Sahip nedir, Sahip ne demek

Sahip; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Sahip" ile ilgili cümleler

  • "Bilgi sahibi. Zevk sahibi."

Yerel Türkçe anlamı:

Sahip, bk. sahav, sâhip, sâp

Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: iye]

Sahip isminin anlamı, Sahip ne demek:

Erkek ismi olarak; İye, sahip. Koruyan gözeten. Bir iş yapmış olan. Herhangi bir niteliği olan.

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Kastamonu şehrinde, Kuzyaka nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Sahip hakkında bilgiler

Sahip, Türk rock müzik grubu Kurban'ın 23 Mart 2010'da çıkardıkları dördüncü stüdyo albümüdür. Albüm 11 parçadan oluşmaktadır.

Sahip ile ilgili Cümleler

  • Sahip olduğu az parayı ona verdi.
  • Jüpiter'in uydularından biri olan İo, üzerinde aktif volkanlara sahiptir.
  • Bu sahip olduğum tek şey.
  • Sahip olduğu her şeyle birlikte evi terk etti.
  • Sahip olduğu azıcık parayı çocuğa verdi.
  • Sahip olduğu tüm paraya rağmen, o mutlu değil.
  • Sahip olduğu parayı sana verecek.
  • Ali büyük bir potansiyele sahiptir.
  • Sahip olduğu azıcık parasını kaybetti.
  • Ali gerekli deneyime sahiptir.
  • Sahip olduğu her fırsattan yararlandı.
  • Burak bile o eve sahip değildi.
  • Sen şişman değilsin. Sen kıvrımlı hatlara sahipsin.
  • Europa ve Enceladus'un, yüzeylerinin altında sıvı sudan oluşan bir okyanusa sahip oldukları düşünülmektedir.
 

Sahip kısaca anlamı, tanımı:

Sahip çıkmak : Korumak, koruyucu olmak, ilgilenip gözetmek. kendinin olduğunu ileri sürmek.

Sahip kılmak : Sahip olmasını sağlamak.

Sahip olmak : Mülkiyetinde olmak, elinde bulundurmak.

Sahipkıran : Güçlü ve üstün hükümdar.

Sözüne sahip : Söylediğini yerine getiren, sözünü tutan.

Anamal sahibi : Anamalcı.

Dert sahibi : Üzüntüsü, sorunu olan. Hasta.

Ev sahibi : Konuk ağırlayan kimse, kurum, şehir vb. Kiradaki evin sahibi olan kimse veya kurum. Evi veya konutu yasalara göre tasarrufu altında bulunduran, evin sahibi olan kimse.

Görüş sahibi : Görüş veya düşünce ileri süren (kimse).

Hayır sahibi : Hayırsever kimse.

İman sahibi : İnanmış, iman etmiş (kimse).

İmza sahibi : Gazete, dergi vb. yayımlarda, adını kullanarak yazı yazan kimse. Bazı sanat ve meslek kollarında sağlam bir yeri olan, değerini her zaman kabul ettirmiş kimse. Bir yere imza atan kimse.

İş güç sahibi : Bir işi, bir görevi olan (kimse).

 

İtidal sahibi : Soğukkanlı. Ölçülü, ılımlı (kimse).

Kalem sahibi : Yazı yazma konusunda gücünü kanıtlamış olan kimse.

Keramet sahibi : Keramet gösterebilen (kimse).

Kerem sahibi : İyi huylu, cömert (kimse).

Liyakat sahibi : Başarılı, erdemli, yetenekli (kimse).

Mal sahibi : Bir malı kendi mülkiyeti altında bulunduran kimse.

Malumat sahibi : Bilgili.

Sancak sahibi : Donanma, filo ve üs komutanları gibi gemilerine fors çekme hakkı olan askerî personel.

Servet sahibi : Malı mülkü çok olan, varlıklı, zengin.

Söz sahibi : Bir konuda bilgisi veya yetkisi olan (kimse).

Şöhret sahibi : Ün kazanmış (kimse).

Vizyon sahibi : Geniş görüşlü, ileri görüşlü, ufku geniş (kimse).

Sahiplik : Kendisinin olan bir şeyi yasa çerçevesi içinde dilediği gibi kullanabilme hakkını taşıma durumu, iyelik, mülkiyet. Sahip olma durumu.

Sahipsiz : Koruyucusu, gözeteni bulunmayan. Kimsenin malı olmayan, iyesiz.

Sahipsizlik : Sahipsiz olma durumu.

Ev sahipliği : Ev sahibi olma durumu. Konukları ağırlama durumu.

Ev sahipliği yapmak : Herhangi bir toplantının veya etkinliğin düzenlenmesi için gerekli hazırlıkları üstlenerek gerçekleştirmek. konukları güler yüzlü davranıp iyi ağırlamak.

Üstün : Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan.

Mülkiyet : Sahiplik.

Uygun : Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Orantılı, oranlı.

Biçim : Biçme işi. Herhangi bir şeyin benzeri. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Tarz.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Malik : Sahip, iye.

Nitel : Nitelik bakımından, nitelikle ilgili, kalitatif.

Türk : Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse.

Arka : Otururken sırtın dayandığı yer. Arkada olan, arkada bulunan. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Geçmiş, geride kalmış zaman. İnsanın vücudu, bedeni. Geri kalan bölüm. Kayıran, destekleyen. Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Art, peş.

Çıkan : Çıkarma işleminde bütünden alınan sayı.

Sahiplendirme : Sahiplendirmek işi.

Sahiplendirmek : Sahiplenme işini yaptırmak.

Sahiplenebilme : Sahiplenebilmek işi.

Sahiplenebilmek : Sahiplenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Sahiplenme : Sahiplenmek işi.

Sahiplenmek : Bir şeye sahip çıkmak. İlgili cümle: "“Sevdasını, bidayette kıyısından köşesinden paylaşırken, zamanla tamamen sahiplenmiş.”" A. İlhan. mec. Korumak, arka çıkmak, gözetmek.

Sahipli : Bir kimsenin malı olan. mec. Koruyucusu, gözeteni bulunan.

Diğer dillerde Sahip anlamı nedir?

İngilizce'de Sahip ne demek? : adv. endowed with

n. owner, possessor, holder, proprietor, lord, master

Fransızca'da Sahip : propriétaire [le][la]

Almanca'da Sahip : n. Besitzer, Halter, Inhaber

Rusça'da Sahip : n. хозяин (M), владелец (M), обладатель (M), властитель (M), содержатель (M), собственник (M), властелин (M), автор (M), покровитель (M), защитник (M)