Salgı nedir, Salgı ne demek

Salgı; bir biyoloji terimidir.

"Salgı" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Tükürük bir salgıdır."

Yerel Türkçe anlamı:

Haber, bilgi

Yelpaze.

Havaneli, tokmak, döveç.

Salıncak.

Vergi.

Yemeğin asıl öğesi : Bu yemeğin salgısı fasulyedir.

Sulu yemeğin asıl öğesi: Yemeğin salgısını daha koymadım.

Biyoloji'deki anlamı:

Bir bez veya bez hücresinden meydana getirilip çıkarılan sıvı ya da maddeler. Sekresyon.

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Güneş'ten dışarı doğru madde fırlaması.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Türk cambazının bir becerisi : İp üstünde aşağı doğru eğilerek ipi iki yana sallayıp gezinme.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Salgı bezi tarafından salgılanan madde.

Zooloji alanındaki anlamı:

(karşılık.sekresyon), (Lat. secretio=ayrılma): Gözeler ya da bezler araciyle meydana getirilip göze ya da bezin dışına atılan bir madde ya da sıvı.

İngilizce'de Salgı ne demek? Salgı ingilizcesi nedir?:

secretion, ejection

Osmanlıca Salgı ne demek? Salgı Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

ifrâz

Salgı hakkında bilgiler

 

Bez epiteli ya da salgı epiteli; salgı çıkaran epitel doku çeşididir.

Salgı ile ilgili Cümleler

  • Haiti'de kolera salgını vardı.
  • Salgın hastalık sırasında binlerce insan öldü.
  • Kimse, öldürücü bir salgın gibi dünya çapında bir felaketi önemsememezlik edemez.
  • Salgında çok sayıda insan öldü.
  • Bezler vücuda kimyasal maddeler salgılar.
  • Bağımlılık yapan bütün ilaçlar, beyinde dopamin salgılanmasını arttırır.
  • Böbrek üstü bezleri adrenalin salgılar.
  • Bizim bir salgınımız var.
  • Yeni bir grip salgını var. (Moda mod çeviri böyle ancak bug going around salgın anlamında değilde bir çok insanın hasta olduğu anlamında kullanılır)
  • Salgından gereksiz yere endişelenmeye gerek yok.

Salgı anlamı, kısaca tanımı:

İç salgı : Vücuttaki salgı bezlerinin doğrudan doğruya kana karışmak üzere çıkardıkları salgı, endokrin.

Salgılama : Salgılamak işi.

Salgılamak : Salgı oluşturmak.

Salgılayıcı : Salgı üreten organ veya doku.

Salgılayış : Salgılama işi.

Salgılı : Salgı çıkaran veya üreten.

Salgın : Bir şeyin bir yere girip her yanı kaplaması, istila. Belli bir hareketin, davranışın, sözün toplumda yaygınlaşması. Bir hastalığın veya başka bir durumun yaygınlaşması ve birçok kimseye birden bulaşması, epidemi. Gereğinde herkesten para veya mal olarak toplanan geçici vergi. Kısa zamanda çevredeki insan, hayvan veya bitkilerin büyük bir bölümüne bulaşan, müstevli.

Salgıncı : Salgın toplayan kimse.

Salgınlaşma : Salgınlaşmak işi.

Salgınlaşmak : Salgın durumuna gelmek.

İç salgı bezi : Salgısı bir boşaltım kanalı yerine doğrudan doğruya kana karışan bez.

 

İç salgı bilimi : İç salgı bezlerinin gelişmelerini, işlevlerini, hastalıklarını inceleyen biyoloji ve tıp dalı, endokrinoloji.

İç salgı bilimsel : İç salgı bilimi ile ilgili, endokrinoloji.

Ilgım salgım : Belli belirsiz bir biçimde.

Hücre : İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda.

Vücut : Var olma, varlık. İnsan veya hayvan gövdesi, beden.

Organ : Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş. Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv.

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

Madde : Molekül. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Duyularla algılanabilen nesne. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Bir cismi oluşturan öge, öz. Para, mal vb. ile ilgili şey. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm.

İfraz : Salgı. Bir arazinin bölünmesi, parsellere ayrılması.

Güneş : Gezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi. Güneş ışınlarının ve ısısının etkilediği ortam.

Epitel : Tek veya çok hücreden oluşan, vücudun bütün dış ve iç yüzeylerini kaplayan doku, epitelyum.

Dışarı : Kişinin konutundan ayrı olan yer. Dış çevre, dış yer, hariç, içeri karşıtı. Yurt dışı. Dışa, dış çevreye.

Doğru : Karşı yönünce. Gerçek, hakikat. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. İki nokta arasındaki en kısa çizgi. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Yakın, yakınlarında. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Gerçek, yalan olmayan.

Salgı artımı :

Salgı cebi : (biyoloji)

Salgı dokusu : (botanik)

Salgı epiteli : Bez epiteli.

Salgı granülleri : Işık mikroskobu ile tanecikler hâlinde görülen, salgı yapan hücrelerin sitoplâzmasında bir zarla çevrili salgı maddesi. Sekresyon granülleri.

Salgı kanalcıkları : Birçok bezlerde salgının boşaldığı lümenin salgılama yüzeyini genişletmek üzere bez hücreleri arasına sokularak meydana getirdiği çok ince kanalcıklar. Salgı kapileri.

Salgı keseciği : Ökaryot hücrelerde sitoplâzmada bulunan ve salgılanacak maddeleri taşıyan zarla çevrili küçük kesecikler.

Salgı kisti : Tıkanma kisti.

Salgı kuramı : Davranışın, özellikle de coşkusal davranışın iç salgı bezlerinin etkinlikleri sonucu olduğunu ileri süren görüş.

Salgı tanecikleri : Hücre sitoplazmasında hücre dışına verilmek üzere biriktirilen ünit zarla çevrelenmiş maddeler.

Diğer dillerde Salgı anlamı nedir?

İngilizce'de Salgı ne demek? : adj. secretory

n. secretion, excretion, discharge, humor, humour [Brit.], juice, liquor, backlash

Fransızca'da Salgı : sécrétion [la]

Almanca'da Salgı : n. Absonderung, Inkret, Sekretion

Rusça'da Salgı : n. секреция (F)