Sap nedir, Sap ne demek

  • Bitkinin dal, yaprak, çiçek vb. bölümlerini taşıyan, ağaçlarda odunlaşarak gövde durumunu alan bölüm.
  • Bir aracı tutmaya yarayan bölüm.
  • Demet durumundaki ekinler
  • Çiçek veya meyveyi dala bağlayan ince bölüm, sak.
  • Kabza.
  • İplik, tire, ibrişim vb. şeylerde iğneye geçirilen bir dikişlik iplik.
  • Erkek.

"Sap" ile ilgili cümleler

  • "Bir küçük çekmeceden sapı fil dişi bir revolver çıkarmıştı." - S. F. Abasıyanık
  • "Orakçılar gizliden gizliye bu türküyü mırıldanarak saplara tırpan sallıyorlardı." - R. Enis
  • "Armudun sapı. Gülün dikenli sapı."
  • "Bir sap tire. İki sap ibrişim."

Yerel Türkçe anlamı:

Tahıl bitkilerinin başak dahil düz ve dik kısımlarının oluşturduğu yığın

1.İplik tiresi. 2.Bir dikişlik iplik.

Sap// sap saman: erzak (hayvanlar için)

İplik

Dikiş ipliği: Sapı getir de gömleği dikeyim.

Gitar terimi olarak anlamı:

Çalgının sap kısmı.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Taşınabilir alıcıların elde sağlamca tutulabilmesi için altta bulunan çıkıntısı.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Otsu bitkilerin dalcık, yaprak ve bazen çiçek ve meyve gibi kendilerine ait kısımları az miktarda bulunabilen, bitkiyi taşıyan ana kısmı.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Biçilmiş ekin. (Meyvebükü *Güdül -Ankara; Yenikent *Aksaray -Niğde)

 

Buğday yığını. (Eşmeyazı -Kars)

İngilizce'de Sap ne demek? Sap ingilizcesi nedir?:

handle, neck, carrying handle, hand-hold, chopped straw

Fransızca'da Sap ne demek?:

pédoncule

Osmanlıca Sap ne demek? Sap Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

sâk

Sap tanımı, anlamı:

Sap çekmek : Biçilmiş ekini tarladan harmana kaldırmak.

Sap derken saman demek : Belirli ve doyurucu bir düşünce ortaya koyamamak.

Sap gibi : Yalnız, tek başına. çok ince.

Sap yiyip saman sıçmak : Bir olaya kızıp ateş püskürmek. yararsız şeylerle uğraşmak.

Sapına kadar : Tam anlamıyla, bütünüyle.

Sapla samanı karıştırmak : İyi ile kötüyü ayıramamak.

Sapı silik : Kişiliksiz, sözünü dinletemeyen kimse.

Kök sap : Süsende olduğu gibi her yıl kök süren ve yer üstüne sap çıkaran, çok yıllık yer altı gövdesi.

Yapışıcı sap : Duvarlara, ağaçlara yapışarak yükselen sap türü.

Sap sapa : Erkek erkeğe.

Çiçek sapı : Bütün çiçeklerin, üzerinde toplandığı veya bitiştiği sap.

Bir : Bu sayı kadar olan. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sadece. Bir kez. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Ancak, yalnız. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Aynı, benzer. Sayıların ilki. Beraber. Tek.

 

Aracı : Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta.

Bölüm : Çağ, devir. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.

Kabza : Silah, kılıç vb. şeylerde tutulacak yer, tutak, sap.

Demet : Bitki veya çiçek destesi. Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı veya lifli kordon. Bağlanarak oluşturulmuş deste, bağlam. Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu. Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu.

Erkek : Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı. Sözüne güvenilir, mert. Koca. Yetişkin adam, bay, er kişi. Sert, kolay bükülmez. Sperma oluşturan organizma. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı.

Sap açısı : Telli çalgılarda sap gövdeye oturtulurken sapa verilen açı.

Sap arıları : Çoğunluk otsu bitkilerde yaşayan, bu arada çeşitli tarım bitkisi için de zararlı görülen, ince uzun vücutlu ve dar kanatlı yabanıl arılar familyası.

Sap çekme : Biçilen ekini harman yerine götürme işi.

Sap demiri : Bazı telli çalgılarda sap eğriliğini kontrol altında tutarak tel gerilimine karşı yönde direnci sağlamak amacıyla sap içinden geçirilen ve uygun aylan anahtarı ile eğimi ayarlanabilen demir çubuk.

Sap demiri kapağı : Telli çalgılarda sap demiri vidasının bulunduğu yuvayı kapatan kapak.

Sap döner, keser döner, gün gelir hesap döner : “her şey zaman içinde planlandığı gibi gerçekleşmeyebilir” anlamında kullanılan bir söz.

Sap kıvrımı : Telli çalgılardaki tel gerilimine karşı sapa dayanıklılık sağlamak için sap ile kafanın birleştiği yerin arkasında oluşturulan çıkıntı.

Sap saman söylemek : Anlamsız konuşmak

Sap semda : Asla, hiçbir zaman : Sap sémda kişini körmedim.

Sap sinekleri : Kurtçukları ekin saplarında yaşayan, tüysüz, çok küçük yapıda sinekler familyası; ekin sinekleri.

Sap ile ilgili Cümleler

  • Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.
  • Ali sap gibi ortadaydı.
  • Sağdan bir sonraki sokağa sap.

Diğer dillerde Sap anlamı nedir?

İngilizce'de Sap ne demek? : n. juice of a plant, fluid which circulates through a plant; essential body fluid (such as blood); vigor, health, vitality; fool, gullible person (Slang); deep tunnel or trench leading to an enemy's fort (Military)

v. remove sap, drain sap; tire, weaken, exhaust; subvert, undermine; dig a deep trench leading to an enemy's fort (Military)

n. sap, juice, fruit drink

Fransızca'da Sap : tige [la], queue [la], manche [le], poignée [la], (aletde) monture [la], anse [la], pédicule [le], brin [le], oreille [la]

Almanca'da Sap : n. Halm, Stängel, Stiel, Strunk

Rusça'da Sap : n. стебель (M), черенок (M), ручка (F), рукоятка (F), древко (N), моток (M), сноп (M), гриф (M)