Samahlaşmak nedir, Samahlaşmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Çekişmek, tartışmak : Çocuklar niçin birbirinizle samahlaşıp duruyorsunuz?.

Samahlaşmak kısaca anlamı, tanımı

Sama : Köpek pisliği. Sünnet düğününde yapılan eğlence. Dabakların deriyi yumuşatmak ve deri üzerindeki pislikleri kabartmak amacıyla kullandıkları köpek pisliği. (Uşak)

Samah : Ucunda alev çıkararak yanan madde bulunan değnek, meşale. Çalgılı, yemekli eğlence. Düğünde yapılan eğlence. Bir kadın, bir erkekle oynanan bir çeşit oyun. Yabani bir yemiş.

Tartışmak : Bir konu üzerinde, birbirine ters olan görüş ve inançları karşılıklı savunmak. Güreşte karşı karşıya durum alıp elle birbirini yoklayarak rakibin zayıf yanlarını aramak. Karşılıklı ağır sözler söyleyerek çekişmek, münakaşa etmek.

Tartışma : Birbirine karşıt düşünceleri karşılıklı savunma. Karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılmış olan çekişme, atışma, ağız dalaşı, dil dalaşı, dil kavgası, ağız kavgası, münakaşa. Bir sorun üzerine sözle veya yazılı olarak karşılıklı, bazen de sertçe savunma.

Çekişmek : İki yönünden karşılıklı çekmek. Üstün gelmek için karşılıklı çabalamak. Bir şeyi birbirine karşı çekmek. Aralarında ad, niyet, kâğıt veya piyango çekmek. Ağız kavgası etmek.

 

Çekişme : Çekişmek işi.

Birbiri : Karşılıklı olarak bir diğeri.

Birbir : Yabancı olmayan, akraba, yakın. Akraba, yakın.

Tartış : Tartma işi.

Tartı : Ağırlık. Yelkenleri indirip kaldırmaya yarayan ip. Oran, ölçü, karar. Tartma aleti, çeki.

Çocuk : Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.

Çekiş : Çekme işi. Bir motorun çekme gücü. Ağız kavgası.

Niçin : Hangi amaçla, hangi sebeple, neden, niye.

Çocu : Çocuğu.

Tart : Kovma, çıkarma. Kalıpta pişen bir tür meyveli pasta.

Çeki : Tartı. Odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan, 225,978 kilogram olan ağırlık ölçü birimi. Kadınların başlarına bağladıkları örtü. Üzüntü, sıkıntı.

Duru : Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.).

Diğer dillerde Salyangozlar anlamı nedir?

İngilizce'de Salyangozlar ne demek ? : snails