Salkım nedir, Salkım ne demek

  • Üzüm gibi, birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan meyve.
  • Topla atılan demir parçaları.
  • Baklagillerden, salkım durumunda mor çiçekler açan ve çoğu asma gibi çardağa sarılan bir tür ağaç ve çiçeği (Wistaria sinensis).
  • Ana saptan çıkan yan çiçekleri, sapları hep aynı uzunlukta olan çiçek durumu

"Salkım" ile ilgili cümle

  • "Bunu görünce Behzat da iki salkım muzu oradakilere dağıtmış." - M. Ş. Esendal

Yerel Türkçe anlamı:

Akasya

Salkım isminin anlamı, Salkım ne demek:

Kız ismi olarak; Üzüm gibi birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan yemiş. Üzerinde kısa saplı dallar bulunan çiçek topluluğu. Akasya.

Bilimsel terim anlamı:

Baskı altında olmadığı için bilince çıkabilen, duygu ile karışık bir düşünce dizgesi.

İngilizce'de Salkım ne demek? Salkım ingilizcesi nedir?:

constellation

Osmanlıca Salkım ne demek? Salkım Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

unkud

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Mardin şehrinde, Şenyurt bucağına bağlı bir bölge. Muğla ili, Kavaklıdere ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Gaziantep şehrinde, Nizip belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Salkım anlamı, kısaca tanımı:

Salkım ağacı : Akasya.

Salkım başak : Tek veya birleşik başakların salkım şeklinde oluşturduğu bitki.

 

Salkım küpe : Değerli taşlardan yapılmış salkım biçiminde küpe.

Salkım saçak : Parçalara ayrılmış biçimde. Kalabalık bir biçimde.

Salkım salkım : Salkım gibi. Salkımlar biçiminde.

Salkım söğüt : Dalları ve yaprakları yere sarkan bir çeşit söğüt (Salix babylonica).

Salkım topu : Çevreye dağılan mermi parçaları atan top.

Morsalkım : Baklagillerden, salkım durumunda mavi, mor, beyaz, pembe renkli çiçekler açan, 20 metreye kadar uzayabilen çok yıllık bir sarmaşık (Wisteria sinensis).

Sarısalkım : Baklagillerden, salkım durumunda sarı çiçekleri bulunan, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir ağaç (Laburnum anagyroides).

Üzüm salkımı : Üzüm tanelerinin dizi dizi bulunduğu salkım.

Salkıma : Salkımak durumu.

Salkımak : Gevşeyip sarkmak, pörsümek.

Baba oğluna bir bağ bağışlamış oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş : "babalar çocukları için büyük fedakârlıklara katlanırlar ancak çocuklar babaları için fedakârlıkta bulunmazlar" anlamında kullanılan bir söz.

Baskıdaki altından askıdaki salkım yeğdir : "kullanılan, işe yarayan değersiz şey, saklanan ve kullanılmayan çok değerli şeyden daha iyidir" anlamında kullanılan bir söz.

Üzüm : Asmanın taze veya kuru olarak yenilen ve salkım durumunda bulunan meyvesi.

 

Meyve : Ürün, sonuç, kâr. Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş.

Çiçek : Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi.

Aynı : Aralarında ayrım olmayan. Eski durumunda kalmış, değişmemiş. Başkası değil, yine o. Benzer.

Uzunluk : Bir şeyin bir uçtan öbür uca kadar olan uzaklığı. Yazının, sözün kapsam yönünden genişliği. İki nokta arasındaki yer aralığının ölçümü, tul. Süre yönünden uzun olma durumu. Bir yüzeyin iki temel boyutundan en büyük olanı, boy, en karşıtı.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır.

Baklagiller : Bakla, fasulye, akasya, keçiboynuzu vb. badıçlı pek çok sebze ve ağacı içine alan, iki çenekli ayrı taç yapraklılardan büyük bir bitki familyası.

Topla : Üç parmaklı dirgen.

Demir : Bu elementten yapılmış. Bu elementten yapılmış parça. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Güçlü, kuvvetli, sert. Çıpa.

Salkım çözümlemeli özellikler : Aralarında anlamlı düzeyde bağıntı gösteren ve kişiliğin görünüşteki örgütlenmesini yansıttığı ya da salkımlı (kümelenmiş) olduğu varsayılan yüzeysel özellikler.

Salkım çözümlemesi : İlişkiye geçirildiğinde anlamlı bağıntılar veren kişilik özelliklerini salt görünüşteki ilişkilerine bakarak salkımlama ya da kümeleme işlemi.

Salkım güvesi : Tırtıl çağında, çiçek tomurcuklarını, korukları ve olgun salkımları yiyerek, bağlara büyük zarar veren küçük kelebek; balgam.

Salkım inci : Türk gölge oyununda yosma tipi. Kanlı Nigar'ın düşmanı; ancak bazı oyunlarda bunların ikisi bir olup dolap çevirirler. Şallı Natır'ın sevgilisidir.

Salkım taşı : Mağaralarda oluşan kalker sarkıt, istalaktit.

Salkımbağı : Adıyaman ili, Kâhta belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Salkımbağlar : Siirt kenti, Bağgöze nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Salkımkara : Keçi ciğerlerinde oluşan bir çeşit öldürücü hastalık.

Salkımküf : Salkımküflüce etkeni çürükçül mantar.

Salkımküfler : Salkımküfün bağlı bulunduğu ilkel mantarlar topluluğu.

Salkım ile ilgili Cümleler

  • Üzümler salkımla yetişir.
  • Senin hikayen ele verir talkımı kendi yutar salkımına çok benziyor.
  • Ali bir salkım üzüm aldı ve onları yedim.

Diğer dillerde Salkım anlamı nedir?

İngilizce'de Salkım ne demek? : n. bunch, cluster, fascicule, fascicle, bunch of grapes, corymb, hand

Fransızca'da Salkım : grappe [la]

Almanca'da Salkım : die Dolde

Rusça'da Salkım : n. кисть (F), гроздь (F), ветка (F), глициния (F)