Salı nedir, Salı ne demek

  • Pazartesi ile çarşamba arasındaki gün

"Salı" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Pazartesi günleri üst üste iki dersi olduğundan salıları turşuya dönüyordu." - H. Taner

Yerel Türkçe anlamı:

Tarlada bölüm, bölge: Nadas salısı, ekin salısı.

Bir yıl ekilip, bir yıl dinlendirilen tarla.

Kez.

Tabut.

Salı günü.

Heybenin iki gözünü birbirine bağlayan bölüm: Heybenin salısı kısadır.

Yön, yan.

Salı günü.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

(I) bk. sal -2

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Sinop şehrinde, Erfelek belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Salı hakkında bilgiler

Salı, Pazartesi ile Çarşamba arasında haftanın ikinci ya da üçüncü günüdür. Cuma ve Perşembe günleri haftasonu olan ülkelerde haftanın dördüncü günü olarak sayılmaktadır. (Örneğin Arabistan)

Salı gün adı dilimize iki ayrı dilden gelmiştir; ilki Arapça üçüncü gün anlamında Sellase, Selase ثلاثة sözcüğü, ikincisi de Farsça-Süryanice gene üçüncü gün anlamında Seşenbe sözcüğüdür. Eski Türkçe'de bu güne 'üçünç denir.

Salı ile ilgili Cümleler

  • Bağımlılık yapan bütün ilaçlar, beyinde dopamin salınımını arttırır.
  • Salı akşamı hepimiz panikledik.
  • Tutuklular ne zaman salınacak bilmiyorum.
  • Yönetim kurulu teklifi önümüzdeki salı günü tartışacak.
  • Salı günü, hava gerçekten soğuktu.
  • Salı günü gerçekten çok soğuktu.
  • Salı günü Bağımsızlık Günü'dür.
  • Salı günü boş musun?
  • Gelecek salı sabahı yardım etmek için sana güveniyorum.
  • Onlar çarşamba veya perşembe günü değil pazartesi veya salı günü gelebilirler.
  • Önümüzdeki pazartesi ve salı günleri tatil.
  • "Bugün Salı, değil mi?" "Evet." "Neden bu kadar kalabalık?"
  • Salı günü buluşalım.
  • Salı günü hava cidden soğuktu.
 

Salı kısaca anlamı, tanımı:

Pazartesi : Pazar ile salı arasındaki gün.

Çarşamba : Salı ile perşembe arasındaki gün. Samsun iline bağlı ilçelerden biri.

Salık : Tavsiye. Olmuş veya olacak bir olay, bir olgu ile ilgili verilen bilgi, haber.

Salık vermek : Tavsiye etmek. haber vermek.

Salıncak : İki ucundan iki iple veya zincirle yüksek bir yere asılan ve üzerine oturulup sallanılan eğlence aracı. Küçük çocukları uyutmak için beşik yerine kullanılan ve karşılıklı iki yere iple bağlı bulunan asılı yatak.

Salıncakçı : Eğlence yerlerinde salıncak çalıştıran kimse.

Salıncaklı : Salıncak gibi sallanmaya yarar biçimde olan, salıncağı olan.

Salıncaksız : Salıncak olmadan.

Salınım : Düzenli olarak hep aynı konumlardan aynı hızla geçen bir nesnenin hareketi, raks. Salınma işi.

Salınış : Salınma işi.

Salınma : Salınmak işi.

Salınmak : Salma işine konu olmak. Yürürken uyumlu hareketlerle hafifçe bir yandan bir yana eğilmek.

Salıntı : Salınma işi.

Salıntılı : Herhangi bir etkiyle sarsılabilen, sallanabilen. Yürüyüşünde iki yana salınan.

Salıpazarı : Samsun iline bağlı ilçelerden biri.

 

Salıverilme : Salıverilmek işi.

Salıverilmek : Salıverme işine konu olmak.

Salıverme : Salıvermek işi.

Salıvermek : Bırakmak, koyuvermek, serbest bırakmak. Altına etmek.

Alık salık : Aptalca. Aptal.

Beşik salıncak : Bayram yerinde kurulan bir salıncak türü.

Cankurtaran salı : Deniz kazalarında kullanılmak üzere gemilerde bulundurulan sal.

Dizginleri salıvermek : Başıboş bırakmak.

Fişek salıvermek : Ara bozacak söz söylemek.

Kayık salıncak : Bayram yerlerinde kurulan kayık biçiminde salıncak.

Ölü salı : Tabut.

Hafta : Birbiri ardınca gelen yedi günlük dönem.

İkinci : Yeni, bir başka. Değer ve kalitece birinciden sonra gelen. İki sayısının sıra sıfatı. Birinciden sonra gelen kimse veya nesne. Sırada önem bakımından birinciden sonra gelen.

Üçüncü : Üç sayısının sıra sıfatı, sırada ikinciden sonra gelen.

Cuma : Perşembe ile cumartesi arasındaki gün. Cuma namazı.

Perşembe : Ordu iline bağlı ilçelerden biri. Çarşamba ile cuma arasındaki gün.

Ülke : Bir özelliği ön plana çıkarılarak düşünülen bölge. Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket. Devlet.

Dördüncü : Dört sayısının sıra sıfatı, sırada üçüncüden sonra gelen.

İle : Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz. Bazı soyut adlara getirildiğinde "... olarak, ... bir biçimde" anlamında durum zarfları oluşturan bir söz.

Gün : Gündüz. Zaman, sıra. Tarih. Bayram niteliğinde özel gün. Çağ, devir. Güneş ışığı. İyi yaşanmış zaman. Güneş. İçinde bulunulan zaman. Belirli günlerde ev hanımlarının konuk ağırlamak için yaptıkları toplantı. Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre.

Salı uzun : Beli ve kolları uzun.

Salıbeyler : Bolu şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Salıcı : Kendi hayvan ve eşyalarıyla taşıyıcılık yapan. (biyoloji) İstanbul'da bulunmayan kapıkulu süvarilerinin, ulufelerini, zamanından önce alabilmeleri için, belli bir indirim karşılığı kırıp ödeyen kimse.

Salıcık : Malatya şehrinde, Hekimhan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Salıcılık : Bir cismin ışıma erkesi salım gücünün aynı sıcaklıktaki kusursuz kara cisminkine oranı.

Salıcıoğlu : Kastamonu şehrinde, İnebolu ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Salığ : Haber, bilgi

Salığını almah : Bilgi almak

Salığını almak : Bilgi almak.

Salıh : Haber, bilgi Tavsiye. || salıh vermek: tavsiye etmek Sağlık ocağı

Diğer dillerde Salı anlamı nedir?

İngilizce'de Salı ne demek? : [Sali] n. raft, float

n. Tuesday

n. shawl, wrap, wrapper, scarf, throw, mantilla, stole

Fransızca'da Salı : mardi [le]

Almanca'da Salı : Dienstag

Rusça'da Salı : n. вторник (M)