Salt nedir, Salt ne demek

Salt; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Salt" ile ilgili cümle

  • "Çelişkileri salt geleneklerin, törenin, eğitimin bir sonucu saymışızdır." - A. Ağaoğlu
  • "Sanat adına konuşmakta kendinde hak gören, her konuştuğunu da salt doğrudur diye karşısındakine kabullendirmek isteyen kimseler sardı etrafımızı." - N. Cumalı

Yerel Türkçe anlamı:

Tatsız, yavan.

Deli.

Felsefi anlamı:

Uygulamayla ilişkisi olmayan bilimler. (Ör. salt matematik.)

İçine, kendisine yabancı başka hiç bir şey karışmamış olan ; arı.

Başka bir yetiye bağlı olmayan. (Ör. Descartes'ta salt anlık duyulara gereksinme göstermeyen, böylece de salt olan bilgiyi sağlar.) Salt us (Kant'ta): Deneyden bağımsız, içinde duyudan hiç bir şey bulunmayan us.

Hukuki terim anlamı:

mutlak.

Diğer sözlük anlamları:

Yalnız, sadece.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Deriyle ilişkili lenfoid doku.

İngilizce'de Salt ne demek? Salt ingilizcesi nedir?:

absolute, pure, skin-associatedlymphoid tissue, salt

Fransızca'da Salt ne demek?:

absolu, idiopathique

Osmanlıca Salt ne demek? Salt Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

mutlak

Salt anlamı, tanımı:

 

Salt çoğunluk : Oylamada, yarıdan bir fazla üye sayısının oyuyla sağlanan çoğunluk.

Salt değer : Bir cebirsel sayının, işareti göz önüne alınmaksızın değeri, mutlak değer.

Salt nem : Bir metreküp hava içinde bulunan su buğusu niceliği, mutlak nem.

Salt sıcaklık : -273 °C'yi sıfır olarak alan sıcaklık, mutlak sıcaklık.

Salt sıfır : Salt sıcaklık ölçeğinde -273 °C olan sıfır noktası, mutlak sıfır.

Salta : Gergin duran bir halatı biraz koyuverme işi. Yakasız, iliksiz, kolları bolca bir tür kısa ceket. Köpeğin arka ayakları üzerine ayağa kalkması.

Salta durmak : Köpek arka ayakları üzerine kalkmak.

Saltanat : Bolluk ve zenginlik, gösterişli yaşayış. Birinin bir işte, bir yerde bulunan kimseler üzerindeki egemenliği. Bir ülkede hükümdarın, padişahın, sultanın egemen olması.

Saltanat sürmek : Hükümdarlık etmek. bolluk içinde yaşamak.

Saltanatçı : Saltanat yanlısı olan kimse.

Saltanatçılık : Saltanatçı olma durumu.

Saltanatlı : Gösterişli, görkemli.

Saltanatsız : Gösterişsiz, görkemsiz.

Saltçılık : Hükümdarın bütün siyasal kudreti elinde bulundurduğu yönetim biçimi, mutlakiyet, mutlakçılık.

Saltık : Mutlak. Bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına tam sayılan (bir olgunun niteliği).

 

Salto : Rakibin bedenini kollarıyla birlikte kavrayarak yana veya arkaya savurma, devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu.

Salto atmak : Rakibe salto oyunu uygulamak.

Yabancı : Aynı türden, aynı çeşitten olmayan. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan. Tanınmayan, bilinmeyen, yad. Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge. Başka bir milletle ilgili olan.

Bulunma : Bulunmak işi.

Karışma : Karışmak işi. Düzeni bozulma. Engelleme, araya girme, müdahale.

Yalnızca : (ya'lnızca) Belli durumun, şartın veya işin dışına çıkmaksızın, yalnız, ancak, tek, sırf, salt, sadece. Tek başına. Yalnız olarak.

Salt algı alanı : Takistoskop ya da kronometre ile çok kısa bir süre için gösterilen yazılardan, deneğin algılayabildiği en yüksek harf ya da sözcük sayısını kapsayan alan.

Salt alkol : İçinde hiç su bulunmayan arı etanol.

Salt artık değer : Üretim koşulları aynı kaldığı halde emekçinin çalışma süresinin, yani toplumsal açıdan gerekli emek zamanının uzatılmasıyla elde edilen artık değer. krş. göreli artık değer

Salt baştalık : Bir durgudan sonra gelen cümle ilk kelimenin ilk sesi.

Salt beklem : d bir değişmez ve (…)olmak üzere, X olasılıksal değişkeninin E (…) biçimindeki beklenen değeri.

Salt bilimsel buluşlar : Yapıma uygulama olanağı bulunmayan buluşlar.

Salt bolluk : Gökbilimin istatistik çalışmalarında sık sık kullanılan bir deyim. Bir topluluk içinde, istenilen tek bir çeşidin ne denli bol olduğu. Ele geçen 550 gr. lık bir göktaşının içinde 50 gr. demir varsa ondaki demir bolluğu "50 gr. dır" denir. Bir yıldız tayfında görülen 180 çizgiden 25 tanesi metal çizgisi ise, tayfın metal bolluğu "25" dir. Popülasyon içerisindeki bir balık türünün toplam sayısı.

Salt çağbilimi : Yerbilim oluşlarının yıllarla bekletilmesi.

Salt çıkaç değeri : Bir işlevin aldığı değerlerin en büyüğü.

Salt duyarlık : Ancak algılanabilecek güçteki uyarana karşı gösterilen duyu örgeni duyarlığı.

Salt ile ilgili Cümleler

  • Bugün o, salt gerçeği nasıl ortaya çıkaracağını öğrendi.
  • Cennette hizmet etmektense, Cehennemde saltanat sürmek daha iyidir.
  • O salt melodi bana gençliğimi hatırlattı.
  • Bana yalnızca salt gerçeği anlatman gerekiyor.
  • Nagano 42 'ye karşı 46 oyla Salt Lake City'yi yendi.

Diğer dillerde Salt anlamı nedir?

İngilizce'de Salt ne demek? : n. sodium chloride, common crystalline mineral, table salt; element that provides zest or liveliness; experienced sailor; element that makes an expression poignant or caustic

v. add salt, season with salt; preserve in salt; scatter salt; spice up, make lively; fraudulently place expensive minerals within a mine to make the mine appear valuable

adj. salty, having the flavor of salt; containing salt; preserved with salt; bitter, piquant, sharp

Fransızca'da Salt : exprès/esse, inconditionnél/e

Almanca'da Salt : bloß, lediglich