Sandık gözlemcisi nedir, Sandık gözlemcisi ne demek

  • Yapılan seçimin kurallara uygun olup olmadığını sandık başında kontrol eden parti temsilcisi, sandık müşahidi

Sandık gözlemcisi anlamı, kısaca tanımı:

Sandık : Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu. İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası.

Gözlemci : Dikkatle, eleştirici bir gözle gözlem yapan kimse, müşahit. Gözlemevinde gözlem yapan kimse, rasıt. Bir konferans, kongre vb.ne katılan, genellikle söz alma ve önerge verme hakkı olmayan, toplantıları kendi veya başkası adına izleyen kimse, müşahit. Teleskop. Bir karşılaşmayı izleyip kurallara uyulup uyulmadığını bildiren rapor yazmakla görevli kimse.

Gözlem : Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların sebeplerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem. İnceleme sonucu elde edilen değer, müşahede. Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi, müşahede. Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi, rasat. Bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi.

 

Seçim : Seçme işi. Kanunlar, yönetmelikler uyarınca bir veya daha çok aday arasından belli birini veya birkaçını seçme, intihap.

Kural : Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam. Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke.

Uygun : Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Orantılı, oranlı.

Kontrol : Denetçi, kontrolör. Bir şeyin gerçeğe ve aslına uygunluğuna bakma. Yoklama, arama. Denetleme.

Parti : İnsan topluluğu. Armoniyi oluşturan ezgilerden her biri. Tutam. Çok ucuza elde edilen şey, kelepir. Bir araya gelinerek tavla, konken, okey vb. oynanan oyunlardan her biri. Bir yere bölümler hâlinde gönderilmekte olan bir malın veya bir bütünün parçası. Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasal topluluk, fırka. Vurgun, kazanç. Bir kişi, bir kuruluş veya bir topluluğun, çoğu belli bir şeyi kutlamak amacıyla düzenledikleri eğlence. Bazı oyunlarda bir kez. Herhangi bir ürünün tek seferde bir yerden başka bir yere gönderilen bölümü. Bir bütünün parçası, kısım.

Temsilci : Aracı olarak başkasına mal satmakla görevlendirilen ve çoğunlukla yasal çalışma yeri ve elinde malı olmayan kimse. Hak ve görev bakımından birinin veya bir topluluğun adına davranan kimse, mümessil. Benzerlerine örnek olan kimse veya şey.