Sancı nedir, Sancı ne demek

"Sancı" ile ilgili cümle

  • "Ani bir diş ağrısı gibi, manevi bir sancı ruhumu burmaya başladı." - H. C. Yalçın

Yerel Türkçe anlamı:

Ağzından zeytinyağı ve sabunlu su dökülerek iyileştirilen bir çeşit at hastalığı.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Karın organlarının düz kaslarının spazmı sonu ortaya çıkan şiddetli ağrı nöbetleriyle belirgin klinik belirti, kolik. Genellikle sindirim kanalı organlarından, kimi olgularda da idrar kanalı enfeksiyonlarından veya idrar yolları taşlarından köken alır.

İngilizce'de Sancı ne demek? Sancı ingilizcesi nedir?:

colic

Fransızca'da Sancı ne demek?:

péridynie, elancement, colique

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Çorum şehrinde, Alaca belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Sancı kısaca anlamı, tanımı:

Sancısı tutmak : Birdenbire ve şiddetli bir ağrı gelmek. tedirgin olmak.

Sancı otu : Tüylü dalak otu.

Doğum sancısı : Doğum yaparken duyulan sancı. Yeni bir duruma geçilirken çekilen zorluklar.

Sancılanma : Sancılanmak işi.

Sancılanmak : Sancıya tutulmak.

Sancılı : Sıkıntılı. Sancıya tutulan, sancısı olan. Sancı veren.

Sancıma : Sancımak işi.

 

Sancımak : Sancı vermek, ağrımak.

Acı acıyı keser su sancıyı : "bir güçlüğü yenmek için başka bir güç yola başvurulmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Batar : Zatürre.

Nöbet : Sıra, keşik. Sıra ile belirli süre bir yeri bekleme işi. Sıra ile yapılmış olan görev, iş. Kez, defa. Vakit vakit ortaya çıkan aynı türden fizyolojik bozuklukların bütünü. Resmî yerlerde veya önemli kimselerin kapısında belli vakitlerde çalınan mızıka. Hastalık sebebiyle titreme, yüksek ateş.

Sıkıntı : Sorun, mesele, sendrom, problem. Bulunmama durumu. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet.

Sancı çubuğu : Sancılanan hayvanın karnına iyileştirmek inancıyla vurulan çubuk. Zencefil.

Sancı mıhı : Küçük demir çivi.

Sancı oku : Sancılanan hastanın üstünden atıldığında iyileştiğine inanılan hallaç sopası.

Sancılanmağ : Sancılanmak. İvmek, tez davranmak.

Sancılmak : Saplanmak : Karnına kaza ile bıçak sancılmış. 1.Sendelemek. 2.Ayağa kalkıp hızla yönelmek, saldırmak : Kapı açılır açılmaz sancıldı. Batmak, saplanmak: iğne baldırına sancıldı. Batmak, saplanmak. … ile kesilmek.

Sancım : Çalı ağacı.

Sancınık : Sancıya tutulmuş, sancılı

Sancıotu : Bir çeşit bodur çam.

Sancısız : Sancısı olmayan. mec. Sıkıntısız.

 

Sancış : Savaş.

Sancı ile ilgili Cümleler

  • Eğer doğum sancıları insanların dediği kadar acı verseydi, herkesin sadece bir çocuğu olurdu.
  • Bu sancılı olacak.
  • Sancı geri döndü.
  • Birkaç saatlik doğum sancısından sonra, güzel sağlıklı bir bebek doğurdu.
  • Açlık sancım var.
  • Çıplak gözle zor görülebilecek bir tahta kıymığı, Tom'un parmağında çok sancılı bir enfeksiyona neden oldu.
  • Bu son derece sancılıydı.

Diğer dillerde Sancı anlamı nedir?

İngilizce'de Sancı ne demek? : n. pain, colic, gripes, stitch, ache, pang, throe, travail, twinge

v. ache, twinge, shoot

Fransızca'da Sancı : douleur [la], mal [le], colique [la]

Almanca'da Sancı : n. Reißen

Rusça'da Sancı : n. колика: колики (PL), резь (F), схватка: родовые схватки (PL)

adj. колющий