu. Yerden yükseklikleri çok az olan tepeler.

Kurut : Kurutulmuş süt ürünü.

Koku : Güzel kokmak için sürülen esans. Belirti, işaret. Nesnelerden yayılan küçücük zerrelerin burun zarı üzerindeki özel sinirlerde uyandırdığı duygu.

Renk : Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum. Çeşitlilik. Nitelik.

Yalancı safran : Birleşikgillerden, çiçekleri safrana benzeyen bir bitki, papağanyemi, aspur (Carthamus tinctorius).

Hint safranı : Zerdeçal.

Safra : Gemileri ve her boyda deniz aracını dengede tutmak, istenilen su düzeyine kadar batırabilmek için dip bölümlerine konulan ağırlık, balast. Balonlarda bulunan pilotların, yükselmek veya inişi yavaşlatmak istediklerinde attıkları ağırlık. Karaciğerin hazmı kolaylaştırmak için onikiparmak bağırsağına salgıladığı yeşilimsi sarı renkli acı sıvı, öd. Bazı balık ağlarının alt tarafına takılan, ağın su içinde kalmasını sağlayan ağırlık, balast. Sıkıntı, tedirginlik, rahatsızlık veren kimse veya şey.

Safranbolu : Karabük iline bağlı ilçelerden biri.

Bahar : Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar. Baharat. İlkbahar. Gençlik dönemi.

Santimetre : Bir metrenin yüzde biri uzunluğunda bir ölçü birimi, santim (cm).

Yiyecek : Yenmeye elverişli olan her şey. Yenebilen.

İçecek : İçilen her şey, meşrubat.

Vermek : Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Ayırmak, harcamak. Ödemek. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Sahip olmasını sağlamak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Ondan bilmek, atfetmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Bırakmak veya bağışlamak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Dayamak. Satmak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Kazandırmak, katmak. Herhangi bir duruma yol açmak. Yaymak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Doğurmak. Tespit etmek.

Zafran : Safran.

Familya : Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile. Karı, eş. Aile.

Safran semenderi : Kuyruksuz iki yaşamlılar (Urodela) takımının, semendergiller (Salamandridae) familyasından, Avrupa ve Anadolu'da yaşayan bir tür. (Triturus crocatus) :Kuyruklular (Urodela) takımının semendergiller (Salamandridae) familyasından bir amfibyum türü. Avrupa ve Anadoluda yaşar.

Diğer dillerde Safran anlamı nedir?

İngilizce'de Safran ne demek? : [SAFRAN] n. saffron, species of crocus plant bearing orange stigmas and purple flowers, spice and food coloring derived from the stigmas of the saffron crocus

n. saffron, species of crocus plant bearing orange stigmas and purple flowers; spice and food coloring derived from the stigmas of the saffron crocus

adj. saffron, having a yellowish-orange coloring

Fransızca'da Safran : [le] safran

Almanca'da Safran : n. Krokus, Kurkuma, Safran

Rusça'da Safran : n. шафран (M)