Sanayi nedir, Sanayi ne demek

Sanayi; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Yeni teknolojileri uygulamadaki tavırları ve yasal durumları ne olursa olsun büyük, küçük ve orta ölçekli işletmelerin gerçekleştirdikleri her türlü iktisadi etkinlik.

İngilizce'de Sanayi ne demek? Sanayi ingilizcesi nedir?:

industry

Sanayi hakkında bilgiler

[Bakınız: endüstri]

Sanayi ile ilgili Cümleler

  • Bu gelişme aynı zamanda kimya sanayi üzerinde de gittikçe daha büyük bir gölge düşürüyor.
  • Sanayi devrimi bizim ülkede tam manasıyla gerçekleşmedi.
  • Bir sanayi adamı hayatta başarılı olacaktır.
  • Rus Ortodoks Kilisesi ithal ikameci sanayileşmesi için dua edecek.
  • Ülke çok hızlı sanayileşti.
  • Bilgisayar sanayinde çalışan iki erkek kardeşi var.
  • Hükümet, sanayinin gelişmesine yardımcı olmak için yeni bir program başlattı.
  • Sanayileşme çoğu kez kirlilikle birlikte gider.
  • Sanayi devriminden beri dünya nüfusu üç kattan daha fazla arttı.
  • Sanayi Devrimi ilk defa İngiltere'de ortaya çıkmıştır.
  • Bu şehir çelik sanayiinin merkezi.
  • Sanayinin büyüme hızına şaşırdım.
  • Sanayi devrimi İngiltere'de başladı.
  • Sanayi hızla büyüyordu.

Sanayi tanımı, anlamı:

 

Endüstri : Sanayi.

Sanayi bölgesi : Sanayinin yoğun olarak yer aldığı bölge.

Sanayiinefise : Güzel sanatlar.

Sanayi kuruluşu : Sanayi ham maddesini işleyen ve üretim sağlayan kuruluş.

Sanayi odası : Sanayiciler arasında dayanışmayı sağlamak, ortak sorunlarla uğraşmak, yabancı sanayicilerle ilişki kurmak, ortak çıkarları korumak için yasa ile kurulan, tüzel kişiliğe sahip kurum.

Sanayi sitesi : Pek çok sanayi kuruluşunun bir arada bulunduğu semt veya bölge.

Sanayi ülkesi : Ekonomisinin ağırlığını sanayi ürünleri oluşturan ülke.

Sanayi yatırımı : Sermayesini sanayi alanında değerlendiren iş kolu.

Ağır sanayi : Üretim araçları yapan sanayi.

Hafif sanayi : Çeşitli tüketim malları üreten sanayi.

Organize sanayi : Birbirini bütünleyen, değişik sanayi kollarının ve kuruluşlarının oluşturduğu iş alanı.

Yan sanayi : Ana sanayiye yardımcı sanayi kolu.

Sinema sanayisi : Sinema endüstrisi.

Sanayici : Sanayiye önem veren. Herhangi bir sanayi dalına yatırım yapmış olan ve o alanda iş gören kimse.

Sanayicilik : İnsanın sanayiyi tek amaç olarak benimsediği sistem, endüstriyalizm.

Sanayileşme : Sanayileşmek işi, endüstrileşme.

Sanayileşmek : Üretimde makine, tezgâh vb. maddi üretim araçlarına giderek daha çok yer vermek, endüstrileşmek.

 

Sanayileştirme : Sanayileştirmek işi.

Sanayileştirmek : Sanayileşmesini sağlamak.

Yarı sanayileşme : Sanayileşme sistemini tam oturtamamış veya kuramamış olma durumu.

Madde : Para, mal vb. ile ilgili şey. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Duyularla algılanabilen nesne. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Molekül. Bir cismi oluşturan öge, öz. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım.

İşlem : Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür.

Enerji : Manevi güç. Organların çalışabilmesi ve vücut ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin ögelerinin oluşturduğu güç. Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke.

Kaynak : Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü, literatür. Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge. Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz. İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi. Bir şeyin çıktığı yer, menşe. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge, referans. Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi. Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer.

Yaratmak : Olmasına, ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak. Zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak o zamana kadar görülmeyen yeni bir şey ortaya koymak, yapmak. Allah, olmayan bir şeyi var etmek.

Yöntem : Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem, prosedür, politika. Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol, metot.

Araç : Taşıt. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta.

Sanayi bankası : Sanayi kesimi yatırımlarına uzun vadeli kredi veren veya iştirak eden banka.

Sanayi devrimi : 1 yüzyılın sonları ile 1 yüzyılın başları arasında İngiltere’de başlayan lokomotifin ve buhar gücüyle çalışan makine gibi bir dizi buluşla üretim sürecinde emeğin yerini mekanik enerjinin aldığı köklü değişimler. krş. ikinci sanayi devrimi, üçüncü sanayi devrimi

Sanayi dizini : Borsalarda işlem gören ve yalnızca sanayi kesiminde yer alan şirketlerin hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişmeler dikkate alınarak hesaplanan dizin.

Sanayi göçü : Sanayi tesislerinin bulundukları yerlerden ülke içi veya dışındaki başka bir yere taşınması.

Sanayi iktisadı : Aksak rekabet piyasalarında firma davranışlarını, fiyatın oluşum ve değişimini inceleyen; kimi iktisatçılara göre yeni, kimilerine göre ise mikroiktisadın alt dalı olan bir iktisat dalı.

Sanayi iştiraki : Bankaların ticari işletmelere yaptıkları yatırım.

Sanayi kapitalizmi : Kapitalizmin merkantilist aşamasında oluşan büyük miktarlardaki sermaye birikiminin makinelere yatırılması sonucu 1 yüzyılın ortalarında başlayan küresel düzeyde kapitalist üretim biçiminin egemenliğine dayanan ve Marx tarafından zanaat tipi üretimden, iş süreçlerinde ve süreçler arasında karmaşık iş bölümü ve çalışanların görevlerinin tek düzeleştirildiği fabrika üretim sistemine geçilmesi ve bu sistemin yerleşmesi biçiminde tanımlanan aşama. krş. merkantilizm

Sanayi malları : İşletmeler tarafından üretimde girdi olarak kullanılmak ve/veya hanehalkları tarafından sonul mal olarak tüketilmek üzere sanayi kesiminde üretilen mallar.

Sanayi ruhbilimi : Ruhsal araştırmalardan elde edilen ilke ve sonuçların sanayide çalışanların seçimi, yetiştirilmesi ve yönetimi ile ilgili etkinliklere uygulanması ile uğraşan, bu konularda karşılaşılan sorunları inceleyen ruhbilim dalı.

Sanayi üretim dizini : Sanayi kesiminin belirli bir dönemde fiziksel üretim değerlerinde ortaya çıkan değişmeleri gösteren dizin.

Diğer dillerde Sanayi anlamı nedir?

İngilizce'de Sanayi ne demek? : adj. industrial

n. industry

Fransızca'da Sanayi : industrie [la]

Almanca'da Sanayi : n. Industrie, Gewerbe

Rusça'da Sanayi : n. промышленность (F), индустрия (F), производство (N)

adj. промышленный, индустриальный